9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:11
Amin Maalouf zaten çok severek okuduğum bir yazar Afrikalı Leo dışında tüm kitaplarını beğenmiştim. Doğu’nun Limanları da harika bir seçim oldu iyi ki okumuşum Maalouf’un en güçlü yanı tarihi ve politik konuları kurguyla harmanlayıp yormadan aktarabilmesi bence.. Hem Doğulu hem Batılı bir karakterin hayatını okuyoruz ve adam sürekli “ben nereye aitim?” diye bir arayış içinde. Birbirinden farklı kültürlerin, dillerin, dinlerin buluştuğu bu limanlarda insanların farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabildiğine şahit oluyoruz. Ama en güzel yanı savaşın, sürgünün olduğu yerde bizi heyecanlandıran bir aşk hikayesi var. Müslüman bir adamla Yahudi bir kadının evliliği… Zaten baştan zor, üstüne bir de savaşlar, ayrılıklar falan eklenince iyice imkansız hale geliyor… Bu arada konu olarak Silahlara Veda ve Yüzbaşının Kızı kitaplarına çok benzettim. Frederic -Catherine’nın ve Grinyov - Maşa’nın yine bir savaş sürecinde yaşadıkları imkansız aşklarına aşırı benziyordu. Gayet akıcıydı okumanızı tavsiye ederim büyük keyifle okudum ben. Kitaplarla kalın her daim •
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 2. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:31
Hayyam’ı anladım. Rubaiyat’ı, İran’ı, Hasan Sabbah’ı anladım. İran’ın insalarda bıraktığı etkisi… iki ayrı hikaye. Akıcılığıyla sıkılmadan okudum.Tavsiye edilir.
Duygu ve Düşünce
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·320 syf.··
2026 21. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:13
Semerkant benim için çok güçlü başlayıp aynı güçte devam edemeyen bir kitaptı. İlk iki bölümü büyük bir keyifle okudum. Ömer Hayyam çok sevdiğim bir matematikçiydi; onun edebi yönünü okumak bana apayrı bir zevk verdi. Ayrıca Nizamülmülk gibi tarihin önemli devlet adamlarından birini okumak, Hasan Sabbah’ın düşünce dünyasını ve Alamut’a giden süreci görmek benim için son derece ilgi çekiciydi. Bu kısımlarda kitap gerçekten akıp gidiyor. Fakat sonrasında bazı şeyler beni rahatsız etmeye başladı. Tarihi romanların birebir gerçekleri anlatmak gibi bir zorunluluğu olmadığını biliyorum. Kurguya elbette yer var ancak Melikşah’ın tasviri fazla zorlamaydı. İmparatorluğunu zirveye taşıyan bir hükümdarın neredeyse harem entrikalarının yönettiği pasif bir karaktere dönüştürülmesi beni metinden kopardı. Tarihle ilgilenen bir okur olarak, gerçekle bağdaşmadığını düşündüğüm bu yorumlar kitabın gözümde değer kaybetmesine neden oldu. Bir diğer nokta ise yazarın Selçuklulara yaklaşımıydı. Kitap boyunca İran kültürü romantize edilirken Türkler ve Selçukluların daha mesafeli, hatta olumsuz bir çerçevede ele alındığını düşünüyorum. Elbette herkes tarihi kendi penceresinden yorumlayabilir fakat bu bakış açısı okuma deneyimimi olumsuz etkiledi. Benzer bir hissi romanın son bölümlerinde de yaşadım. Bu kez yazarın tarihi karakterlerden ziyade modern dünya siyasetine yaklaşımı beni epeyce rahatsız etti. Ruslar ve İngilizler sürekli eleştirilirken Amerika’nın neredeyse idealize edilmesi oldukça tek taraflıydı. Yazarın dünya görüşünün anlatıya bu kadar belirgin şekilde yansıması hikayenin önüne geçmiş ne yazıkki. Ve finale gelirsek… Üzülerek söylüyorum ki kitabın en zayıf kısmı burasıydı. Titanik bağlantısı oldukça havada kalmış keza Şirin’in hikayesi de öyle. Romanın büyük bölümünde
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 115. kitabı
Semerkant, hırsın, aşkın ve inancın tarihi nasıl şekillendirdiğini anlatan sürükleyici bir Doğu-Batı masalıdır. Amin Maalouf, bizi önce 11. yüzyılın o tekinsiz ama büyüleyici Semerkant’ına götürür. Orada bir yanda şarabı ve felsefesiyle hayatı kutsayan Ömer Hayyam, diğer yanda devletin soğuk aklını temsil eden Nizâmülmülk ve inancı bir silaha dönüştüren Hasan Sabbah vardır. Yazar, bu üç dev isim üzerinden gücün ve bağnazlığın insanı nasıl ele geçirdiğini muazzam bir akıcılıkla anlatır. Hikayenin ikinci kısmı ise modern zamanlara uzanır. Amerikalı bir seyyah, Hayyam’ın kayıp *Rubaiyat* el yazmasının peşinde İran devriminin ortasına düşer. Romanın sonunda, Doğu’nun tüm o kadim bilgeliğini ve şiirini barındıran bu eşsiz kitabın Titanik’le birlikte okyanusun karanlığına gömülmesi, aslında bir medeniyetin hazin sonunu simgeler. Maalouf, ağır edebi kalıplara boğulmadan, adeta bir akşamüstü sohbeti tadında Doğu’nun aydınlık geçmişine ve nasıl kendi karanlığına gömüldüğüne dair derin bir iç çekiş bırakır avuçlarımıza. Hem tarihsel bir macera hem de insanın zamansız hırslarına tutulmuş bir aynadır bu kitap.
