e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
"Kitle Psikolojisi" üzerinde toplanan bilgilerin uzantı­sında, Freud, şöyle bir öngörüde bulunur. Cinsel doyum sağlama amacıyla birbirine gereksinen iki kişi, cinsel bir­leşme için yalnızlığı ararlar, dolayısıyla bu davranışları sürü içgüdüsüne ve kitle duygusuna (Tanrı ve/veya oto­rite tapıncına) karşı bir başkaldırı niteliği taşır. Bu bağlamda, gerçek sevgi hem kitleselleşmeyi hem de dinselleşmeyi yadsır.
Sayfa 261·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam
Freud'un bu ünlü çalışmasının son bölümü belki şöyle toparlanabilir: Kültürel ilerleme için ödediğimiz bedelin, suçluluk duygusunu artırması nedeniyle, mutluluktan çok şey kaybettiğimiz görülmektedir. Bu durum insanlara öylesine yerleşmiştir ki, suçluluk duygusu yerine (artık) suçluluk bilincinden söz edilmeye başlanmıştır. Kül­türel gelişmelerin yarattığı suçluluk duygusu (bilinçdışına bastırılıp) bilinçsiz kaldığı için, sürekli bir sıkıntı, bir doyumsuzluk olarak duyumsanmaktadır. İçgüdüsel doyum eksikliğinin, suçluluk duygusuna ve saldırganlığa yol açabileceği düşüncesi ağırlıktadır. Kültürel gelişme­ nin zorunlu doğası gereği, cinsel yaşamm kısıtlandığını söylenmesi daha anlaşılabilir, kabul edilebilir, ama bunu kutsal" boyutlarda tartışmak kabul edilebilir birşey de­ğildir. İnsan, ancak makul, insancıl bir amaç uğruna mut­luluğundan bazı özverilerde bulunabilir, ama prepsikotik dinsel yanılsamalar uğruna değil. Dindarların, ahlaktan ve vicdandan söz etmelerinden bekledikleri tek şey: "Avuntu”dur. Ben avuntu öneremediğim için bana yapılan suç­ lamalara -daha şimdiden- saygı duyuyorum.
Sayfa 260·Kitabı okudu
•Freud & "Yazgısı Kaçınılmaz Olan Suçluluk Duygusu"•
Freud'da ileri- ki yıllarda, sıklıkla ama özellikle de, 1930 yılında yazacağı "Kültür İçinde Huzursuzluk" yapıtında, "yazgısı kaçınıl­maz olan suçluluk duygusunun" altını çizer. Bu belki de, Goethe'nin de vurguladığı, Prometheuslar'a özgü bir suçluluk duygusudur. Çünkü "insan hiçbir zaman yapılması gerekli şeyleri yeteri kadar yapmamış, ödevlerini (hep) yarım bırakmış" (bir anlamda "yeteri kadar günahkâr ola­madığı" için) Tanrılar tarafından zincirlere vurulmaya ve melankolik acılar içinde ölmeye mahkûm edilmiştir. Bu bağlamda Goethe, Kafka, Freud ve benzerleri korkudan, iç huzursuzluktan yerlerinde duramadıkları, uyuyamadıkla- rı zamanlar, bir tür "şeytanla işbirliği yaparcasına" şeytanın hizmetinde (ve "şeytani bir görev" olarak) yazmışlar, yaratmışlardır. Bu yazarak yaratma -Kafka'nın kanısına göre- Prometheus benzeri bir suçla bir tür ateş çalmadır. Freud hemen hemen tüm çalışmalarnda (en azından satır aralarında) insanın yeteri kadar suçlu ve günahkâr olma­dığı ve de "ateşi gökten çalamadığı için" nevrotik ya da psikotik olduğuna değinir.
