Atatürk düşmanlarından biri Hüseyin Cahit Yalçın'a telefonla başvurur:
- Siz ki ilk dil kurultayında yüzüne karşı mücadele etmiştiniz. İşte söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şeyleri artık yazmak fırsatı geldi, demiş.
Hüseyin Cahit Yalçın bana bu hikayeyi anlattıktan sonra:
- Yaşarken yenilmeyen Atatürk'ün, öldükten sonra yenileceğini zannedenlere şaşıyorum, diyordu.
"Şu demokrasi ne büyük bir erdem ki, şu Cumhuriyet ne büyük bir rejim ki, otuz yıl önce sıradan bir köylünün çobanlık yapan torunuyla, Cumhurbaşkanlığı yapmış bir paşanın köşklerde büyüyen torununu aynı meclis çatısı altında, hatta aynı sırada, aynı sıfatla oturtuyor."
Sen gel Cumhuriyet'e sımsıkı sarılma, M. Kemal Atatürk'e utanmadan dil uzatanlara eylemde bulunma..."
"Kendi çağının halklarına hükmeden tüm krallarının hem en akıllısı hem de ruhunun yüceliğiyle en seçkini olduğundan kral, giriştiği ya da başardığı bu şeylerin hiç birinde zor diye caymadı ya da tehlikeli diye korkmadı. Üstlendiği ya da katlandığı her şeyin kendi niteliğine göre bir özelliği olduğunu anladı ve ne zorluklar karşısında boyun eğdi ne de iyi koşullarda talihin cezbedici yanlışına aldandı."