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
10/10
·304 syf.·
2026 19. kitabı
Kitap tek kelimeyle muhteşemdi. Evvela, peygamberlerden sadır olan sonra Efendimiz ﷺ'den sadır olan diriltme mucizelerini okuyorsunuz. Bu satırlar insanda tarifsiz bir muhabbet ve hayranlık uyandırıyor. Ardından sahâbeden ve Allah dostlarından sudûr eden diriltme kerâmetleri anlatılıyor. Bu menkıbelerle birlikte onlara karşı duyulan saygı ve hürmet daha da artıyor. Kabrinde namaz kılanlar mı dersiniz, yemyeşil kabri içerisinde misk kokuları eşliğinde Kur'ân okuyanlar mı dersiniz... İnsan hayret ve tefekkür içinde kalıyor. Eserde birbirinden kıymetli bilgiler yer alıyor. Ahirete olan iştiyakı artıran, ölümü ve kabir hayatını daha derinden düşündüren bir eser. Rabbim bizlere de imanla yaşamayı, güzel bir akıbeti ve salih kullarına lütfettiği gibi nurlu kabirler ihsan eylesin. Âmin.
1000Kitap
Allâh-u Te'âlâ'nın Dünyâda Dirilttiği ÖlülerAhmet Mahmut Ünlü · Ahıska Yayınevi · 20253 okunma
"YOLUN OĞLU-AFRİKALI LEO"
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 159. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
Amin Maalouf’un o büyüleyici dünyasına yaptığım bu yolculuk, sadece bir kitabı okumak değil, kendi ruhumun katmanları arasında dolaşmak gibiydi. Lübnan doğumlu olup Fransa’da yaşayan Maalouf, kendi çok kültürlü kimliğini bu ilk romanına öylesine bir ustalıkla nakşetmiş ki; Asya ve Akdeniz’in o kadim kokusunu her sayfada duyabiliyorsunuz. Hasan’ın (Afrikalı Leo) 40 yıllık serüveni, aslında insanlığın sınırlarla, inançlarla ve kendi kaderiyle olan bitmek bilmeyen kavgasının bir panoramasını sunuyor. İşte bu duygu yüklü yolculuktan ruhumda kalan o derin izler: "Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı." Kitap, Hasan’ın kendisini tanıttığı bu muazzam cümlelerle başlıyor: "Ben Hasan, bir berberin sünnet ettiği, bir papazın vaftiz ettiği ben..."Maalouf bize daha ilk sayfada, tek bir kimliğe sığamayan, "dünya vatandaşı" olmaya doğmuş bir ruhun portresini çiziyor. Hasan, gittiği her yere adapte olan ama hiçbir yere tam anlamıyla ait olmayan bir "köprü" karakter.. Onun hikayesi, aslında Maalouf’un kendi hayatındaki o "doğu-batı" sentezinin bir izdüşümü gibi. "Bu kent, onu yağma etmek isteyenlerce korunmakta, kendisine düşman olanlarca yönetilmekte." Granada’nın düşüşüyle başlayan hikayede, bir medeniyetin can çekişine tanıklık ediyoruz. Maalouf, o dönemin sadece tarihini değil, psikolojisini de anlatıyor. Dışarıdan gelen tehditler karşısında toplumların nasıl içe kapandığını, "gelenekleri bir kale yapıp kendilerini oraya kilitlediklerini" kitapta net bir şekilde görüyorsunuz. İnsanların dindarlıklarını bir zırh gibi kuşanıp, sadece "yanlış anlaşılmamak için" gülümsemeyi unuttukları o hüzünlü ve samimiyetsiz atmosfer, insanın kalbini sızlatıyor... "Yitik bir ülke, çok yakın bir akrabanın ölüsü gibidir. Onu saygıyla göm ve sonsuz
Roman
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma