Ephialtes/karabasan tabirleri ile anlatılmak istenen hadise, insanın, ahlâki benliğinin kabul etmediği ve çoğunlukla korku, utanma ve nefretle düşünebildiği bazı arzularını rüyasında gerçekmiş gibi görmesi olayıdır. Ancak, Ephialtes’te, rüyanın tam tamamlanacağı ve “istenmeyen şey”in gerçekleşeceği anda, kişinin korku-panik içinde uyanması karakteristiktir. Kişi tam bir panik içinde, terli, ağzı kurumuş ve bir nöro-vegetatif nöbet halinde uyanır; yataktan fırlar ve olabilecek kötü hadisenin tesiri altında, olup bitenin sadece kötü bir rüya olmasına şükreder. Bazen ise, ephialtesin sonlanmasından sonra, olay bir akut anksiete nöbeti/panik atak şeklinde kısa bir süre devam eder.
Burada, uyku sırasında sansürün uyuklamakta olmasından istifade ederek kişinin bilinçdışı olarak gerçekleşmesini istediği hadisenin “gerçekmiş gibi hissedilmiş olma” mekanizması rol oynar. Fakat, son anda sansürün ortadan kalkmasından istifade ile ortaya çıkmak üzere olma itilmiş materyel, superegonun müdahalesi sonucu kişinin uyandırılması ile faaliyete geçen sansür sayesinde yeniden bilinçaltının karanlıklarına itilmiş, bu suretle de ego korunmuş olur.
Aloeusoğulları’ndan olan dev Ephialtes kardeşi Otos ile anlaşarak tanrılara karşı çıkmaya karar verir. Ossa dağını Olympos’un üstüne bindirip tepesine de Pelion dağını oturtarak dağa tırmanmaya, denizleri toprakla doldurup kurutmaya ve sonunda denizle karanın yerlerini değiştirerek aşık oldukları Hera ile Artemis’i kaçırmayı planlarlar.
Fakat tanrılar bu küstahlığa dayanamayıp sonunda yeter artık! diyerek onları cezalandırırlar. Ya Zeus yıldırımlarla çarpar; ya da Apollon okları ile öldürür. Ceza bitmemiştir. Yeraltı ölüler ülkesi olan Hades’te bir sütuna yılanlarla bağlanarak gece gündüz, sonsuza dek bir baykuşun ulumalarını dinlemeye mahkûm