“Tutkulu, coşkulu, duygularına çabuk yapılan bir insanım ben. Ufak tefek, ya da büyük delilikler, saçmalıklar yapabilecek bir tabiatım var; yaptıklarımdan az ya da çok pişman oluyorum sonrasında. Kimi kez, sabırla beklemek daha yerinde olacakken, aklıma geleni anında yapıyor ya da söylüyorum. Başkaları da aynı yanlışlıkları yaparlar kimi kez sanyorum.
Hal böyleyken, yapılacak ne var? Kendimi, tehlikeli, hiçbir işe yaramaz biri gibi mi görmem gerekir? Sanmıyorum. Sorun şu: Söz konusu aşırı coşkuları, duygusallığı iyi şeyler uğruna kullanabilmek için her yolu denemek... Örnekse, coşkularımdan biri: Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var; hiç durmadan okumak, öğrenmek, kendi kendimi yetiştirmek peynir ekmek kadar kesin bir gereksinim benim için. Eminim, sen anlayabilirsin bunu. Bir başka çevre içinde bulunduğumda, resimler ve sanat yapıtları arasında olduğumda yani, biliyorsun onlara karşı şiddetli bir tutkum vardı, coşkuların en yüksek doruğuna ulaşırdım. Ve buna pişman değilim. Şimdi, o ülkeden çok uzaktayken bile, resimler diyarının özlemini çekiyorum sık sık.”