Boş yere ‘Çocuklar zayıf, masum, korunmasız yaratıklar. Çocukları incitmeyin!’ gibi söylemlerde bulunmayın, bu söylemlerde pankart açmayın. Bunun yerine, çocuğunuzu zayıf değil, eleştirel düşünebilen, iradesi güçlü, özgür iradesiyle karar alabilen ve uygulayabilen, karşı çıkabilen, kendisini ifade edebilen, düşünce ve hisleriyle bağ kurabilen, kendisiyle, anne-babasıyla, dünyayla gerçek anlamda iletişim kurabilen bağımsız bir birey haline getirmeye çalışın.
Nitekim istismar dediğimiz şey çoğunlukla, suçluluk hissi olan kimselerin bu hislerindeki suçu, kendilerinden daha derin şekilde suçluluk duyan birileri bularak ona yüklemesi, o kişiyi istismar etmek üzerinden bu suçu, bu sefer kendilerini ondan rahatlatarak yaşaması durumudur.
Tipik bir sınıfta öğrenci, kendisine dikte edilen ‘tek doğru’ ya kendisini uydurmak için çaba harcayan, değeri, o ‘tek doğru’ ya ne kadar uyabildiğiyle belirlenen, ölçülen, benliği hiçe sayılan, zaten kendisine kendi benliğini yok etmesi öğretilen, pasifize edilmiş bir öğrenci.