nisa⭒

nisa⭒
࣪ ִֶָ☾.
Puan vermedi·116 syf.·
2025 36. kitabı
Bu kitapta Gazzali, düşünme sisteminin Kur'an ve mantık arasındaki ilişkisini de ele alarak özelde Bâtınî birisine genelde ise konuyla ilgilenenlere (havâs) anlatmaktadır. Bu anlatımı diyalog halinde ele almaktadır ve karşı tarafın aklında bir kuşku bırakmayacak şekilde örneklendirmektedir. Bilginin ancak "masum imam" dan öğrenilebileceğini savunan, din konusunda aklın kullanılmasına karşı olan bu grup için Kur'an'dan ayetlerle ve mantık temelli bir epistemolojiyle karşı tarafın doktrinini çürütmektedir. Özellikle mantık ve kelam ilimleriyle ilgilenenler için anlaşılması kolay bir eser.
Düşünmenin Doğru Ölçüsüİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 2023413 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·130 syf.·
2025 26. kitabı
Günümüz insanının içinde bulunduğu bunalımların temelinde hiç şüphesiz ki, pozitivist eğitim ve dünya görüşü, kapitalist düşüncelerin beslediği maddeci hayat anlayışı, dini değerlere sırt çevirmiş maddeci ilim anlayışı ve alemin mekanik açıdan izahı bulunmaktadır. Farklı akademisyenlerin bulunduğu 15 makaleden oluşan kitapta, toplumda bu zihniyetin yerleşmesiyle ortaya çıkan problemlere ve bu problemlerin müssebibi sayılabilecek teorilere ve daha çok ateizm, deizim ve nihilizm gibi sorunlara değinilmektedir. Batı'da ortaya çıkan ve tüm dünyayı saran bu "izm" lerin İslam dünyasına olan etkileri yadsınamayacak derecededir. Bundan dolayı temel noktasında nihilist düşünceyi oluşturan zihinsel ve teolojik zeminin doğru tahlil edilmesi ve buna göre önlemler alınması gerekir. Zira Nietzsche gibi nihilizmin en önemli temsilcileri bile Batı uygarlığının son dört asırlık serüveninin mantıksal sonucunun nihilizm olduğunu söylemesi aslında Müslüman entelektüellere önemli bir uyarı niteliğindedir. Çünkü neticede Batı kültürünün deizm ile başlayan ve ateizmle devam eden bütün seküler başkaldırıları aslında Hristiyanlığa yöneliktir. Kitap, bundan dolayı Müslüman entelektüellerin, İslami tefekkürün manevi boyutunu da inkar etmeden dinin temel meselelerini rasyonel, makul bir şekilde izah etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. + "Tam da istediği her şeye sahip olduğunu, her şeyi anlayıp, hakikati elde ettiğini düşündüğü an, yitirivermiştir varlık ve değerlerini insan. Ziyadesiyle etkili görüntü ve duyguya öylesine maruz kalmıştır ki insan, duygularına ve varlığına yabancılaştığı yerde, nihayetinde varlık ve değerlerine olan inancını da yitirivermiştir. "
Modern Çağın İnanç SorunlarıKolektif · Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2020218 okunma
10/10
·656 syf.·
2025 8. kitabı
Baş karakterimiz Pip, bir gün bilinmeyen birisinden kendisine maddi yardım yapılarak, bir varis tarafından korunma altına alınıyor ve hayatı bir anda değişiyor. Olayları farklı yorumlayan Pip'i bekleyen zorluklar, çaresizlikleri, umutlarının bir bir tükenmesi ve karşılıksız aşkı.. Duygusal yönden zengin olan kitapta insanın 'büyük umutları'nın yaşatabileceği hayal kırıklıklarını, iki yüzlülüğü, sevgisizliği, paranın insanı ne kadar değiştirebileceğini, vefayı, dostluğu, geç kalınmışlığın getirdiği pişmanlıkları etkili bir şekilde anlatmış yazar. Romanın kurgusu merak öğesini bir an bile azaltmıyor. Kurgusal yapısı kadar anlatım tarzını da çok beğendim. Hatta bence yazarın diğer kitabı İki Şehrin Hikâyesi'den daha samimi ve keyifliydi. . "Yaşamınızdan belli bir günü sildiğinizi farz edin, yaşamınızın akışı kim bilir ne kadar farklı olacaktır. Bunu okurken bir dakika durun, sizi çekip götüren zinciri düşünün; ister demirden olsun ister altından, ister çiçeklerden ister dikenlerden örülü olsun... o unutulmaz günlerin birinde ilk halkası yaratılmasaydı, bu zincir belki de size, yaşantınıza hiç dolanmayacaktı!"
