Orta Doğu’nun yakın tarihi hakkında yazarın kişisel yorumu ile coğrafyanın gidişatı üzerine yazılmış biraz iç burkan bir kitap. Ortadoğu'daki savaşlar, çözümsüzlükler gayet sade ve anlaşılabilir olarak yazılmış. Daha çok şey söylenebilir ama tarihe ve coğrafyamıza meraklıysanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
Kitabı gerçekten beğendim.
4. Kitap kısmında biraz sıkılmış olsam da kitap gayet akıcıydı.
Hikayemiz 1072 yılında Semerkant sokaklarında Ömer Hayyam ile başlar. Haksız yere davalık olan Hayyam, kadının ona sunduğu saygı ve sevgiyle başlatmıştır hikayesini.
Kadı, Hayyam'a özel üretim bir defteri hediye eder ve bu deftere zaman zaman rubailerini yazan Hayyam'ın sırlarına kapı açmış olur.
Dönemin büyük ismi, Selçuklu veziri Nizamülmülk'e ve sapkın tarikatiyle Hasan Sabbah'ın kendini bulma sürecine de ayna tutulması
Fedailerin Kalesi Alamut kitabını tekrar okuma isteği uyandırıyordu.
Rubailerin daha sonra kaosta kaybolması ve kitabın ikinci yarısında 20. Yüzyıla dönülüp bulunması ve Titanik'e kadarki sürecini başarılı bir şekilde kurgulayan yazarımız temelde doğudaki aydınlara, gelişmelere ışık tutarken bir yandan da patlak veren mezhep savaşları, yozlaşmaları da göz önüne seriyor. Aslında kaybolan ya da bulunan rubailer değil de bir kültür gibi aktarılmış bence.
Pek tarafsız olduğunu söyleyemem, Türkler konusunda çok objektif olmadığını düşünüyorum.
Okunması gereken eserlerden biri olduğu kanısındayım.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Bu kitaba Özbekistan gezisinde başladım.Hive , Buhara ve semerkant hayran hayran gezerken başladığım bitmesini de istemediğim bir kitaptı. Doğu’nun ilim ve şiir mirasını Batı’ya uzanan bir kader hikâyesiyle birleştiren, hem tarihî hem de duygusal derinliği olan bir roman. Özellikle Buhara ve Semerkant gezisinden sonra okununca çok daha anlamlı ve etkileyici oldu.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Semerkant etkileyici bir kitap. Aslında benim asıl zevk aldığım kısmı tarihteki gerçek bilgilerin kitapta gerçekten iyi şekilde kurgulanmış olması. Tabi gerçekle hiç alakası olmayan birçok olay da mevcut. Ama okudukça merak edip araştırdım ve bahsedilen kişiler ve olayların çoğunun gerçek olduğunu öğrendim. Bu gerçekler kurgu ile çok iyi bütünleşmiş. Ya da 11. Yüzyıldan bir anda 19. Yüzyıla geçiliyor kitabın ikinci bölümünde ve bunu yadırgamıyorsunuz. Çünkü iki dönem arasındaki bağlantı çok iyi işlenmiş.
Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk kitabın ilk kısmının ana karakterleri. Her birinin temsil ettiği şey farklı. Yani o dönem için devlet otoritesinin ve gücün temsili Nizamülmülk, bilim, akıl ve özgürlüğün temsili Ömer Hayyam ve muhalefetin, başkaldırının temsili de Hasan Sabbah. Bu üç karakterin hem dostluğu hem çatışması var kitapta. İkinci kısımda 19. Yüzyılın sonlarından başlayan hikaye ise bence ilk kısım kadar ilgi çekici değildi. O dönemde İran'ın çalkantılı yapısı güzel aktarılmış, bölgenin özgürlük isteğinin ve bunun için verdiği mücadelenin arka planı yansıtılmış. Sonra da 11. Yüzyıldan neden bir anda yaklaşık 800 yıl ileriye gidildiğini anlıyoruz. Çünkü yazar Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ı ile Titanic arasında ilişki kurmayı düşünmüş ve gerçekten iyi kurgulamış. Rubaiyat gerçek, Titanic gerçek ama yazmanın bu geminin batmasıyla beraber yok olması olayı kurgu. Tarihi romanları bu yüzden seviyorum.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Peygamberimizin hayatını okumak öyle güzeldi ki.. Tarifi imkansız duygular ile okudum. Olay sırası, desteklenen ayet ve hadisi şerifler ile mutlaka bu eserin de okunması gerektiğini düşünüyorum. Rabbim şefaatlerine nail eylesin. Amin, amin..