Anıl Lebe

Anıl Lebe
@anillebe
Bir aşk unutulmaz olacaksa eğer, küçük rastlantılar Assissili Francesco'nun omuzlarına konan minik kuş­lar gibi hemen o an kanat çırpa çırpa gökten aşağı doğru süzülmelidir.
Öğretmen
İzmir
Mart 2026 tarihinde katıldı
Bu dünyada doğmuş olmak ister şans, ister şanssızlık olsun, yaşamını burada geçirmenin en iyi yolu, benim şu anda yaptığım gibi, ilerleyip giden neşeli ve gürültücü bir ka­labalığa kendini bırakmaktır.
Alıntı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Başka türlü söyleyelim: bütün aşk ilişkileri, birbirlerini sevenlerin aşklarının ilk haftalarında düşüncesizce kabul ettikleri yazın olmayan anlaşmalara dayanır. Henüz bir çeşit düş içindedirler, aynı zamanda, bilmeden, tartışma kabul etmeyen bir hukukçu gibi, sözleşmelerinin en ince ayrıntılarını bile saptamaktadırlar. Ey âşıklar, bu tehlikeli ilk günlerde çok ihtiyatlı olmalısınız! Kahvaltısını yatağına götürecek olursanız, artık hep öyle yapmak zorunda kalırsınız, yoksa, sevgisizlik ve ihanetle suçlanırsınız.
Alıntı
Gülmek? Hiç gülmekten kaygılanılır mı? Gerçek gülüşten söz ediyorum, şakadan, alaydan, gülünçlükten öte gülüşten. Gülmek, tatlı ve sonsuz bir sevinçtir, baştanbaşa sevinçtir... Ben kız kardeşime ya da o bana, hadi gel gülme oyunu oynayalım, derdik. Yan yana bir yatağa uzanır ve başlardık. Kuşkusuz önce gülme taklidi yapılırdı. Zoraki gülmeler. Gülünç gülmeler. Öylesine gülünç gülüşler ki, sonunda bizi güldürürdü. Arkasından, gerçek gülüş bütünüyle gelir ve bizi kasıklarımız ağrıyıncaya kadar sürükler götürürdü. Kahkahalarla gülüşler, durmadan yenilenen, çılgınca, nefis, gör kemli ve delice gülüşler... Ve biz kendi kahkahalarımıza gülerek sonsuza kadar gülüyorduk. Ah! gülmek!' sevinç gülüşü, gülme sevinci; gülmek, derinlemesine yaşamaktır.
Alıntı
Kimlik
Kimlik
Bugün, can sı­kıntısının miktarı -can sıkıntısı ölçülebilir bir şeyse- es­kiden olduğundan daha fazla. Eskiden yapılan meslekler, hiç olmazsa birçoğu, insanın o mesleğe karşı kişisel bir tutkusu yoksa, akla bile getirilmeyen mesleklerdi: top­raklarına aşık köylüler; güzel masaların büyülü yaratıcısı dedem; köydeki insanların tümünün ayak ölçülerini ez­bere bilen ayakkabıcılar; ormancılar, bahçıvanlar; o dö­nemlerde askerlerin bile birbirlerini tutkuyla öldürdük­lerini düşünüyorum. Yaşamın anlamı, insanlar için 'bir soru işareti' değildi, yaşam onlarla birlikteydi, tüm doğal­lığıyla, işliklerinde, tarlalarındaydı. Her meslek, kendine özgü düşünce tarzını, kendine özgü varoluş biçimini ya­ratmıştı. Bir doktor, bir çiftçiden başka bir biçimde düşü­nüyordu, bir askerin davranışı, bir köy öğretmeninin dav­ranışına benzemiyordu. Oysa bugün, hepimiz birbirimi­zin benzeriyiz; işimize karşı gösterdiğimiz ortak ilgisizlik bizi birbirimize bağlıyor. Bu ilgisizlik bir tutku haline geldi. Çağımızın tek büyük, kolektif tutkusu.
Kitap Alıntısı
Kimlik
Kimlik
Bu dünyada doğmuş olmak ister şans, ister şanssızlık olsun, yaşamını burada geçirmenin en iyi yolu, benim şu anda yaptığım gibi, ilerleyip giden neşeli ve gürültücü bir ka­labalığa kendini bırakmaktır.
Kitap Alıntısı