Sayfa 243·Kitabı okudu
Psikoloji
•Totem ve Tabu•
Freud'un kanısına göre, totemik inanç sistem, öldü­rülmüş babayla bir tür antlaşma, "gecikmeli boyun eğme"dir.Baba kompleksinde gizli olan çelişkili (ambivalan) düşünce ve duygular, gerek totemizmde gerekse de diğer tektanrılı dinlerde görülür. Tüm dinlerin bir an­lamda temelini oluşturan suçluluk duygusunda, çok kez düşünülmüş/duyumsanmış fakat uygulanma aşamasına konmamış bir saldırganlık (öldürme isteği) üzerinde du­rulur. Burada önemli olan, insanın birini (özellikle de ba­bayı) öldürmesi değil, öldürebilecek kadar ondan nefret etmesi ve bu duygunun insanın bizzat kendisi tarafından bilinmesi/duyumsanmasıdır. Ve bu öldürme isteğini en çok duyanlar, en çok nefret edenler ve gene en çok vicdan sahibi(-ymiş) ya da en dindar(-mış gibi) görülen insanlar olabilmektedir. Freud, antropologların, totem-hayvanın, klanın ilk ata- babaları olduğu yolundaki düşüncelerini, kuramının temel dayanaklarından biri yapmıştır. Bu denklemin, totemizmin kökenine -de- ışık tutabileceğini, Oidipus kompleksinin burada da geçerli olduğunu söylemiş; totemizmde, totem hayvanın, babanın yerine konduğunu düşünmüştür. Burada, "totem yemeği" törenlerinin sonraki dinlerde kur­ban kesimi, "kurban ayini" olarak sürdüğünün saptanma­sı, onun düşüncelerini pekiştirmiştir. Totem yemeğinde, totem hayvan, ancak klanın kararıyla öldürülür ve yenir; hayvana/Tanrı'ya çok saygı gösterilir. Totem yemeği aynı zamanda, kutsal yasakların çiğnenme özgürlüğünün ya­şandığı bayram, karnaval/festival günleridir. Burada­ ki, ata-babaların (Tanrıların), öldürülüp yenmesi, insanlık tarihinde, olasılıkla ilk bayramlar olarak görülmektedir. Totem yemeğinde otoriter, kendisinden korkulan ve aynı zamanda sevilen baba (totem hayvan), erkek kardeşler ve çocuklar tarafından sembolik bir törenle öldürülür. Ba­bayı öldürme suçunun
Sayfa 227-228-229·Kitabı okudu
Psikoloji
•Totem ve Tabu•
Totemizm, bilinen en eski din ve toplumsal sistem olarak, ilk toplumlarda inanç/din ve toplumsal örgütlenmelerin, insanlar arası ilişkilerin temelini oluşturmuştur. Aynı toteme inanan klan/grup/toplum üyeleri birbirlerine yardım etmek ve birbirlerini korumakla yükümlüdürler. Burada, aynı toteme sahip olan ve ona inanan insanların birbirlerini öldürmeleri ve birbirleriyle cinsel ilişki kurmaları kesinlikle yasaklanmıştır. Bu kurala/yasağa uymayanlar, ölümle cezalandırılır. Toplumsal yaşamın temel güvencesi buna bağlı olduğundan, bu ilkeden hiç ödün verilmez. Bunlar, insanlık tarihinin bilinen en eski ve en büyük yasaklarıdır (tabularıdır)... Totemizm, insanın günlük pratik gereksinimlerinden kaynaklanır. Totem bağı aile bağından güçlüdür. Totem kadın/ana çizgisini izler. Anasoyludur. Yeni doğan çocuk anasının toteminden sayılır. Onun adını alır. Margaret Mead'in vurguladığı gibi(zaten) doğada "babalık" diye bir kurum yoktur. Babalık, -sonradan ortaya çıkan- sosyal bir kurum olmuştur. Totem hayvanına klanın/grubun atası -ata hayvan- gözüyle bakılır. Klanın totem hayvan ile mistik birliği, toplumun erkek ve kadın üyelerinin birbiriyle ilişkilerini de düzenler. Totem hayvan, çok özel koşullar dışında öldürülemez, eti yenmez, kanı içilmez. Charles Darwin'in gelişmiş insanımsı maymunların sürü içi ilişkilerini kısmen de olsa kısıtlı olduğunu bildirmesi egzogami olgusunu açıklamak için, Freud'a önemli ipuçları vermiştir... Darwin, gelişmiş insanımsı maymun sürülerinde, sürü yöneticisi konumundaki erkeklerin, son kerte kıskanç ve otoriter oldukalarını, sürü içindeki diğer genç erkek maymunların aynı sürünün -hiç olmazsa kimi- dişileriyle cinsel ilişki kurmalarına olanak tanımadıklarını(...) bu nedenle yönetici erkek maymun ile diğer genç erkek maymunlar
sayfa 226-227·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam