e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
Sıradan konuşmaları değerlendiren her zamanki mantığım yok olmuştu. Konuşmaların içeriğinde ne bir entelektüel boyut ne de bir şiirsellik arıyordum,önemli olan ne söylediği değil, söylenenleri onun söylüyor olmasıydı ve ben, onun ağzından çıkan her sözcükte mükemmeli duymaya karar vermiş bulunuyordum. Her anekdotu dinlemeye, çok uzatsa bile esprilerine gülmeye, anlamsız gelse bile yorumlarına severek katılmaya hazırdım. Onun duygularına bütünüyle ortak olabilmek için kendimden vazgeçmeye, Chloe'yi tüm olası benliklerinin derinliklerine izlemeye, her bir anısını listelemeye, çocukluğunun tarihçisi olmaya, tüm aşklarını, korkularını ve nefretlerini öğrenmeye hazırdım...
Sayfa 18·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam

e ❃ ⁂ ❀ ︎

, bir kitap okudu
Puan vermedi·102 syf.·
2023 9. kitabı
Donald Michael Thomas
7.8/10 · 163 okunma
•Ölüm İçgüdüsü•
Ölüm İçgüdüsü. Bu, ilkel benliğin başkalarına ve kişinin kendisine saldırma hazzını –haz ilkesi– arzulamasının ötesinde bir dürtüydü. Birinci Dünya Savaşı ile yaşanan kıyım Freud’un dikkatini giderek medeniyetin daha büyük sorunlarına yöneltmişti: Birey olarak arzu ettiklerimizle, düzen ve sınırlama için duyulan ihtiyaç arasındaki ümitsiz çatışma… Tanrı, hayali bir baba figürüydü; din ise yıkıcı cinsel ve agresif dürtülerimizi frenlenmek zorunda kalmanın sahte tesellisi… Freud, faşizm ile bolşevizmin ortasında kalmış biri olarak hiç de şaşırtıcı olmayacağı üzere, çoğu insanının sevilebilir olmadığını düşünüyordu, ama kendisi her zaman kibar ve canayakın bir insan olarak hayatını sürdürdü. + Ölüm isteği teorimden uzun süre emin olamadım ve çoğu psikanalist de bu teoriyi reddetti. Teoriye agresif bir isteği eklememi kabul ediyorlardı, çünkü zaten elimizde bunun varlığına dair epeyce kanıt vardı. Ama ölüm isteğini kaldırabilmekte güçlük çekiyorlardı. Bu teoriyi ben de tam anlamıyorum. Yardımcı olabilir misiniz? Yaşayan organizma haz arar ya da haz vermeyen durumdan kurtulmak ister. Ancak hastalarımda ve savaş nevrozları kurbanlarında, çok acı veren durumları anımsama ve yeniden yaşama isteği de gördüm. Zihnim, canlı olmayan maddenin canlı maddeye dönüştüğü, o hayali mümkün olmayan ana gitti. Bu durum öyle bir gerilim yaratacaktı ki değişen varlık, inorganik olduğu duruma geri dönüp, değişimi ortadan kaldırmaya çalışacaktı. Belki de aynı şey, zihin ilk geliştiğinde de yaşanıyordu. Dolayısıyla, haz ilkesinin ötesinde, bir istek daha olabilirdi; daha erken dönemlerde yaşanan bir hale dönme isteği –ki nihai noktası “var olunmayan, cansız” haldir. Hamlet’in de ifade ettiği gibi, “Yürekten arzu edilen tamamına erdirme isteği: Ölmek…” Bu takıntıya Tanatos adını verdim, ölme
Psikoloji
•Dişilik Üzerine•
+ ... Onlar için çok üzülüyordum, kocaları rahatça sevgili buluyor ya da fahişelere gidiyorlardı. - Peki bu durumdaki bir kadın ne yapmalı? + Evlilik dışı ilişki yaşamalı. Histerik olmasından çok daha iyidir. Daha önce de söylediğim gibi, ben çok daha özgür bir cinsel hayattan yanayım. ... Dişilik Üzerine” çalışmanızda, kadınları narsist, erkeklerden çok daha kıskanç kişiler olarak tanımlıyorsunuz. Onların yüceltme ve yaratıcılık konusunda –nakış işlemek ve örgü örmek dışında– erkekler kadar kapasiteleri olmadığını iddia ediyorsunuz. Ve adalet duygularının daha az olduğunu belirtiyorsunuz. Kadınları övmek için hep böyle mi bir yol denersiniz? Ama ben erkek ve dişinin, maskülen ve feminen kavramları ile birebir örtüşmediğini ve bizlerin biseksüel olduğumuzu gayet net bir biçimde belirtmiştim. O sırada dinleyiciler arasında bulunan eğitimli kadınlar onları kastetmediğimi anlayacak kadar narsistler zaten. Bunları şimdi söyleseniz feministler sizi linç eder. Bu bahsettiklerim kadınların hoşuna gitmeyebilir, ama Doğa’yı ben yaratmadım ki! Farklı anatomisi ve gelişiminden dolayı erkeğin süper-egosu, yani “üst-beni” daha güçlüdür. Hadım edilme korkusu üzerine hücum ettiği zaman, Oedipus kompleksi yerle bir olur. Babasının yerini almak, penisinin kesilmesi anlamına gelecektir, o nedenle de “Sağ olun, ben almayayım!” der. Bu şok, şiddetli bir süper-ego geliştirmesine yol açar. Bir kızda ise tam tersine, penisinin olmadığını keşfedene kadar Oedipus kompleksi yoktur ve babasından bir bebeği olsun ister. Kız, hadım edilmekten korkmaz, çünkü bunun zaten başına gelmiş olduğunu düşünür… Dolayısıyla, süper-ego geliştirme ihtiyacı duymadan, Oedipus kompleksini devam ettirir. Bu da adalet duygusunun ve kültürel yaratım ihtiyacının daha az olması demektir. Ayrıca penis kıskançlığı
Psikoloji
Neden kadın olmak erkek olmaktan daha zor? Kızlar pek çok değişimden geçmek zorunda kalıyor. Başta her iki cinsiyetin de sevgi nesnesi aynı: Anne. Ama kızlar değişiyor; penisleri olmadığını fark ediyorlar; annelerinin de yok, demek ki bu, kendilerinin hatası. Baba için bebek yapmayı istemeye başladıklarında, anneye kızıyorlar. Anneye karşı geliştirilen bu karşıt-etkileşim uzun süre devam edebiliyor, muhtemelen tüm hayatları boyunca; ama bundan dolayı da suçluluk duyup, telafi etme çabasında aşırıya kaçıyorlar. Sıklıkla babalarına benzeyen bir koca arıyorlar. Çok sık olmasa da ilerleyen yıllarda, kocalarının yerine ilk oğullarını koymaya başlıyorlar! Oğlanın yeni bir cinsel organı, vajinayı keşfetmesiyle beraber bir değişim daha yaşanıyor. Yani, kadın olmak gayet yorucu olabilir. Bazıları asla başaramıyor.
Psikoloji
Reklam