Tarihteki çatışmaların çoğu, kimliklerin tanımıyla ilgilidir. Herkes cinayet işlemenin yanlış olduğunu kabul eder, ancak sadece kendine benzeyenleri öldürmenin "cinayet" sayılacağını, ötekilerden birini öldürmeninse "cinayet" olmadığını düşünür. Ancak kendi zümresindekiler de ötekiler de öznelerarası varlıklardır ve tanımları genellikle mitlere dayanır.
"Savaş, siyasetin başka yollarla sürdürülmesidir." Bu cümle savaşı bir duygu patlaması, kahramanca bir macera ya da ilahi bir ceza gibi görmememiz gerektiğini belirtir. Savaş askeri bir olgu bile değildir; aksine politikanın bir aracıdır. Clausewitz'e göre askeri eylemler, kapsayıcı bir siyasi hedefle uyumlu olmadıkça son derece mantıksızdır.
Para ve itibar arasında göze çarpan ilk fark, para kesin hesaplamalara dayanan matematiksel bir yapıyken, itibar sahasının net sayısal değerlendirmelerle hesaplanmasının son derece güç olmasıdır. [...] Bu şekilde hiçbir şeyin kesin olmaması bir sistem hatası değil, çok önemli bir özellikti. "Hesaplamak" kurnazlık yapmak ve dolap çevirmek demekti. Onurlu davranışların, dışsal ödüllerin peşinde koşmayı değil, içsel bir erdemi yansıtması gerekiyordu.
Teoride, bilginin değerini maddi olarak ölçmek mümkün fakat onu dolara ya da pesoya çevirmek olası değil. İnsanlar istedikleri her şeyi bilgi sayesinde elde edebildiklerinde, paraya neden ihtiyaç duysunlar ki?