Dağdım ben, her dağ gibi aşılmam şarttı. Beni aşamayanı yarı yolda komam dağ olmanın şanındandı. Üstelik sıradağdım ben, doruğum bir değil çoktu; bir uçurumu aşanı ikincisi bekliyordu.
İş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi yapıyor, etrafıyla arasında bir yığın münasebet kuruyordu; fakat iş aynı zamanda insanı zapt ediyordu. Ne kadar abes ve manasız olursa olsun bir işin mesuliyetini alan ve benimseyen adam, ister istemez onun dairesinden çıkmıyor, onun mahpusu oluyordu. İnsan kaderinin ve tarihin büyük sırrı burada idi.