Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır.
Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu?
Banuhan: Biri biterken öbürü başlıyor.
Tomris: Hayırlısı, ben seviyordum bu diziyi.
Bahadır: Ben de seviyordum.
Banuhan: Ay, sen sevmesen hatrım kalırdı. Hem sen söyle, projeler ne alemde?
Bahadır: Çalışıyoruz.
Banuhan: Bana yazdığın kadar kod yazsaydın şimdiye bin kere bitmişti.
Tomris: Doğru vallahi.
Bahadır: Yan gazi, yan.
Tomris: Gaziyan demişken, arkadaşlara benden selam söyle.
Bahadır: Güvenlik nedeniyle görüşemiyoruz.
Tomris: Nedenini sormuyorum.
Bahadır: Sorma.
Tam o sırada, Fatih salona girdi. Yüzündeki gülümseme, diğerlerini de rahatlatıyordu.