8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
Selamlar Genç olanlar ve ruhu gençlerle bir atanlar buradaysa size bir öneriden bahsetme geldim... Ankara'da özel bir üniversitede mimarlık okuyan genç bir kız.. Ailesi yıllar önce Almanya’ya gitmesine rağmen o bu topraklarda kalmış. Teyzesinin gözünün önünde çok sevdiği kuzenine dayanarak eğitimine devam etmeyi tercih etmişti.. Yıllar önce lisede iken tanıdığı ve platonik olarak vurulduğu Murat’a olan aşkını kırmızı kapaklı bir defterin sayfalarına dökmeye başlamış ve o sevdiği çocuk ailesi ile İstanbul’a gittiğinde bile yazmaktan hiç vazgeçmemişti! Şimdi ise okuduğu üniversitenin son senesinde ani bir karar değişikliği ile İstanbul’da okuyan kuzeninin okuluna yatay geçiş yapıp şansını bir de bu nazlı kız kulesinin olduğu şehirde denemek istemişti! Kimdi peki bu kız? Melek Güçlü! Soyadına tezat her seferinde asla bu gücün kendisinde olmadığını iddia eden güzeller güzeli bir içim su! Kader mi? Tercihleri mi bilmem... Yıllar sonra aynı üniversite koridorlarında Murat ile yeniden karşılaşmak ve bu kez kendini ona belli etmek, duygularını saklamaktan korkmamak o kolay mıydı? Peki ya Murat? Melek içinde büyüttüğü sevgiyle karşısındaki adamın aynı eski Murat olduğundan ne kadar emindi acaba? Buraya kadar fazla mı ileri gittim? Kibirli Galata ve Denizin ortasında tek başına bir kız kulesi sanki bu hikaye! Ama arada başka kalelerde var sanki!
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202637 okunma
8/10
·59 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:51
Kitapla tanışma hikayem aslında aynı isme sahip filmiyle başlıyor. İzleyip beğendiğim filmin tesadüfen bir kitap uyarlaması olduğunu öğrenince alıp okumak istedim. Okurken, kendimi yalnızca bir aşk hikâyesinin değil, aynı zamanda aidiyet arayışının, yalnızlığın ve insanın kendi iç dünyasıyla verdiği mücadelenin de içinde buldum. Romanın merkezinde yer alan Arif, bir gün yazar olmaya karar vermiş; ancak hayatında başladığı birçok işi tamamlayamamış bir karakter. Sürekli bir eksiklik hissiyle yaşayan Arif’in iç dünyasına yapılan yolculuk, romanın en etkileyici yönlerinden biri olmuş. Roman boyunca Arif’in İstanbul sokaklarında yaptığı gezintilere eşlik ediyoruz. Bu gezintiler sırasında yaptığı gözlemler ve düşünceleri yazarın güçlü hayal gücü sayesinde yer yer ironik yer yer hüzünlü anlatımı, sıradanlıktan oldukça uzak etkili bir hale getirmiş. Arif’in kimi zaman kendi iç sesiyle, kimi zaman çevresindeki eşyalarla kurduğu hayali diyaloglar, karakterin yalnızlığını ve hayata karşı duyduğu yabancılaşmayı etkili bir biçimde yansıtıyor. Ayrıca Orhan Gencebay ve Sadri Alışık gibi isimlere yapılan göndermeler, eserin kültürel atmosferini zenginleştirirken karakterin duygu dünyasını anlamamı da kolaylaştırdı. Arif’in hayatı, Müzeyyen ile tanışmasıyla yeni bir yön kazanıyor. Müzeyyen; özgür ruhlu, bağımsız ve gizemli kişiliğiyle Arif’i derinden etkiler. Ancak Müzeyyen’in geleneksel kalıpların dışında yaşayan, bağımsızlığına düşkün bir karakter olması nedeniyle ikili arasındaki ilişki başlangıçta samimi ve tutkulu görünse de farklı hayat anlayışları nedeniyle çatışmalı bir hâl almaya başlar. Arif, Müzeyyen’i hayatının merkezine yerleştirirken Müzeyyen özgürlüğünden vazgeçmek istemez. Benim romanda en beğendiğim bölüm ise, Müzeyyen’in Arif’in yarım kalmış hikâyesini okuduğu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
Reklam
8/10
·281 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:42
2026 Nisan'ında Ankara Kitap Fuarı'nda gayretle kitap seçerken -elimde liste oldukça kabarıktı- ilgili bir stant görevlisinin tavsiyesi üzerine tanıştım Gaston Leroux ve Sarı Odanın Esrarı ile. Gaston Leroux polisiye romanlarıyla tanınmış Fransız bir yazarmış. Sarı Odanın Esrarı ise kilitli oda veya imkansız suç gizemi olarak anılan türün ilk örneklerindenmiş. Esrarlı olayları çözme becerisiyle tanınan Joseph Rouletabille, aynı zamanda romanın anlatıcısı olan arkadaşı avukat Sainclair ile birlikte esrarengiz bir saldırıyı aydınlatmak üzere Glandier şatosuna geliyorlar. Şato ünlü biliminsanı Profesör Stangerson'a ait ve söz konusu saldırıya profesörün kızı Mathilde Stangerson hedef olmuş. Çok güzel bir polisiye kurgu okudum, pek alıntı yapmadım deşifre olmasın diye ama tavsiye ederim, son bölüme kadar sizi sürükleyecek. Keyifli okumalar...
Sarı Odanın EsrarıGaston Leroux · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,857 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:45
Beni fazlasıyla etkileyen, Zülal’in kalp kırıklıklarını içimde hissettiğim, Dağhan’ın öfkesini taşıdığım, çifte bunu yaşatan kişilere beddua edecek raddeye geldiğim o serinin ilk kitabını getirdim bu gün sizlere. Yazarın kalemine sağlık bütün duyguları fazlasıyla hissettirdi. Sevgili yazarın Ankara imzasına katılabilmiş okurken beni neler bekliyor diye sormuştum. Söylediklerinden çok daha fazlası bekliyormuş, bunu giriş bölümünü okurken anladım. Ben Zülal’i çok fazla içselleştirdim. Yaşadığı psikolojik baskı bir yerde onun ruh haline bürünmeme neden oldu. Dağhan bazı yerlerde haklı olsa da Zülal’e kıyamadım Dağhan’a kızdım. Arga ailesinin tek aydınlık yüzleri Zülal, Ayfer ve Deniz birbirlerine hem anne hem baba olmuş kızlar. Onların kardeşliklerini okumak bunca zorluğa rağmen çok güzel hissettirdi. Dağhan’ın Zülal’i korumak istemesiyle kendinden uzak tutma çelişkisi anlaşmalı evlilik başladığı anda çok net görülür bir hal aldı. Ama bu çokta uzun sürmedi çünkü sevdaları her şeye galip geldi. Yaralarını yavaş yavaş birlikte sarmalarını, birbirlerine tekrar alışmalarını ve eskisinden daha çok bağlanmalarını okumak o kadar güzeldi ki. İki Laz bir Azerbaycan türkü ve bir yörük dörtlüsü favorimdi. Zülal ve Menekşe dostluğunun yanı sıra Dağhan İdris, Halil İbrahim ve Hızır Ali üçlüşünü okumak ay heyecan vericiydi birde Halil İbrahim ve Menekşe’yi çok shipledim ben, sanırım Dağhan ve Zülal’den sonra en favori çiftim olacaklar. Neredeyse her Karakterin bakış açısıyla yazılması daha çok karakterlerin hissiyatını hissetmemi sağladı, gerçekten her anlamda çok beğendiğim bir kitap oldu. Yüreğimi paramparça eden bir yerde bitti ve ben devamını hayal edememekle birlikte Wattpad’den Spoiler almamak için çok zor tutuyorum kendimi. Tamda en mutlu günlerinde olacak iş miydi? Akıl
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202654 okunma
Puan vermedi·752 syf.··
2026 257. kitabı
