e ❃ ⁂ ❀ ︎

e ❃ ⁂ ❀ ︎
@amass
𝓣 ♡
Bir taraftan Türk boylarının Orta Asya’dan göçünde onlara yol gösteren dişi kurt-Asena mitosu ile Roma şehrinin kuruluşunda şehrin kurucuları Remus ve Romulus’un bir dişi kurt tarafından beslenip büyütülmüş olduklarına ait mitos bu iki ayrı kültürdeki kök benzerliğini bize gösterirken, diğer taraftan, Türk mitosundaki kosmogonia kavramı ile Yunan mitosundaki kosmogonia ve her iki kültürdeki tanrıların ve bu tanrıların yaşam tarzlarının benzerliği bizi düşündürmektedir... Yunan mitosundaki Asklepios’un yerine, eski Türklerde tanrıça Rudra ile Hittilerde tanrıça Kamruşşaba’yı görürüz. Yunanlı Aphrodite’nin yerine Sümerlerde İştar’ı buluruz... Kişi-Erlik’in dramı Prometheus’un dramının aynı değil mi? Her iki kültürde yarı insan, yarı hayvan olan yaratıklara daima rastlanır.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Mitoloji
Reklam
Analitik Psikoloji’ye göre ruh iki kısımdan oluşmaktadır: animus/anima ve psykhe. Psykhe kavramı gerek bilinçli ve gerekse bilinçdışı olarak işlev gösteren ruhsal süreçlerin tümünü; animus/anima ise, ancak kişilik olarak tarif edebildiğimiz ayrışmamış bir işlev kompleksini ifade etmektedir. Aynı ekole göre kişilik de iki kısımdan oluşur: 1- Bizim dahili duyuş tarzımızı ifade eden dahili kişilik kısmı ki, buna anima ismi verilmektedir. 2- Dış davranış, dış karakterimizi teşkil eden harici kişilik kısmı ki, buna persona adı verilmektedir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Mitoloji

e ❃ ⁂ ❀ ︎

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.·
2023 7. kitabı
Serol Teber
8.7/10 · 209 okunma
•“Musa Denen Adam “•
Freud, Michelangelo'nun Papa II. Julius için yapmayı planladığı anıt kabrin bir parçası olarak yonttuğu Musa heykelinde, anlatılanların ötesinde hep başka bir dinamizm ve ruh halinin varlığını düşünmüştür. Burada sergilenen Musa, dinginlik içinde gösterilmiş; ancak, söylen­celere göre, dinginliğin birden gürültüyle bozulduğu o ünlü an gelince, Musa başını çevirip karşısında altın bu­zağıya tapanları görmüş, ayağa fırlayıp kalkmasmı sağla­yacak bir konum almış, sağ eli levhaları bırakarak, yukarı­ya uzanıp sakala gömülmüş, duyulan öfke âdeta sakaldan çıkarılmak istenmiş; ancak, sıkıca kavranamayan levhalar öne-aşağıya doğru kaymaya başlamış (...) San Pietro in Vincoli kilisesinde bulunan ve heykel sanatının başyapıtı olarak tanımlanan Musa'yı, Michelan­gelo oturur konumda yapmıştır. Vücut ileriye yö­nelik, gözler ve gür sakalla donanmış baş sola dönük, sağ ayak yere basmakta, topuk kısmından kalkık sol ayak ancak parmak uçlarıyla yere dokunmaktadır, levhaları tutan elin parmakları sakalla bir bağlantı içinde bulunmakta, sol el ise kucakta hafifçe karın bölgesini bastırmaktadır. Burada Musa, yaşamının olabildiğince önemli bir anında yakalanmıştır. Bu sahne, Musa'nın yasa levhalarını, Tanrı'dan alarak Tur-u Sina'dan indiği ve Yahudilerin kendi yokluğunda, altın buzağı yapıp, çevresinde hora teptikleri, sevinç çığlıkları attıklarına tanık olduğu andır. Musa'nın bakışları, karşısındaki bu manzaraya yöneliktir. Musa, puta tapmanın yanılsamasına yeniden kavuşur kavuşmaz, bayram yapan ayak takımmdan insanlara aşağılayıcı bir tarzda bakmaktadır. Bu manzaradır ki, Musa'nın yüz çizgilerinde yansıyan duyguların içinde doğmasına, bu dev yapılı kişinin hemen alabildiğine güçlü bir eylem içine sürüklenmesine yol aç­mıştır. Michelangelo, işte bu son duraksamayı, fırtınadan önce
Sayfa 288-289-290·Kitabı okudu
Psikoloji
•Freud & Musa•
Freud'un uğraşısı insanlık tarihinin mitolojilerden, çoktanrılı dinlerden, tektanrılı dinlere (devrimsel nitelikli) geçişin, "çıkış"ın ve de geçmişin en temel bastırma/unut­ turma sorunlarından biriydi. Musa'nm Mısırlı olduğunu, İsrailoğulları'nm Musa'yı (olasılıkla) öldürdüklerini, İsrailoğulları ile Musa arasmda büyük bir travma yaşandığını, ama tam da bu noktada travmatik anıların asla, zaman aşı­mına uğramadıklarını göstermiştir. Paradoksmuş gibi görünse de dini ve Musa'yı yadsıdı­ğı en son anda, bütün bunları (Michelangelo'nun Musa'sı üzerinden) hem yüceltip hem de en anlaşılabilir ve hat­ta makul karşılanabilir bir noktaya getirmiştir. Burada en sağlam dayanağı, din ve tarih kitaplarından önce, yine Roma'daki Michelangelo'nun yaratısı çift boynuzlu başlı Do­ğa Tanrısı Pan -Musa'da bulmuş. Musa'yı (hiçbir zaman göksel tektanrılı dinleri sevmemiş ve hep panteist kalmış) büyük sanatkâr Michelangelo üzerinden yazmaya başla­mıştır… Antik Grek mitolo­jisindeki dağlarda yaşayan keçi ayaklı Doğa Tanrısı Pan, Mısır Güneş kültleri/inançları ile de bağlantılıydı. Böyle bir bağlam içinde, Michelangelo Musa'yı, Aton ile -de- yakınlaştırmıştır…
Sayfa 285-286·Kitabı okudu
Psikoloji