e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
•Leonardo da Vinci•
Leonardo, defterine çocukken yaşadığı bir olayı yazmış, daha doğrusu bir fanteziyi: “Bana öyle geldi ki…” diye başlıyor yazmaya, bu da bahsettiği şeyin bir fantezi olabileceğini getiriyor akla. Beşiğinin üzerine bir akbaba konmuş, kuyruğuyla Leonardo’nun ağzını açmış ve dudaklarına birkaç kez vurmuş. Akbabanın, eski Mısır hiyeroglifinde akbaba başlı tanrıça Mut’un karşılığı olduğunu hatırladım o zaman, bir de “anne”nin karşılığı. Ağzına giren kuyruk, elbette annesinin göğsünü temsil ediyordu ve aynı zamanda penisi, ne de olsa o zamanlar Leonardo annesinin de kendisi gibi bir penisi olduğunu sanıyordu. Evet, şimdi de büyük sanatçının annesine bakalım… İşin aslı iki annesi vardı. Bir açıdan tıpkı sizin gibi. “İnsanın çok fazla annesi olamaz,” demiştiniz. Bunun nedeni iyiyi kötüden ayırabiliyor olmanız mı? O bir şakaydı. Leonardo gayrimeşru bir çocuktu ve bir süre bir köylü kızı olan gerçek annesinin yanında kalmış olması mümkün. Kızcağız yalnızdı ve tüm sevgisini ona veriyor, erotik olarak onu heyecanlandırıyor ve onu eşcinselliğe yöneltiyordu. Sözünüzü kesiyorum, ama size göre her eşcinsel erkeğin arkasında fazlasıyla şefkatli bir anne mevcut. Bu erkek, ilerleyen yıllarda kendini annesinin yerine koyarak, annesinin onu sevdiği gibi sevebilecek bir erkek aramaya başlıyor, değil mi? Bu şekilde olabilir, ama elbette yapısal özelliklerle ilgili de olabilir. Her neyse, Leonardo’nun babası üst sınıftan bir kadınla evlenmiş ve onu da yanlarına almışlar. İşte sizce de Louvre’daki, Virgin and Child with Saint Anne tablosunda Mary ve onun annesi bu yüzden aynı yaşta görünmüyor mu? Ve aynı esrarengiz gülümsemeye sahipler, ne de olsa Leonardo o dönemde gizemli Mona Lisa ile tanışmıştı, onun köylü annesi ile ilgili bilinçaltındaki hatıralarını su yüzüne çıkaran Mona
Psikoloji
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
•Kurt Adam•
1910 yılında, pek çok kez psikiyatri hastanelerine girip çıkan varlıklı, depresif ve takıntılı genç bir Rus aristokrat Freud’un hastası oldu. Psikanaliz yıllarca devam etti. 1918 yılında Freud bu vakaya, Bir Çocukluk Nevrozunun Tarihinden (From the History of an Infantile Neurosis) adlı çalışmasında yer verdi. Hastanın çocukken gördüğü, Freud tarafından son derece yaratıcı, çoğu kişiye göreyse fantastik biçimde yorumlanan rüyası yüzünden, dünya bu hastayı “Kurt Adam” olarak tanıdı. Kurt Adam, Freud’un takipçilerinin bazıları tarafından tedavi edilmeye devam edildi ve uzun bir hayat sürdü. Eğer Freud ona yardım edebildiyse, ki aksini düşünmek için bir neden yok, bunun nedeni, hastanın onda nazik bir baba figürü bulmuş olmasıydı. +... korkunç sorunlarla boğuşuyordu: obsesyonel nevroz, depresyon… Sevgisi anında yok olabiliyordu. Elbette eşcinsellik görüyorum. Ki hayatı boyunca bunu bastırdı. Anal sadist istekler, hizmetçi kızları arkadan yapmaya bayılıyormuş, özellikle de kalçaları büyükse… Çok güzel. Kadınları aşağılamak istiyordu, çünkü çok entelektüel bir kadın olan ablası, o daha üç yaşındayken penisiyle oynayıp onu baştan çıkarmıştı. - O ünlü rüyaya gelelim, rüyayı dört yaşındayken görmüş ve bir daha unutamamış. Özetleyebilir misiniz? + Karyolası camın yanındaymış ve kış mevsimiymiş. Bir ara cam açılmış ve ağacın dallarında oturan kurtlar görmüş. Kurtlar beyazmış ve hiç kıpırdamadan, gözlerini dikmiş ona bakıyorlarmış. Dehşete kapılmış ve çığlık atarak uyanmış. Bakıcısı koşarak yanına gelmiş ve onu sakinleştirmeye çalışmış, ama gördüğü rüya gerçeğe o kadar yakınmış ki bunun sadece bir rüya olduğunu kabul etmesi yıllar sürmüş. Onu en çok etkileyense, kurtların kıpırdamadan durmaları ve o gergin, insanın içine işleyen bakışlarıymış. - Bu kurtların resmini bile
Psikoloji
•Baştan Çıkarma Kuramı•
Bizim bugün istismar dediğimiz, anne babanın çocuğu baştan çıkarması teorinizden sizi vazgeçiren ne oldu? Kısmen cinsel fantezinin benim için olan önemini yavaş yavaş fark etmem, kısmen de taciz suçlaması ile gelen hasta sayısının fazlalığı… O kadar sık duyuyordum ki inanmakta güçlük çekiyordum. Nevrozluların tamamı tacize uğramış olamazdı. Kardeşlerimde ve kendimde de nevrotik davranışlar gözlemiştim, ama gayet düzgün bir adam olan babamızın herhangi birimize böyle bir şey yapmış olabileceğine kesinlikle inanmıyordum.
