Anıl Lebe

Anıl Lebe
@anillebe
Bir aşk unutulmaz olacaksa eğer, küçük rastlantılar Assissili Francesco'nun omuzlarına konan minik kuş­lar gibi hemen o an kanat çırpa çırpa gökten aşağı doğru süzülmelidir.
Öğretmen
İzmir
Mart 2026 tarihinde katıldı
Kimlik Bugün, can sı­kıntısının miktarı -can sıkıntısı ölçülebilir bir şeyse- es­kiden olduğundan daha fazla. Eskiden yapılan meslekler, hiç olmazsa birçoğu, insanın o mesleğe karşı kişisel bir tutkusu yoksa, akla bile getirilmeyen mesleklerdi: top­raklarına aşık köylüler; güzel masaların büyülü yaratıcısı dedem; köydeki insanların tümünün ayak ölçülerini ez­bere bilen ayakkabıcılar; ormancılar, bahçıvanlar; o dö­nemlerde askerlerin bile birbirlerini tutkuyla öldürdük­lerini düşünüyorum. Yaşamın anlamı, insanlar için 'bir soru işareti' değildi, yaşam onlarla birlikteydi, tüm doğal­lığıyla, işliklerinde, tarlalarındaydı. Her meslek, kendine özgü düşünce tarzını, kendine özgü varoluş biçimini ya­ratmıştı. Bir doktor, bir çiftçiden başka bir biçimde düşü­nüyordu, bir askerin davranışı, bir köy öğretmeninin dav­ranışına benzemiyordu. Oysa bugün, hepimiz birbirimi­zin benzeriyiz; işimize karşı gösterdiğimiz ortak ilgisizlik bizi birbirimize bağlıyor. Bu ilgisizlik bir tutku haline geldi. Çağımızın tek büyük, kolektif tutkusu.
Kitap Alıntısı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kimlik Bu dünyada doğmuş olmak ister şans, ister şanssızlık olsun, yaşamını burada geçirmenin en iyi yolu, benim şu anda yaptığım gibi, ilerleyip giden neşeli ve gürültücü bir ka­labalığa kendini bırakmaktır.
Kitap Alıntısı
Kimlik Dostluk, kadınların so­runu değildir." "Ne demek istiyorsun?" "Söylediğimi. Dostluk, erkeklerin sorunudur. Onla­rın romantizmidir. Bizim değil." Jean-Marc, içkisinden bir yudum aldı, sonra düşün­celerine geri döndü: "Dostluk nasıl doğdu? Düşmanlığa karşı birleşme olarak doğduğuna kuşku yok; birleşme ol­masaydı, insanlar düşmanlarının karşısında çaresiz kalır­lardı. Böyle bir birleşme bugün belki de yaşamsal bir önem taşımıyor." "Düşmanlar her zaman olacak." "Evet, ama onlar bugün görülmez ve anonim nite­liktedirler. Yönetmelikler, yasalar. Birileri, senin pencere­nin önüne bir havaalanı yapmaya karar verirse ya da seni kapının önüne koyarsa, dostun olan biri senin için ne yapabilir? Sana ancak, yine görülmez ve anonim olan biri yardım edebilir, örneğin toplumsal yardımlaşma ör­gütü, tüketiciyi koruma örgütü, baro. Dostluk artık, elle tutulabilir kanıtlarla ölçülebilen bir şey değil. Savaş ala­nında yaralanmış dostu arama ya da kılıcını çekip onu haydutlara karşı koruma fırsatı hiç çıkmıyor. Yaşamları­mızın içinden, büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmadan, buna karşın dostlukları da yaşamadan geçip gidiyoruz."
Kitap Alıntısı
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği Orta Avrupa'daki komünist yönetimlerin sadece mücrimlerin eseri olduğunu düşünenler temel bir gerçe­ği göz ardı ediyorlar demektir; suç üzerine kurulu bu yönetimler mücrimler değil, cennete giden tek yolu bul­duklarını sanan coşkulu yandaşlar tarafından kurulmuş­tur. Bu yolu öylesine yiğitçe savundular ki bunlar, sürüy­le insan öldürmek zorunda kaldılar. Sonraları ortada cennet filan olmadığı anlaşıldı, demek ki coşkulu yan­daşlar birer katilden başka bir şey değildiler. Derken herkes komünistlere bağırmaya başladı: Ül­kemizin başına gelenlerden (yoksullaşmış, çoraklaşmıştı ülke), onun özgürlüğünü kaybetmesinden (Rusların eli­ne düşmüştü), adalet önünde işlenen suçlardan sizler sorumlusunuz! Suçlananlar cevap verdi: Bilemedik! Aldatıldık! Biz­ler gerçekten inananlardık! Yüreklerimizin derinliklerin­de bizler masumuz! Sonunda tartışma gelip tek soruya dayandı: Gerçek­ten bilememişler miydi, yoksa öyleymiş gibi mi yapıyor­lardı yalnızca? Tomas tartışmayı yakından (on milyon Çek'le birlik­te) izliyordu; yaşanan acımasızca olaylardan habersiz ol­mayan komünistler vardı mutlaka (devrim sonrası Rus­yasında işlenen ve hala işlenmekte olan korkunç suçlar­dan habersiz olamazlardı) ama o, komünistlerin çoğunlu­ğunun gerçekten bunlardan habersiz olduğu görüşün­deydi. Ama, diyordu kendi kendine, haberli ya da habersiz olmaları değil asıl sorun; asıl sorun, insanın habersiz ol­duğu için masum sayılıp sayılamayacağı. Tahta çıkmış bir budala sırf budala olduğu için bütün sorumluluklar­dan arınmış mı demekti? Diyelim ki, l 950'li yılların başında masum bir ada­mın idamını isteyen Çek savcısı, Rus gizli polisi ve kendi ülkesinin yönetimi tarafından oyuna getirilmiş olsun. Ama şu anda hepimiz suçlamaların saçma olduğunu, idam edilen kişinin masum olduğunu bildiğimize göre,
Kitap Alıntısı
Veronika Ölmek İstiyor “Ben gideyim, kimseyi rahatsız etmek istemem.” Mari onu bir köşeye çekti. “Hiçbir şey öğrenemedin mi daha, ölüm kapındayken bile? İkide bir onu rahatsız edeceğim, bunun canı­nı sıkacağım diye düşünmesene. İnsanların hoşuna gitmiyorsa şikâyette bulunabilirler. Şikâyet edecek ce­saretleri yoksa, bu onların sorunu.” “O gün, sizin yanınıza geldiğimde, hayatımda hiç cesaret edemediğim bir şey yaptım.” “Sonra da delinin biri bir espri yaptı diye geri çe­kildin. Neden ısrarlı davranmadın? Kaybedecek neyin vardı?” “Onurum. Beni istemeyenlerin arasında dura­mazdım.” “Onur da neymiş? Herkesin seni iyi, terbiyeli, insan sevgisiyle dolu sanması isteği yalnızca. Doğaya karşı saygı duy biraz, hayvanlar üzerine yapılmış bir­kaç film izle de, nasıl bir yaşam savaşı veriyorlar gör. O tokatı patlattığın zaman hepimiz sana candan hak ver­dik.”
Kitap Alıntısı