Puan vermedi·144 syf.··
2026 54. kitabı
"Biz hafızayı severiz, hafızasız hiçbir şey yapamayız." "Hafıza olmazsa, korku nasıl daim olur?" "Uzun yıllar yalnızlığımla teselli buldum. Çünkü yalnızlık kolay bulunur bir olanak değildi." "Eee unutmak da, unutturmak da kolay değil o kadar." Sayın @uyurkulakmurat ile tanışma kitabım oldu #tol @inkilapkitabevi ''nin yeni çıkanlar raflarında yer alan kitap, yıllara meydan okurken benim gibi ilk defa okuyanlar için de özenli baskısıyla bir hayli etkileyici. Çünkü: sert, net, hırçın, bir parça hüzünlü ama en çok da öfkeli... Tren rayları, anason kokusu, ötekileştirilenlerin sessiz çığlığı ve hikâyeler... Kitabı okumam biraz uzun sürdü zira sürekli esneyerek birbirinin içerisine girdiğini hissettiren zaman ve karakterlerin fazlalığı anlamamı biraz zorlaştırdı. Yazarın yazım tarzını tam bilmeyince de böyle hissederim hep ama yeni kitabı #dipte ile o hıza erişebildim diye düşünüyorum Ve benim aklım hâlâ o hikâyelerde.. Ağıt desem içindeki lirizm beni tutuyor. Epik desem hüzne takılıyorum... Düşünüyorum...
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,466 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2020 19:40
Hikâye, çocukluk arkadaşı olan üç tane farklı karakterin etrafında dönüyor: Selim, Kenan ve Nihat. Bu üçlü, Beyoğlu’nun o kendine has kaosunda bir ölümsüzlük peşine düşüyorlar. Ama öyle simya bulalım falan değil; şehir efsaneleriyle, gizemli cinayetlerle ve Beyoğlu’nun o tekinsiz ruhuyla harmanlanmış bir kovalamaca bu. Selim: Bizim entelektüel, her şeyi sorgulayan, biraz da melankolik tarafımız. Kenan: Heyecan arayan, aksiyonun peşinde koşan, ateş olsa cürmü kadar yer yakar ama başını da belaya sokmadan duramayan tip. Nihat: Daha sakin, daha bizim buraların adamı tadında. Ahmet Ümit burada sadece bir katil kovalamıyor. Adamın asıl derdi insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi; insan ölür ama şehirler, hikâyeler ve o binaların ruhu kalır. Beyoğlu bir hafızadır. Eğer o hafızayı kaybedersen, aslında kendini kaybedersin. Beyoğlu gibi kozmopolit bir yerde kimin kim olduğu belli değildir. Kitapta da karakterler üzerinden ben gerçekten göründüğüm kişi miyim? sorusunu tokat gibi yüzüne çarpıyor. O çocukluk arkadaşlığının, sırf bir macera uğruna nasıl çatırdadığını görüyorsun. Yani hırs ve merak, adamı ipe götürür demeye getiriyor biraz da. Kitabı okurken burnuna o İstiklal’in ıslak kaldırım kokusu, eski meyhanelerin anason kokusu geliyor. Ahmet Ümit, Beyoğlu’nu bir mekan değil, yaşayan bir karakter gibi anlatmış. Sayfalar akıyor. Bir yandan lan bunlar neyin peşinde?" diyorsun, bir yandan da Beyoğlu’nun tarihini yutuyorsun. Öyle her şey tatlıya bağlandı olayı yok. Gerçekçi, sert ve insanın içini biraz burkan bir sonu var. Beyoğlu Rapsodisi; dostluğun, hırsın ve koca bir şehrin gizemli tarihinin bir kadehte buluşup kafayı bulmasıdır. Polisiye seven zaten okusun ama ben bu İstanbul’un ruhunu merak ediyorum diyen adamın başucunda durması lazım. ​"Ölümsüzlük, insanın kendinden
1000Kitap
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·128 syf.··
2025 24. kitabı
Bar ile meyhane arasındaki o kalın çizgi üzerine edilmiş, Küçük İskender'in nev-i şahsına münhasır nefis tespitler. İşte kitaptaki A'dan Z'ye meyhane sözlüğünden iki tanım "ANASON: Dürüstlük parfümüdür o. Çünkü ağızdadır ve ağızdan çıkan her söze aromasını katar. VEFA: Vefayla anılan birileri yoksa o masada rakı sizi sevmez, küser." Yine kitapta şair kulak çınlamasını aslında çınlayanın anıldığı bir masadaki kadeh tokuşturmaların sesi olarak tanımlıyor. Aramızdan erken ayrılışına üzüldüğümüz kalemlerin, en naif ama aynı zamanda en serti olan şairimize saygıyla.
