Alper Tunga Akkuş

Alper Tunga Akkuş
@alpertungaakkus
Ph.D. | Okumayı, anlatmayı gerçekten seviyorum. Bir şeyler keşfetmeyi, paylaşmaktan zevk alıyorum.
Bilgisayar Mühendisi
Doktora
Kocaeli
7 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hep romantik, aşk üstüne kitaplar okumak sizi sıkmıyor mu?
Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Işık Arıyorum
“çok yalnızım, mutsuzum göründüğüm gibi değilim aslında karanlıklarda kaybolmuşum …bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır aradıkça batıyorum karanlık kuyulara kimse duymuyor çığlıklarımı duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor bense insanların bu ilgisizligi karşısında ilgiye susamışım ümidimi yitirmişim biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim herşeye veda edeceğim. … ey iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!”
Şiir
Uyumak yada uyumamak
Uyku ve uyanıklık arasındaki ince çizgideyim. Sanki tebeşirle çizilmiş de, parmağımla kurcaladığımda silinecekmiş gibi. Ama bunu hissederken parmağımı oynatamadığımı fark edebilmek gibi. Yine aynı anda, parmaklarımın uçtuğunu görmek gibi. Sen hiç siyah ve beyazın tam ortasındaki maviyi hissedebildin mi gözlerin kapalıyken? Her an uyanacağını hissettiğin bir anda, bir daha asla uyanamayacakmışçasına yatağa çivilendiğin oldu mu? Hiç sırtına sarıldın mı? Ya da sen, hiç yastığından daha güzel bir sevgiliyle karşılaştığın yanılgısına kapıldın mı?
Felsefe
Yenilmek yada yenilmemek
“Kaybetmeyi bilirsen, hiç yenilmezsin.” Son sözleriydi. Gitti diyorlardı. Komik değil mi? İnsan varlığını dokunuşlarla sınırlayabiliyorlardı. Bu dünyaya gözlerini kapamak, başka bir dünyada uyanışın işareti olamaz mıydı? Kimse bilmiyordu, düşünmüyordu, inanmıyordu. Bazıları birbirini teselli ediyordu sözcükleriyle. Dahası, bu yalana kanıyorlardı. Bir insanın hayatta kapladığı yerin derinliği, sözcüklerle tasvir edilebilir miydi? İşte bunu fark eden kadın ağlıyordu. Sanki gözlerinde bir dünya taşıyordu. Gözyaşları toprağa süzüldü. Toprağa dokunan o son damla, tohuma kavuştu. Bazen bıraktıkların, sen olmaktan çıkıyor. Güneş, çiçeği okşuyor. Ateş böcekleri, güneşi söndürecek kadar parıltılı, eğer hissedebilirsen. Her gün birileri ölüyor. Her gün birileri doğuyor, belki de doğru şekilde ölmeyi bulabilmek için. Oracıkta bir krizantem çiçeği oluşuyor. Bir genç kız, çiçeğin minik yapraklarına dokunuyor. O kız, gözlerinde sanki kainatı taşıyor. Nasıl oluyor da o kız, hala gözlerimde yaşıyor?
Edebiyat
Huzuru bulmak yada bulmamak.
Hayatın en büyük gizli tehlikesi bana göre insan yokuş aşağı dolu düzgün yuvarlanırken ona herşeyi bulanık bir görüntü şeklinde sunup bazı şeyleri unutturmasıdır. Her gün ama her gün aklımızı gündelik, kısa vadeli amaçlarla dolduruyor ve onların peşinde doğan güneş ve ardından gelen gece kararlığında sorgulamadan ayları yılları ve tabii ki bir ömrü yaşıyoruz.Bunun en büyük sebebi yaşamımızın temeline koyduğumuz motivasyonlarımız. Daha başarılı olmak, daha çok para kazanmak, birilerine nispet yapmak, “güya” bir üst seviyede yaşayan zümreye geçiş yapmak, taksitleri ödemek, tekrar yeniden takside girmek, arabayı yenilemek vs. vs. Kısaca “başarı” tanımının karşısına = işareti ile denkleştirdiğimiz tonla meta ve aslında değersiz değerlerle problemin çözümü baştan yanlış yazılıyor hanemize. Ve gittikçe bencilleşiyoruz. En son hangi düşküne yardım ettigimizi hatırlamıyor ama üstüne kendimizi bir yardımsever olarak adlediyoruz. Başkalarının mutluluklarına yüzümüzde gülümseme ama içimizdeki kıskançlık ve hasetlikle bakarken kalbimizin temizliğini çoktan kirliler sepetinin en dip yerine kadrolu yerleştiriyoruz. Üzgünüm. Kendime koyduğum kurallara uymak ve yakıştırdığım “iyi insan” hayalinin yanından bile geçemiyorum. Dolu dizgin herkesle beraber yokuş aşağı yuvarlanırken tek derdim yaşadığım hayat standardını korumak, onu sadece -maddi- anlamda ileriye taşımak dışında hiçbir şey düşünmemek oluyor çoğu zaman. Ama an geliyor bir yolun köşesini geçerken önüme sorular yığılıveriyor. Gerçekte kendimize yakıştırdığımız o -temiz kalpli- insanın ne kadarı ediyoruz? Aynada bile gerçekte kendi görüntümüzü görmediğimizi onun tam tersini gördüğümüzü hatırlayınca, soldan sağa taradığımız saçımızı aslında karşımızdakilere tam tersini gördüğünü farkedince. Kısaca bize gösterdiğinden şüphe
Felsefe