Mustafa Kartaltepe

"Bir şey kesin ve bundan daha kesin başka bir şey yok Zenginler daha zengin oluyor, yoksullar da çocuk yapıyor İki arada bir derede..."
Reklam
"Öyle güzel gömlekler ki bunlar," diye hıçkırdı, sesi kalın kumaş yığınının içinde yitip gitti. "Beni hüzünlendiriyor çünkü bu kadar güzel gömlekleri daha önce hiç görmedim."
Gözle görülür biçimde iki evreyi geçmiş, üçüncüsüne giriyordu. Utanmasının ve mantıksızca sevinmesinin ardından onun huzurunda hayranlıkla yanıp tutuşuyordu. Bu fikirle o kadar uzun süre dopdolu yaşamıştı ki, bunu baştan sona hayâl etmiş, akıl almaz bir yoğunlaşmayla deyim yerindeyse dişleri sıkılı beklemişti. Şimdi, verdiği tepki, ileri giden bir saat gibi aşağı doğru koşmaktı.
Daisy'ye bakmaktan bir an için bile vazgeçmemişti ve sanırım evindeki her şeyi; onun verdiği tepkilere göre, yeniden değerlendiriyordu. Kimi kez kendisi de gözünü dikip çevresindeki eşyalarını, Daisy'nin gerçek ve sersemletici varlığı karşısında artık hiçbirisi gerçek değilmiş gibi dalgın biçimde süzüyordu. Bir kere de az kalsın merdivenlerden yuvarlanacaktı.
Mermer basamaklara erişip de kapının içinde ya da dışında, parıltılı elbiselerin uçuştuğunu görmemeyi ya da ağaçlardaki kuşların seslerinden başka bir şey işitmemeyi yadırgadım.
Reklam