Gazze
Senden kalkıp başka ellere gidemem. Rüzgâr ve kuytu, Yağmur ve uykuyduk birbirimize Aklına geldikçe viran teknelerinde sev beni. Gazze'de hava bulutlu on yedi derece, Nem yüzde 16, rüzgâr saatte 13 kilometre. Saldırıda ondokuzuncu gün, yirminci gece. Ölü sayısı binin üstünde, yaralı binlerce. Şimdi önüme dört çöl fotoğrafı koydum. Dört mecaz olsun diye serin, kanlı dünyaya Duygusal konuşmak için şairler var diyor, Ok kadar dallama birileri tv'de Gazze üstüne Yağmurda karda doluda iki kere sev beni, Altüst edilmiş cümleyim ben senin elinde Zalimin rişte-i ikbalini bin ah bile bazen Kesmiyor, gördün işte, delik deşiğim ben. Naylonlara bezlere sarmışlar, büyümeden... Büyümeden allahım bakamam, bakamam onlara... onlar mermiden,,, Bu çocuklar korrrrrrrrkunç Vurulmuş allahım. İnsan; insan ne ki, Şeytanın bacağı kırık kalıyor İnsan derken.
1000Kitap
Allah ona salât ve selâm eylesin. Allahım! Beni fitnelerin şerrinden koru. Bütün meşakkatlerden bana âfiyet ihsan eyle. Benden görünür ve görünmez meydana gelen işleri ıslah eyle. Kalbimi kin ve hasetten temizle. Beni, üzerimde hiçbir kimsenin kul hakkı kalmayan biri eyle!... Allahım! Şüphesiz ben, senin bildiğin şeylerin en güzeline yapışmak, yine senin kötü olarak bildiğin şeyleri terketmek istiyorum. Rızkıma kefil olmanı, yeterli olana kanaat edebilmeyi, her şüpheli şeyden doğru bir izah tarzı bulmayı, her delilde hak olanı gerçekleştirmeyi, öfke ve nza halinde âdil olmayı, kaderin cereyan ettiği işlerde teslim olabilmeyi, zenginlik ve fakirlik halinde iktisatlı davranmayı, sözde ve fiilde tevazu göstermeyi,ciddi veya şaka bütün sözlerde dosdoğru olmayı senden talep ediyorum..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Allahım! Ben senden onun sünnetine sımsıkı sarılmayı lütfetmeni istiyorum. Onun getirdiği (emir ve yasak olan) şeylerden yüzçevirmekten sana sığınıyorum. Allahım! Efendimiz, nebîn, resûlün Muhammed'in (s.a.v) senden istediği hayırlardan ben de istiyorum. Onun sana sığındığı ve şer olan şeylerin hepsinden sana sığınıyorum.
Pazartesi okumasından
43. Allahım! Gece ve gündüzlerin aralıksız devam edip gittiği zaman süresince, gece ve gündüzler boyu sağanak ve ince ince yağan yağmur tanelerinin sayısınca, hiçbir üzüntü olmaksızın biteviye (sürekli olarak) onlara salât eyle.
Salât 'ı Selâm
Allahım! Beni peygamberin Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi veSellem) dinine yapışanlardan, ona tazim ve hürmet edenlerden eyle, kelimesini yüceltenlerden, ahdini ve zimmetini koruyanlardan, taraftarlarına ve davetine yardım edenlerden, tabilerini ve cemaatini çoğalanlardan, topluluğuna karşı vefalı olanlardan, yoluna ve sünnetine muhalefet etmeyenlerden eyle.
Atma Ziya!!!
Ekvatorun sıcak suları iliklerimi yeteri kadar ısıtmamıştı. Sonra ben sıcak toprakları da özlüyordum. Böylece, bir gün, Gine Körfezine saptım ve Annobon Adalarından geçerek Gabon kıyılarına çıktım, Stanlay Pool Irmağı boyunca içerlere doğru yürüdüm, bu arada da timsahlarla Zendar kuşlarını gördüm, yeni bir dostluk örneğini gördüm: Timsahı bilirsiniz. Pek az insan görmüştür timsahı ama bütün insanlar bilir. İlgilenmişiz bu çirkin, bu korkunç yaratıkla işte. Kısacası, mağara gibi ağzını; onu sürüngene benzeten öğürtücü ayaklarını, bir Yale'den çok daha kuvvetli kilitlenen çenesini bilirsiniz. Ama Zendar kuşlarını? İşte bunu hiç sanmıyorum. Adını bile yeni işitiyorsunuz belki de: Timsah ne kadar iğrenç.. Zendar kuşu da o kadar sevimli. Timsah ne kadar çirkin.. Zendar kuşu da o kadar pırıl pırıl, o kadar ışıl ışıl. En tadlı renkler onda. Timsah ne kadar korkunç.. Zendar kuşu da o kadar güzel, o kadar cana yakın. Ve minicik. Stanlay Pool Irmağında, ben, Timsahla Zendar kuşunun dostluğunu da gördüm işte: Dostluğun temeli bu sefer o cici Zendar tembelliği ile timsahın kürdan kullanmayı bilmeyişine dayanıyordu. Veya Timsah kürdan kullanmayı beceremiyordu, aksine de dişleri kovuk kovuktu. Tembellikle beceriksizliğin en sağlam dostluklardan birini doğurabileceğini dramatik, hattā patetik bulacağınız bir sahneden sonra öğrendim: __Stanlay Pool Irmağı Illoba kabilesini on kilometre kadar kuzey doğuya doğru geçtikten sonra gömük bir göle benzer. Ben işte burada, öğleye yakın bir saatte bir timsahın körpecik bir zenciyi kaptığını gördüm. Aradan on dakika ya geçmiş, ya da geçmemişti ki, anasının öğütlerine kulak asmayan bu körpecik, bu derisinin karası yakamozlu arapçıktan sadece iri kemikler kalmıştı. Ve kıyıya kendinden de iğrenç bir keyifle uzanan timsah ağzını
Sayfa 260·Kitabı okudu