PETRİKOR
.
Haritalarda bulunmayan, adı konulmamış, sınırları çizilmemiş ama herkesin orayı bildiği bir ülkeye gidiyoruz birlikte: Yokluk Ülkesi!
Konuk olduğumuz gezegenler ve bir adam ile bir kadın; Lapis ve Oasis onlar. İlk sayfalardan itibaren içine alan #petrikor ,adam ile kadının yaşadıklarının gerçekliğini hissettirip gelgitleri ile düşündürüyor sakince.
Taze toprak ve yağmur kokusu,yalnızlık, koca bir fincan kahve ve sahil. Sanırım bunlar artık bana adamı hatırlatacak. Derinden seven adam ve korkak olduğunu düşünsede, kenarda dursun misali bir yaklaşıp bir uzaklaşan bir kadın o. En umulmadık anlarda mesaj atan, şimdi zamanı derken kaçan biri. Belki de an'ı yaşasa herşey çok daha rayında olacak. Aynı tılsımı alan, adamın frekansını hissedip orada olan ama hep bir soru işareti ile uzaklaşan kalp ağrısı adeta!
Lapis ve Oasis gibi onlar da. Bir yaklaşıp bir uzaklaşıyor, bazen yörüngeleri birleşirken bazen de yörüngeden sapıyorlar. Çoğumuzun yaşadığı kalp ağrısının nevrotik, kozmik ve edebi harmanlamasıyla yokluğunun izahı bir kitap. Ama öyleki, her anlatımda bir yaşanmışlık, bir duygu geçişi ve yaşanılan yalnızlığın dibini Iliklierimizde hissediş var. Kah adama kah kadına yer yer söylenerek dış ses olup hikayeye katılıyoruz. Ve vücudumuzdaki organların çift, kalbin ise tek olmasını unutturmadan kıskançlıktan empatiye, korkudan sevince,... duygularımızı anlamlandırıp her ne olursa olsun 'kal' diyen bir kalbin sesine eşlik ediyoruz. Hepimizin bir şekilde mutlaka yaşadığını bildiğim yokluğun ince sızısını böylesi okumak farklı, düşündürücü ve iyi geldi doğrusu.
Keyifle.
.