Kırık Kadeh Sineması İftiharla SunarKüçük İskender · Can Yayınları · 2017239 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2025 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 16:46
“Gazi Köşkü, Suriçi, Lalebey Mahallesi, Menekşe Plajı, gazinolar, sinemalar, Boğaziçi, Adalar, Şehremini, Samatya…” Böyle bir şehir haritası geçiyorsa bir kitapta, ben çoktan ilgimi kaybetmiş olmam; tam aksine, içine çekilirim. Porçakal da işte öyle bir kitap oldu benim için. Ama yalnızca mekânlarla değil, taşıdığı duygu yüküyle de etkiledi. Gerçek bir hayat hikâyesinden ilhamla yazılmış bu roman, 1970’li yıllarda Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden, büyük şehrin karmaşasında hayatta kalmaya çalışan bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Yasıyla içine çökmüş bir anne, dünyadan elini eteğini çekmiş, anason kokulu bir baba ve hayata tutunmaya çalışan yedi çocuk… Göçün ağırlığı, sessizce büyüyen acılar, kayıplar, kabullenişler… Ama aynı zamanda eski İstanbul’un sokakları, kaybolan mahalle kültürü, geçmişe özlem… Sessiz ama derin izler bırakan, çok insani bir roman.
PorçakalBircan Değirmenci · İletişim Yayınları · 202523 okunma
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 23:38
#porçakal #bircandeğirmenci Diyarbakır’dan İstanbul’a 1970’li yılların ortalarında göç eden, büyük şehrin girdabında hayatta kalmak için çırpınan arafta kalmış bir aile hikâyesi... Yaslı bir anne ile dünya yansa umurunda olmayan, anason kokan bir babanın hasbelkader büyüyen yedi çocuğu... Çocukluğunu,ailesini,yaşanmışlıklarını ,anlatırken beni de kendi çocukluğuma ve yaşanmışlıklarıma götürdü.Yaşadıklarının ona hissettirdiği duyguları o kadar iyi aktarmış ki okuyucunun bu duyguları hissetmemesi imkansız.Çok çocuklu bir ailede ve aynı kültürde yaşayınca benzer yaşanmışlıklarımızın oluşu ve kendi duygularını anlatırken benim de duygularıma tercüman oluşu beni çok etkilediHer şeyi akıcı ve samimi bir dille yazmış,mizahi dilini hele ki çok sevdim.Kitabın adına gelince okuyun öğrenirsiniz #reklamdeğildir #işbirliğideğildir
PorçakalBircan Değirmenci · İletişim Yayınları · 202523 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 61. kitabı
LAL HAYKIRIŞ . Uzun zamandır #çarşambaşiirgünü yapmamışız onu fark ettim. Ve bu çarşamba sözü Sayın #aliyüzer şiirlerine bırakarak ruhumuza bir nebze de olsa şifa olmayı diliyorum. Hasretten acıya, ölümden aşka,... bir haykırış her bir mısra. Sessiz ama çığlık çığlığa, derinden, avaz avaz. Buyrun lütfen: • Ne kadar da şiirsiniz hanımefendi, Sevsenize beni, size ayna olur. Ahenginizden, kafiyelerinizden bahsederim, Siz olur, ayan oluruz. • Hissettim bir an çenemin yorulduğunu, Fark ettim ki bir çocuğun yaramazlığına gülüştüğümü. Alışılmamış bir ruh hali gülmek bendimde, Gülünce fark ettim mutluluğu unuttuğumu. • Anason içtiğimi sanırsın, Ben her yudumda seni çekerim içime. Kızarsın içtiğime de bilmezsin içtiğimi, Özlerim her aklıma gelişinde yanılgı yokluğunu. Bilmesin seni ne kadar özlediğimi, Her sokakta yokluğunu bulduğumu.
Lal HaykırışAli Yüzer · Sokak Kitapları Yayınları · 20247 okunma