Düşlerle mi boğuşuyorsun?
Gölgelerle mi yarışıyorsun?
Uyurgezer gibi mi hareket ediyorsun?
Zaman geçip gitti.
Hayatın çalındı.
Boş işlerle uğraştın,
Aptallığının kurbanı oldun.
Genel menajer olarak öğrendiğim ilk şey şuydu: Çok iyi bir planınız olabilir. Bu planınızı harika bir sunumla insana anlatabilir, sağlam kanıtlarla bu planın geçerliliğini ve gerekliliğini ispatlayabilirsiniz. Ama Hollywood filmlerinin aksine, bunların hiçbirisi insanların size hak vermesini sağlamaz. Özellikle de konu futbol olunca insanların ne kadar duygusallaştıklarını anlamak gerekiyor. Onların desteğini gerçeklerle değil ancak hislerine hitap ederek kazanabiliyorsunuz.
Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşüyor...
İşte sonunda çözümü kazanmakta bulan futbol, taktiklerin değerini ve bireyselliğin takım oyunu çerçevesinde kontrol altına alınması gerektiğini fark etti.
Brian Glanville'in yazdığı gibi, Meisl'ın yönetiminde "futbol âdeta bir gösteriye, gol atmanın yüzlerce girift desen örmenin bahanesi olmaktan daha fazla bir şey ifade etmediği bir çeşit yarışmacı baleye dönüştü."