Amin Maalouf ile ilk kez bu kitabı vesilesiyle tanıştım. Yazarın ne kadar güçlü bir kalemi olduğunu daha önceden bilmeseydim, bu okuma deneyimi onunla ilk ve son karşılaşmamız olabilirdi; ancak kendisini sadece bu eseriyle yargılamayacağım.
Kitap genel olarak bende aceleye getirilmiş izlenimi yarattı. Hikayenin başında ve sonunda hep doldurulamamış boşluklar hissettim. Muhtemelen yazar farklı bir kurgu veya anlatım tarzı denemek istemiş. Kesinlikle "kötü bir kitaptı" diyemem; Maalouf'un anlatımı ve dili oldukça güzeldi fakat kurgu çok tekdüze ilerliyordu. Tempoyu artıran iniş çıkışlar, "Acaba şimdi ne olacak?" dedirten o merak duygusu ve heyecan kitapta maalesef hiç yoktu. Hikaye, bir adamın koltuğunda oturup sıradan bir olayı abartısız ve düz bir şekilde anlatması gibi fazlasıyla basite indirgenmişti.
Kitabın sonunun ucu açık biteceğini tahmin ediyordum ama bu kadar belirsiz bırakılmasını da beklemiyordum. En azından "5 yıl sonrası" gibi bir zaman atlamasıyla toparlanarak bitirilseydi çok daha tatmin edici bir final olabilirdi. Özetle; kötü bir kitap diyerek haksızlık etmek istemem ama muhtemelen birkaç sene içinde hafızamdan tamamen silinecek bir eser.
Kitap gerçekten akıcı sade ve devrik olmayan cümleler ile bütünleşmiş. Ömer Hayyamın hayatından Büyük Selçuklulara Sabah sabaha değin birçok tarihi kimlik anlatıda yer buluyor. Tavsiye edilir.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Her ne kadar anlatılan dönem ilgi çekici olsada kitabın 2.hikayeye geçmesiyle birlikte benim için etkisini yitirdi ve sıkıcı bir hal almaya başladı ne yazık ki. Bartol dan Alamut kalesini tek solukta okumuştum. Semerkant'ta da benzer hevesi kitabın başında biraz hissettim. Sonrası içinse aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Selahattin Hacıoğlu’nun titiz ve akıcı çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Üsame İbn Münkız’ın İbn Münkız Haçlılara Karşı (orijinal adıyla Kitâbü'l-İ'tibâr) eseri, alışılagelmiş kuru ve sıkıcı tarih kitaplarından çok farklı, adeta zaman makinesine binip 12. yüzyılın çalkantılı Orta Doğu dünyasına atlamak gibi bir deneyim sunuyor. Bu eseri sadece bir tarih kitabı olarak görmek büyük bir haksızlık olur; çünkü karşımızda Artuklular, Zengiler ve Selahattin Eyyubi gibi İslam tarihinin kaderini belirleyen aktörlerin hüküm sürdüğü bir dönemde bizzat cephede kılıç sallamış, diplomasi yürütmüş ve saray entrikalarına şahit olmuş soylu bir Müslüman şövalyenin canlı hatıraları duruyor.
Nitekim benim hiç sevmediğim Amin Maalouf'un Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri kitabını yazarken en çok beslendiği ve referans aldığı ana kaynağın bu hatırat olması, eserin tarihsel ve edebi kıymetini tek başına kanıtlamaya yetiyor.
Kitabın en büyüleyici yönü, büyük kuşatmaları ve siyasi hamleleri makro bir tarihçi gözüyle değil, mikro düzeyde bir insan hikayesi olarak ele almasıdır. Üsame İbn Münkız; Kahire, Musul ve Şam üçgeninde geçen ömrü boyunca Doğu ve Batı medeniyetlerinin çarpışmasına en ön safta tanıklık etmiştir. Ancak kitap sadece havada uçuşan kılıçları veya stratejik hamleleri anlatmıyor; bizi o dönemin gündelik yaşamının, kültürel şoklarının ve hatta sosyolojik yapısının tam ortasına bırakıyor. Özellikle yazarın dönemin tıp dünyasına dair aktardığı gözlemler inanılmaz derecede dikkat çekici. Haçlı doktorlarının barbarca ve ilkel tedavi yöntemleri (örneğin bir akıl hastasının kafasını haç şeklinde yarıp içine tuz basarak öldürmeleri veya basit bir çıbanı olan bacağı baltayla keserek hastanın ölümüne yol açmaları) ile Doğu medeniyetinin bitkisel ve rasyonel tıbbı arasındaki uçurumu
Gerçekten aşıırı beğendim. Tarihi kurguları hep sevmişimdir. Kitabı okurken düşündüm geçmiş insanın hayatına pranga olmamalı fakat geçmişimizden de bağımsız değiliz Lobonun isyana dediği kardeşin eski bi devrimcinin kardeşi ama sen eski bi kaçakçının abisisin dediği kısmı da çok beğendim aklımda özellikle orası kaldı geleceğimizde bizi ne bekliyor bilemeyebiliriz belki daha iyi daha kötü versiyonlarımız olacak fakat her zaman şu anda kalmalı şuamdaki halinizin en iyi versiyonu olmalıyız bence. İsyan eskisi gibi olmayabilir ama olduğu haliyle şuanda en iyisi onu çok seviyorum.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma