Ayşe Gül Kumtas

Puan vermedi·86 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 19:15
“Su Kasidesi”ni okurken hissettiğim şey, kelimelerin su gibi akmasıydı. Başlarda sadece bir doğa betimlemesi gibi görünse de, dizeler ilerledikçe suyun akışıyla kendi iç dünyamın ritmini fark ettim. Her dize, bir damla gibi düşüyor zihnime; kimi zaman serin ve ferahlatıcı, kimi zaman çalkantılı ve düşündürücü. Şair, suyu yalnızca fiziksel bir varlık olarak değil, zamanın, değişimin ve insan ruhunun bir metaforu olarak sunuyor. Suyun kıvrımlarında kendi akışımı, kendi durgunluklarımı, taşkınlıklarımı görüyorum. Sade ama yoğun dil, bana doğanın sessiz gücünü hatırlatıyor; kelimeler çoğu zaman bir fısıltı gibi, ama etkisi derin. Öznel olarak, bu kasideyi okurken hem huzur buldum hem de kendi içimde bir yolculuğa çıktım. Su, burada bir öğe olmaktan çıkıp bir öğretmen, bir ayna ve bir yol arkadaşı haline geliyor. Suyun her hareketi bana, hayatın akışını kabul etmeyi, durgunlukta da taşkınlıkta da kendimle barışık olmayı hatırlattı. “Su Kasidesi”, bana göre yalnızca bir şiir değil; bir meditasyon, bir duraklama, bir nefes alma alanı. Her okuduğumda farklı bir yanımı keşfediyorum; bazen durgun bir göletteki yansıma gibi dingin, bazen dağdan akan bir nehir gibi coşkulu. Ve işte bu yüzden, su sadece bir element değil, bir his, bir deneyim, bir yaşam biçimi oluyor.
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,331 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·110 syf.··
2025 4. kitabı
~ YABANCI İNCELEME YAZISI~ Albert Camus’nun Yabancı romanı, modern insanın dünyayla kurduğu mesafeyi güçlü biçimde yansıtan bir yabancılaşma metnidir. Meursault’nun hayata karşı tepkisiz görünüşü, ilk bakışta neredeyse rahatsız edici bir sadelik taşır. Ancak bu sadelik, Sartre’ın “varoluş özden önce gelir” ilkesinin adeta uç noktada bir örneğini oluşturur. Meursault, toplumun ona dayattığı rollerden kaçar; iyi evlat, aşık adam, ahlaklı birey gibi etiketleri benimsememesiyle Sartre’ın özgür fakat tanımsız insanına yaklaşır. Benim açımdan bu tutum, onun duygusuzluğundan ziyade dünyayı olduğu gibi kabul eden dürüstlüğünü gösterir. Romandaki absürd hava, Camus’nun felsefesini açıkça taşırken, aynı zamanda Sartre’ın Bulantı’sındaki varlığın ağırlığıyla da paralellik kurar. Meursault’nun hiçbir şeyi büyütmeyen, dramatize etmeyen hâli bana hep biraz hem huzur verici hem de rahatsız edici gelmiştir; çünkü biz okurlar, toplumun öğrettiği “normal” tepkileri ondan bekleriz. O ise bu beklentileri boşa çıkararak evrenin anlamsızlığı karşısındaki sakin kabullenişiyle Camus’nun absürd insanını temsil eder. Meursault’nun mahkemede yargılanma biçimi, Sartre’ın “Bakış” kavramının romandaki en çarpıcı yansımasıdır. Toplum onu cinayetten çok, annesinin cenazesinde ağlamadığı için suçlu bulur. Bu bölüm, bence romanın en çarpıcı yerlerinden biridir; çünkü toplumun bir insanı ne kadar kolayca yeniden tanımlayabildiğini görürüz. Sartre’ın “Cehennem başkalarıdır” sözü burada tamamen somutlaşır: Meursault, aslında toplumun ona yapıştırdığı etiketlerle cezalandırılır. Romanın sonunda ise Meursault’nun ölümü kabullenişi, hem Camus’nun absürd başkaldırısını hem de Sartre’ın özgür seçimini aynı anda barındırır. Papazı reddetmesi, toplumun son bir defa ona dayatmak istediği anlamı da geri
Duygu ve Düşünce
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
9/10
·290 syf.··
2025 3. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 21:42
Nathaniel Hawthorne’un Kırmızı Leke romanını okurken, sadece bir kadının toplumla mücadelesini değil, insanın kendi vicdanıyla olan savaşını da gördüm. Hester Prynne, bana göre edebiyatın en güçlü kadın karakterlerinden biri. Onu toplum dışlasa da, o kendi içindeki gücüyle ayakta kalıyor. Göğsüne işlenen “A” harfi, zamanla bir utanç simgesinden çok bir direniş nişanına dönüşüyor. Bu dönüşüm beni en çok etkileyen kısımdı. Romanda herkesin bir maskesi var. Din adamı Dimmesdale’in içsel çöküşü, bana insanların en çok kendilerinden saklandığını hatırlattı. Hawthorne’un dili bazen ağır ama kelimelerinin ardında derin bir sessizlik, bir utanç ve bir merhamet duygusu var. Özellikle toplumun yargılayıcılığına karşı Hester’in sessiz başkaldırısı, bana bireysel özgürlüğün ne kadar bedel istediğini düşündürdü. “Kırmızı Leke”, bana göre sadece bir klasik değil, hâlâ günümüzde de geçerliliğini koruyan bir hikâye. Toplumun kuralları değişse de, insanların birbirini yargılama biçimi çok benzer.
Kırmızı LekeNathaniel Hawthorne · İletişim Yayınları · 20241,342 okunma
8/10
·454 syf.··
2025 2. kitabı
Kısa bir inceleme yapacağım,Şeffaf beni Stephen King ile tanıştırdı.Kalınlığı gözümü korkutsa da akıcı bir eserdi.İsmi de zaten konusunun derinliğine hitaben konulmuş bir eserdi.Okumanızı tavsiye ediyorum.
ŞeffafStephen King · Altın Kitaplar · 1988782 okunma
9/10
·49 syf.··
2024 3. kitabı
Kibrine yenilen ve Tanrı ile kendisini denk görmekte olan Zacharius Usta'nın hikayesini okuyoruz.Ben bu kadar az sayfada derin bir konunun güçlü imgeler ile işlenmesini çok beğendim.Jules Verne çocukluğumdan itibaren okuduğum ve her seferinde kalbimde güçlü hisler oluşturan bir yazar.Bu kitabı ders niteliği taşımakta,okumanızı tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma