“O kitaplar yazılmıştı! O zaman beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz, şimdi karnımı doyuruyorsunuz. Halbuki eserlerimin hepsi o zaman yazıldı. Şimdi sizin aklınızda, benimse ağzımda evirip çevirdiğim, ama hiçbirimizin asla dile getirmediği bu düşünceler yerine ne söylesem saygıyla dikkat kesiliyorsunuz. Ağzımı açıp gözümü yumsam, suratınıza karşı topunuz çürümüşsünüz; içiniz yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle dolu diye konuşsam öfkeden kudurmak yerine kem küm edip isabet buyurdunuz dersiniz. Neden? Çünkü ünlüyüm, çok param var. Martin Eden olduğum, iyi biri olduğum ve salak sayılmayacak biri olduğum için değil.(…)”
“Çok beceriksizim. Bende yazar olacak vasıf yok. Cahil biriyim. Deri düşüncelerim yok, parlak bir sezgim de yok.”
Açıkçası bunun en sevdiğim yazarın kendisi hakkındaki yorumlarının olması komik :)
“Kötü bir çalışmaydı. Görünüşte, iddialı bir dürüstlük gösterisi sunmayı başarsam da, içten içe, alçakça bir uzlaşmanın yarattığı çirkin kurtçuklarla dolu olduğunu görebiliyordum ve bu beni tatmin etmiyordu.”
“Obsesifliğinize sadece dış görünüşünüz sebep olmuyor. Kafanızda öyle idealize ettiğiniz bir haliniz var ki, dış görünüşünüz konusunda obsesifleşiyorsunuz. Bu idealize kişiyi son derece spesifik ve ulaşılamaz yapmışsınız. Bu da “50 kilonun üstüne çıkarsam başarısızlığın emsali olurum!” gibi şeyler düşünmenize sebep oluyor. Burada yapabileceğiniz tek şey yavaş yavaş farklı şeyler denemek, ne kadar değişiklikle rahat edebildiğinize bakmak ve gerçekte ne istediğinizi öğrenmek. Neyi sevdiğinizi ve anksiyetenizi nasıl azaltacağınızı öğrendiğiniz anda tatmin hissedeceksiniz. Başkalarının hakkınızda dedikleri kabul edecek ya da etmeyeceksiniz.”