… “Aslımız budur bizim unutma. Toprağı sev, sakın satma. Toprak satılmaz unutma.”
Karnını topraktan doyuran, toprağına bağlı, saygılı, hürmetli bir babanın; hırslı, vurdumduymaz, bencil, hak hukuk bilmez, açgözlü evlatları ile olan mücadelesi..
Kutlu, “halk destanı” tarzında kurduğu hikâyede, bir ailenin kuşaklar boyu yaşadıklarını anlatıyor. Kalabalık bir ailenin hayatını merkeze alan Kutlu, diğer hikâyelerinde de olduğu gibi hikâyeyi günlük hayatın unsurlarıyla zenginleştiriyor. İnsana, aileye, topluma “gerçekçi”
ve “merhametli” bir gözle bakan anlatıcı, hikâyeye tarihi bir arka plan da çiziyor.
“Böyledir. Her şeyin aynı şekilde sürüp gideceğini sanırız. Kâinata ve hayata akıl erdirmeye çalışmak boş. Akıl dediğin bir yere kadar. Nasıl gayba inanıyoruz, olup bitenler için şöyledir böyledir demenin bir mânası yok. Teslim olmalı.
(…)
İşte su üzerine bir yazı yazdık, geldik gidiyoruz. Şu gölgede bir miktar dinlendik. Hepsi bu.
İdare edin. Hoşça kalın.”
Mustafa Kutlu’nun kitaplarını her ne kadar severek okusam da bu eseri diğer eserlerinin bir tık altında kalmış ama yinede okumaktan kendimi alamadım..