Bu incelemeyi sadece Efsaneler ve Lanetler için yazmıyorum. Serinin bütününe yazıyorum, aynı bu yolculuğun hedeflediği gibi. Parçadan ziyade, bütün olanilmek önemli, aynı Gökyüzü gibi...
Gerçekten zorlayıcı, heyecan verici bir yolculuktu. Saatlerimi döktüğüm, uykularımdan ödünç verdiğim yorucu ve bu tatlı yorgunluğa değen bir serüvendi.
Biz insanlarız, kendimizi her şeyden üstün sananlar. Yaşam zincirinin en tepedeki halkısıyız. Topraktan geldiğimize inanır ama varlığımızda o yıldızların parçalarını taşırız. Biz insanlarız ama yalnız değiliz. Üstün değiliz, güçlü olan değiliz. Her şeyi mahvettik ve onlar şimdi intikam almak istiyor. Varislerini geri istiyor.
Alfin ırkı insanın üstünde, doğanın içinde, kanında yıldız tozları barındıran bir tür. Diyar dedikleri yerde burç gruplarına göre dört elementin sınırlarında yaşıyorlar. Nova ve dostu Ayzer de bu Diyar'a götürülenler arasında. Nova'yla birlikte Diyar'ın sınırlarında dolaşıp, hırsın ve gücün çıkmaz sokaklarını arşınlıyoruz. Sigilimiz olmayabilir ama aynı biz de nova gibi Diyar'a uyum sağlıyor ve kendimize yer edinmeye çalışıyoruz.
Hepimizin başını kaldırıp baktığı ve baktığında belki umut belki huzur bulduğu manzara bize baktığında ne görüyordu? Bulutları, yıldızları, ayı ve güneşi içine sığdıran gökyüzü bir türlü sığamayışımızı izlerken ne düşünüyordu? Saldırgan bir kötülük. Galaksiye sonsuz zaman ve mekan sığıyordu, biz bir avuç aptal kendimize dünyayı dar ediyorduk.
Adalet, herkese aynı davranmazsa, adı Adalet mi olur, yoksa herkese aynı davrandığı için mi Adalet'tir.
Fantastik seviyorsanız, çocukluğunuzdan beri avatar tadında element fantazisine düşkünlüğünüz varsa bu kitap sizlik. Aşk, romantizm, dostluk, bir arayış ve kesinlikte bir taht mücadelesiydi. Kendini bulmanın öyküsüydü. Dizi