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,4bin okunma
9/10
·430 syf.·
2024 56. kitabı
"yardım kabul etmemek onun hastalığının bir parçası" Hayatımızda karşılaştığımız insanlara bakınca, aslında hepsinin yardıma ne kadar muhtaç olduğunu ama bunu bir türlü kendilerine kabul ettiremediklerini görürüz. Kendimize bakınca da öyle, yardıma ihtiyacımız olduğunu kabul etmeyiz/edemeyiz; duygularımızı bastırıp, onları geçiştirip hayatımıza devam ettiğimizi düşünüyoruz ama o bastırılan duygular hayatımızın bir bölümünde tekrar karşımıza çıkıyor. Yardımdan kaçıyoruz çünkü duygularımızı, yaşadıklarımızı bir başkasının bilmesi kimi insanların gözünde kimi insanlara göre güçsüz gözükmemizi sağlayabiliyor. Nietzsche'nin de özellikle üzerinde durduğu noktalardan biri buydu aslında. Çünkü ihanete uğrayacağını, aciz gözükeceğini, yaşadığı şeyleri bir başkasının kendisi üzerinde bir koz olarak kullanabileceğini düşünüyordu tabii burada yaşamış olduğu tecrübelerin de etkisi büyük; bir kere yaşadığı şeyin tekrarlanacağı korkusu var. Bu çoğu insan için de böyledir. Birinden yardım istemeden önce o kişiye güvenebilmeliyiz. Ama tek mesele güvenmek değil. Önemli olan bizim o yardımı ne kadar istediğimiz ya da bunu kendimize kabul ettirebilmemiz. Sonuçta hastalığını kabul etmeyeni doktor iyileştiremez.. "İnsana kimse yardımcı olamaz; insan kendine yardım etme gücünü kendinde bulmalıdır" diyor Nietzsche. Tabii ki bu böyledir sonuçta insanın dönüp dolaşıp önüne açılacağı kapı yine kendisidir ama bunu yapmaya çalışırken bazen kendimizden kaçmamıza da sebep olabiliyor. Duygularımızı bastırıp, onlardan kaçtıkça, onlar biriktikçe yükümüz de artıyor ve bu Nietzsche de olduğu gibi herhangi bir insanda da bir bunalıma sebep olabiliyor. "esnemezsek kırılırız." Kitap, kendi iç dünyamıza dönüp bakmanın önemini hatırlatıyor bize; bazen söylebileceğimiz en cesur şeyin "yardım et" olduğunu.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
9/10
·158 syf.·
2024 45. kitabı
Okurken ne kadar tok olsanız da, açlığı derinden hissettirecek bir kitap. Ara sıra yazabildiği yazıları gazetelere satmasıyla hayatta kalmaya çalışan genç bir yazarın yaşadığı acıları anlatır. Kitapta karakterin geçmişine dair hiç iz yok, bir gün sabah uyanıp da o gün için bir ümit olup olmadığını düşünmesiyle başlıyor. Ne kadar aç, perişan bir halde olsa da dürüstlüğünü koruyan, ekmeğini kötü yolla kazanmaktan imtina eden birisi.. Çektiği acılarla birlikte kitabın başlarında "Yaşamak başkaları kadar benim de hakkım değil miydi?" diyen ana karakterin Tanrı'yı sorgulaması ve O'na isyan etmeye başlaması, kitabın ortalarındaysa Tanrı'dan henüz ümidi kesmeyip, O'na hamd etmesini, kitabın sonlarına doğru da Tanrı'ya başkaldırışını, O'na sırtını dönmesini anlatıyor yazar. "Ölümü candan özlüyorum" diyen karakterin, açlıktan ölme raddesine gelse bile yaşamak için çabalayıp durması ve çektiği acılar, onca sefalet ve çaresizlikleri etkileyici bir şekilde ele alınmış. ⊹Öyleleri vardır ki, ufak tefek şeyler onları yaşatır da sert bir söz onları öldürür. ⊹ Öylesine bitmiştim ki, şimdi eski halimin bir gölgesiydim ancak.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma