Günahın, gafletin ve hatanın temelinde; nefsin hâl ve hareketlerinden hoşnut olmak vardır. Diğer tarafta ibadetin, uyanıklık ve iffetin temelinde de nefisten hoşnut olmamak vardır.
Tedbirli, düşünceli bir insan olsaydın, Allah’ın payı, nefsinin payından sana daha sevimli gelirdi. İlâhî sırlara, ancak eminlik vasfını kazananlar vakıf olabilir. Halbuki sen, nefsine yiyecek ve içecek cinsinden her tür isteğini sunuyorsun. Bunun ötesinde taşıdığın dünya sevgisi ise cabası. Dünyayı seven kişi elbette ihanet etmiştir. Hükümdar ise, ihanet eden kişiyi sırlarına vâkıf kılar mı?
Kalpleri altüst olmuş bir virâneye çeviren biricik sebep, Allah korkusunun az olmasıdır. Sağlam kalp, hiçbir güzelin, kendisini Allah’tan alıkoyamadığı kalptir.
Denilmiştir ki: “Allah dostları toplum tarafından tanındıklarında, belâlardan kurtulamazlar. İnsanlar tarafından tanınıp bilinmeyenler ise halkın içinde rahatça yaşayabilir.”