İki kutuplu düşünce insanları kategorize ettirir. Kategorize etmek bloklaşmaya sebep olur. Sosyal etkileşime zarar verir, sosyal bağları zayıflatır, toplumsal huzuru, barışı bozar. Kişinin iç barışını bozduğu için bu kişi mutlu değildir zaten. Hep hata odaklı yaşadığı için hep negatifi görür, hep kusurları fark eder. Devamlı gergin yaşar, mutsuzdur, çok yıpranır, çabuk hasta olur. Yorgunluk sendromu diye geçen durumun arkasında hep bu obsesif kişiler vardır. Hep yorgundurlar. Bir iş yaptıkları zaman hep "Yorgunum," diye savunmaya geçerler ve yataklarından çıkmazlar. Aslında kafalarında "ya hep ya hiç" var olduğu için. Devamlı yatma, devamlı yorgunluk... Dinç ve zinde olsalar çalışmaları, yapmaları gerekecek; yaptıklarında ise istedikleri gibi olmuyor. En iyisi hiç çalışmamak deyip devamlı yatarlar, yorgunluk içindedirler. Gerçekte beyinleri onlardan yorulur. Bu kişiler depresyona sık girerler.
İki kutuplu düşünen insanlar mükemmeliyetçi ve obsesif kişilerdir. Bu kişilerin özellikle yakınlardan beklentisi yüksektir, sıfır hata isterler. Bu yüzden sürekli yakınlarını eleştirirler. Dışarıdaki insanlardan sıfır hata beklemezler, onlara karşı daha esnek ve daha hoşgörülüdürler. Bu kişilere el iyisi denir. Mükemmeliyetçilik anlayışları yüzünden evde herkese zor anlar yaşatırlar. Her zaman çoluk çocuğu eleştirir, yerin dibine batırırlar. Dışarıdaki insanlar onlara "Ağzı var, dili yok. Ne kadar iyi bir insan," derken yakınları "Gel de bana sor," der. Bu mükemmeliyetçi kişiler iki kutuplu insanlardır. Bu tarz kişiler, kendi yakınlarına karşı adil olamazlar. Adil olamadıkları için çocuklar onlara hem sevgi hem öfke hissederler.