Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum, hiçbir yerde kendim gibi olamıyorum, onlar gibi değilim; olamıyorum.. tanımadığım insanların arasında rahat davranamıyorum. Olmuyor, deniyorum ama olmuyor. Kocaman bir yalnızlığın içinden çıkıp bir anda kalabalığın arasına karışamıyorum. Bu çok kötü!
Yalnızdım, kendi dünyama hapsolmuştum. Başkalarıyla iletişim kuramıyordum, kopuktum. Sanki benim varlığımla onlarınki arasında camdan bir duvar varmış gibi onlardan ayrılmıştım, bu duvar beni onların yaşamlarının ve faaliyetlerinin dışına itmişti..
“Bunlar ruhsal olarak kaldırabileceğinden fazlaydı, derin, karanlık bir çukura doğru sürükleniyordu. Keder ve pişmanlık, yeniden yüzeye çıkabileceğine inanamayacağı kadar ağır geliyordu. Bir daha eskisi gibi nasıl olabilirdi ki?”
Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya