William Shakespeare – III. Richard’a dair notlar…
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
William Shakespeare 1565-1616 yılları arasında yaşamış ve bu oyununda 1483-1485 yılları arasını konu almıştır. 16.yy’ın ikinci yarısı ile 17.yy’ın ilk yarısında yaşamış olan İngiltere’nin gözde çocuğu, 15.yy sonuna ait siyasi gelişmeleri de kaleme alarak kendisine göre yakın geçmişte gerçekleşmiş olan bir konuyu eserine taşımış oluyor. Britanya tarihi genelde bize uzak bir konu. O yüzden okumadan evvel bilinmesi gerekli olan bazı tarihî olaylar var. Bunlara değinmek mühim, çünkü oyunu kavrayabilmenin yolu buradan geçiyor. Her şeye en başından başlayacağım. Cümle insanlık tarihini köklerine kadar takip etmenin en iyi yolu dili takip etmekten geçer. Bu yüzden proto Hint-Avrupa halklarını takip eden bir yolla insanlığı kısaca özetlemek isterim. Avrasya’da ortaya çıktığı düşünülen birtakım kavimler MÖ 2500 – MÖ 800 arasında dört bir yana göçmüş, yerleştikleri yere göre farklı isimler almıştı. Bunlara İber yarımadasında “İberler”, İtalya Yarımadasında “İtalikler”(Daha sonra kazanacağı ismiyle Romanlar), Balkanlarda “Traklar”, Orta Avrupa’da ve Britanya’da “Keltler”, Kuzey Avrupa’da “Cermenler” denmişti. Ortak dil kökleri bâki kalsa da, kültürel anlamda birbirlerinden epey farklılaşmışlardı. İşte Britanya coğrafyası da ilk misafirlerini MÖ 800’lerde böyle bir dönemde konuk etmeye başladı. Bu misafirler, bugünkü Fransa coğrafyasında da yoğun olarak bulunan Keltlerdi. Keltler kendilerine has kültürleriyle bugünkü coğrafî anlamıyla İskoçya, Galler ve İngiltere’ye (Birleşik Krallık coğrafyasının tamamına) yayılmıştı. Ancak bir başka Hint-Avrupai kuzeni olan Romalılar Akdeniz’de inanılmaz gelişkin bir kültürel mirasla insanlığın en ihtişamlı imparatorluğunu, Roma İmparatorluğunu kurmuştu. İşte bu imparatorluk inanılmaz genişlemiş, nihayetinde Britanya’ya da dayanmıştı. Gallerin
III. RichardWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,479 okunma
Heyecanlı bir Viking macerası daha sizi bekliyor
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 16:04
Vulgar Viking serisinin son kitabı olan Büyük Gark Savaşı ile karşınızdayım Macera yine Büyük Salon'un kahyası Harthurt'un "Yüce ve büyük ve ulu kralımııızzz..." haykırışı ile başlıyor. Ve tab ki Kral Olaf "Büyük Gark Savaşı'nın yüzüncü yıl dönümü..." diyerek güzel haberi veriyor. Bu kez heyecan bir tık daha fazla. Çünkü Oyuntu Köyü sınırları dışına çıkıyoruz. Kral Olaf, çocukları denizin öbür tarafındaki Angle Adasına götürüyor. Büyük Gark Savaşı'nın yapıldığı Gark Köyü'nde kutlama yapılacak ve en önemlisi gerçek bir Viking gemisi ile seyahat edecekler. Ancak tabi ki Vulgar bu heyecanla yetinmeyecek. Gark Savaşı yüzyıllar sonra tekrar canlandıracaktı ama Vulgar, canladırmasını değil rövanşını gerçekleştirmeye kararlıydı. Bu rövaş için ise planı hazırdı. Prenses Freya'sız macera olur mu? Bu kez Freya, Vulgar'ın karşısına nasıl çıkacak? Viking Gemisi'nde başlarına neler gelecek? Her biri Gark Köyü'ndeki farklı bir aileye misafir olan çocukları ve özellikle Vulgar'ı neler bekliyor? Gark Köyünü gezdiren Leydi Adaçayı ve Uyuntulular arasında neler geçecek? Ve tabi ki Gark Savaşı! Savaş'ın rövanşı nasıl sonuçlanacak? Harika bir macera daha sizi bekliyor
Büyük Gark SavaşıOdin Redbeard · Mavi Bulut Yayıncılık · 201427 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yüzyıllık Yalnızlık
Puan vermedi·464 syf.··
2020 111. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2020 16:23
“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.” Kitabın arka kapağındaki yazarın tanıtım yazısı ve kitabın ön kapağındaki resim aslında kitabı tam manasıyla özetliyor. Tabi ileride değineceğim birkaç husus dışında. Kitap, fantastik öğeler içermekle birlikte sıradan insanların hayatlarını anlatmakta. Sıradanlığın ve fantastiğin iç içe geçmişliği ile hayranlık uyandıracak derecede zengin bir içeriğe sahip roman çıkmıştır ortaya. Ian Jonston’un deyimiyle; “Baştan sona, konuda ve karakterlerdeki dikkat çekici derecede enerji dolu ve eğlendirici yaratıcılığın altını çizen, trajik bir ironiyle kaynaşmış harikulade bir mizah anlayışı.” Roman, bir yerleşim yeri olan Macondo’nun kuruluşunu, gelişimini, yok oluşunu ve bu yerleşim yerinin en önemli
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2020 81. kitabı
"öğrenim değiştirsin ki, eğitim olsun." Selam! Fransız edebiyatının en hümanist yazarlarından biri olan Andre Gide, ahlaki ve dini hususlarda eserlerinde yaptığı sorgulamalar, mesela en bilindik eserleri " Dar Kapı "," Pastoral Senfoni " üslupta akıcılık, sözlerinde sadeliği, anlatımı ve düşünceleri ile edebiyatta önemli bir yere sahiptir. André Gide, verem hastalığına yakalanıp, sıcak havaların onu iyileştirme teorisine inanarak, Cezayir topraklarina gitmiş ve orada veremi yendikten sonra bir heyecanla da" Dünya Nimetleri "isimli eserini yazmıştır. Eser hakkında çok fazla olumsuz yorum olmasının sebebi, yeterince anlayamamış olmaktan kaynaklanıyor. Bu eserin özellikle salgın bir hastalıkla mücadele ettiğimiz bu dönem ve sonrası içinde insanların tutumunu anlamamız ve anlamlandırmamiza yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Sokağa çıkma yasağı gelince markete koşan insanları da analiz etmek gerekir, hastalık ve ölüm birbirine bu kadar yakınken gözlem bizi bircok sonuca götürecektir. André Gide bir süre dini inancı hakkında ne düşündüğünü bilememiş bu yüzden de eserlerinde Hristiyanlık kavramı üzerinde yoğun sorgulamalara rastlamak mümkündür. Bahsettiğim bu eserleri de otobiyografik unsurlar içermektedir. 20.yüzyılda tam savaş dönemlerinin sonlarına doğru neye inandığını bilmediği için "Ayrı yol" eserinden sonra bir süre günlüğüne bile yazmamıştır. Öyle ki sık sık şöylesi kasvetli sorgulamalar okuruz eserinde ,“Tanrının emirleri, siz benim ruhumu sızlattınız. Tanrının emirleri, on musunuz yoksa yirmi mi? Sınırlarınızı nereye kadar daraltacaksınız? Yasaklarınız hiç bitip tükenmeyecek mi?" İnanç ve ahlak meselesi onun yegane sorunu olmuştu. Bireysel özgürlüğü ve her bireyin ayrı ayrı koşulsuz değerinin olduğunu savunan, içinde sıkıntılar yaşayan bir aydın diyebiliriz Andre
Edebiyat
Seçme YazılarAndré Gide · MEB · 196633 okunma