Psikoloji
•Oedipus Kompleksi•
Bu kompleksi nasıl keşfettiğinizi anlatabilir misiniz? Yoksulluk ve başarısızlıkla geçen bir dönemde, kafamda yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Depresiftim ve kendimi bir kenara atılmış gibi hissediyordum. İnsanın böyle donakaldığı dönemlerden bazen de yaratıcılık ve aydınlanma çıkar. Ayrıca babam ölmüştü ve onun yasını tutuyordum. Kendi rüyalarımı analiz etmeye başladım. Babamla ilgili karışık rüyalar görüyordum. Cenazesinin yapılacağı sıralarda gördüğüm bir rüyada törene geç kalıyordum. Oraya gittiğimde “Gözlerini kapamanız rica olunur,” yazan bir not fark ettim. Elbette bir çocuğun, dini görevini yerine getirmesi ve babası öldükten sonra onun gözlerini kapaması gerekir. Ama bu notun aynı zamanda, “seninle ilgili duygularımı bağışlamak için lütfen gözlerini kapa” anlamına da geldiğini hissettim. Aynı anda çocukken anneme dair erotik bilincim de açığa çıktı, Viyana’ya giderken trende onu çıplak görmem gibi. Tüm bunların yanı sıra histerik hastalarım ve onların baştan çıkarılma fantezileri bilincinde olmadan beni etkiliyordu. Sonra bir gün, tam hastalarımdan yaşlı bir kadına iğne yapmak üzereyken, yanlış iğne olduğunu fark ettim; elimdeki iğne kadını öldürebilirdi. Neredeyse ölümcül olan bu hatama, zihnimin yolunu kaybetmiş olması neden olmuştu. Erkek hastalarımdan biri, annesi ile cinsel ilişkiye girdiğine işaret eden bir rüyasından bahsetmişti ve tam iğne yapacağım sırada bunu düşünüyordum. Kadının yanından ayrılırken, beynim ona zarar verebileceğim düşüncesiyle dönüyordu, işte o sırada zihnimde Oedipus kompleksi fikri şimşek gibi çaktı. Eski Yunan oyun yazarlarının da dediği gibi: “Artık gizlenmek yok!
Psikoloji
Hayali söyleşi
Freud: "Hatırladığım renkli bir görüntü daha var: Yokuş aşağı inen bir çayırda sarı çiçekler topluyorduk, sanırım karahindibağ idi, yeğenlerim John ve Pauline ile birlikteydik. Her ikisini de çok severdim. En güzel buketi Pauline yaptı, biz de onun elinden buketi alıp parçaladık. Ağlamaya başladı, sonra da bize doğru yaklaşan köylü bir kadının yanına koştu, kadın ona ekmek verdi. Ergenlik dönemimde, Freiberg’e yeniden gittiğimde, aklıma bu olay geldi ve sarı elbise giyen bir kıza, Gisela’ya aşık oldum. Gisela’nın elbisesini görmemle ortaya çıkan bu çocukluk dönemi anısına, “perde anı” adını veriyorum; perde anılar, başka bir duygusal olayı kısmen ortaya çıkarır, kısmen de gizler. Bu anımda, çiçeklerin parçalanmasının, “kızlık zarının yırtılması”na tekabül ettiğini görmek zor değil; eğimli ya da yokuş aşağı giden doğal manzaralar da annenin bedenine işaret eder."
Psikoloji