Türk mitolojisinde kurt, kutsal ve uğurlu bir hayvan olarak tanınır. Totem olarak kabul edildiği, baba veya ana olduğu veyahut kurtarıcı, yol gösterici, kahramanlara yardımcı, şefkatli, cesur ve iyiliksever olarak karşımıza çıktığını sıklıkla görürüz.
Dokuzoğuz destanında, tanrının kurt şekline girerek Hun Hakanı’nın kızları ile evlendiği ve bu evlilikten Dokuzoğuzların türediği görülür.
Tukyu destanında ise, bir savaş sonunda elleri ve ayakları kesilmiş olarak bir bataklığa bırakılan on yaşlarındaki bir Tukyu erkek çocuğunun bir dişi kurt tarafından beslenerek büyütüldüğü ve ileride bu dişi kurdun bu delikanlıdan gebe kaldığı anlatılır. Bu dişi kurt on çocuk doğurmuş, bunlardan biri, aile adı olarak Asena ismini almıştır.
Erkek boz bir kurt ile dişi beyaz bir geyikten ise Cengiz’in ceddi doğmuştur. Denizi geçtikten sonra, Cengiz’in soyu, Onan nehrinin kaynağı ile Burkan dağının civarında yerleşmiştir.
Börü, Börte, Bören, Asena, Sina, Cina, Cino, Yakşar adları ile pek çok mitosa giren kurtu, bazen Ergenekon’dan çıkan Türkler’e yol gösterici, bazen de Oğuz Han’ın seferleri süresince kâh yol gösterici kâh kurtarıcı olarak görürüz.
Hiyung-nu’ların hakanlarından birinin tanrıya vermek istediği kızlarına, tanrı, kurt şekline girerek koca olmuştur. Kurt bazen Cengiz’in babası, bazen de Asena efsanesinde olduğu gibi ana olmuştur.
Çuvaşlar’a göre, kurtların Bihambar adında bir de hükümdarı olmuştur. Erkam Aidar mitosu’nda tanrının kuyruksuz mavi bir kurdundan bahsedilmektedir. Keza, Dede Korkut masalları’nda kurt’tan sıklıkla sözedildiğini görürüz.