Turgut Özakman, yakın tarihimizin en büyük varoluş mücadelesini derin bir arşiv çalışması, edebi bir anlatı ve sarsıcı bir epik dil ile birleştirerek Türk yayıncılık tarihinde kırılması güç rekorlara imza atan bu anıt eseri ortaya koyuyor. *Şu Çılgın Türkler*, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, küllerinden yeniden doğmaya çalışan bir halkın, imkansızlıklar ve yokluklar içinde Batılı emperyalist güçlere karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı (1914-1922 kesitinden ziyade özellikle 1921-1922 Milli Mücadele dönemini) tüm detaylarıyla ele alan devasa bir belgesel romandır. Yazar, elli yılı aşkın bir süredir topladığı belgeleri, anıları, askeri raporları ve telgrafları kuru bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp soluk soluğa bir kurguya dönüştürüyor. Roman; cephedeki Mehmetçiklerin, cephane taşıyan kadınların, kağnı kollarının, Anadolu’nun fedakar çocuklarının hikayelerini anlatırken; diğer yanda Ankara’daki siyasi çalkantıları, Meclis’teki ateşli tartışmaları ve cephe gerisinde dönen hainlikleri ya da kahramanlıkları muazzam bir panaroma halinde sunuyor. Özakman, Türk milletinin "bitti" denilen yerden, Sakarya’dan, Kocatepe’den nasıl bir iradeyle ayağa kalktığını, dâhiyane askeri stratejilerin arkasındaki o insani inancı ve adanmışlığı gözler önüne seriyor. Kitap, hamasi bir anlatının ötesinde, her satırı dipnotlarla, haritalarla ve gerçek vesikalarla desteklenmiş muazzam bir hafıza tazeleme kılavuzudur. *Şu Çılgın Türkler*; bir ulusun onur, bağımsızlık ve özgürlük uğruna neleri göze alabileceğini fısıldayan; tarihiyle yüzleşmek, cumhuriyetin hangi temeller üzerine kurulduğunu anlamak isteyen her neslin mutlaka okuması gereken evrensel ve sarsıcı bir başucu destanıdır.
Şu Çılgın TürklerTurgut Özakman · Bilgi Yayınları · 202324,6bin okunma
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Tayfun Haykır- Abdullah Kaan/ Anadolu'da Bir Mahfil: Çelebi Dergisi (2020-2025). Ülkemizde daha yayın hayatındayken, akademik çalışma yapılmış belki de tek dergi, Çelebi dergisidir. Genelde yayın hayatını bitirmiş, üzerinden onlarca yıl geçmiş, gazete ve dergilerin akademik çalışmalara konu olması bu zamana kadar görülmüştür bu anlamıyla Çelebi dergisinin ilk beş yılının akademik bir çalışmaya kaynaklık etmesi derginin işlevi açısından önemlidir. Ankara Hacı Bayram Üniversitesi'nde görev yapan Doç. Doktor Tayfun Haykır ve Abdullah Kaan'ın bu çalışması dikkat çekicidir. Eserde de belirtildiği şekli ile Anadolu'da gazete, dergi çıkarmanın pek çok zorlukları vardır. Çelebi dergisi bu zorlukları adım adım aşarak ilk beş yılını tamamlayıp, akademik çalışmalara konu olmuştur. Takdim ve Önsöz ile başlayan eser, birinci bölümde Çelebi dergisinin tanıtımını yapmaktadır. İkinci bölüm Çelebi'de edebi ve Kültürel Faaliyetleri incelemektedir. Üçüncü bölümde ise Kronolojik Tahlili, Dizin ve İlk Beş Yılında Çelebi'nin Kapakları bulunmaktadır. Abonesi olduğum Çelebi dergisinin böyle bir akademik çalışmaya konu olması tüm okuyucuları gibi beni de mutlu etmiştir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Anadolu'da Bir Mahfil: Çelebi DergisiTayfun Haykır · Post Yayınevi · 20251 okunma
Reklam
Reklam