Yoksul olmak, çirkin olmak ve üstelik zeki olmak, bizim toplumlarimizda insani kasvetli ve hayal bile kurmayacagi kulvarlara mahkûm eder, ki bunlara erkenden alişmakta yarar vardir. Güzellik oldu mu her sey bagislanir, kabalik bile. Zekâ ise sanki kosullarin uygun bir telafisi degil gibidir, doganin en yoksul çocuklarina sundugu bir dengeleyici olarak görülemez, daha ziyade gereksiz bir oyuncaktir, mücevherin degerini yükseltir. Cirkinlik ise zaten daima suçludur ve ben bu trajik yazgiya, hiç aptal olmadigim içi. daha fazla acı çekerek mahkûmdum.
Üç kere okumaya çalıştım, ikisinde yarım bıraktım, çünkü içim acıdı, kendime ne büyük haksızlıklar yapmışım aslında, yavaş yavaş iyileşiyorum, hıza gerek yok zaten.
İçimdeki çocuk öyle bi bastırılmış ki, iyiki Doğan hoca örnekler vermiş, yoksa dedim içimden nasıl konuşçam bu çocukla :d, işin özü, siz ailenizin size söyledikleri değilsiniz ve kendinizi onlara ispat etmek zorunda da değilsiniz.
Siz kendi gerçekliğinizi ispat etmelisiniz.
Son sayfadan bir alıntı: “ Elma ağacı dikildikten bir hafta sonra o ağaçtan elma toplamayı beklerseniz, kendinizi hayal kırıklığına baştan mahkûm etmiş olursunuz”
Zaman ve tevekkül.