Yaşayabildik mi bu hayatı?
9/10
·88 syf.··
2025 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 00:00
Sahi ölüm neydi? Ölümün ağır ağır gelen adımlarını işitmek nasıl birşey? Bir ömür nasıl yaşanırdı ki? Pişmanlıklar, keşkeler, iyikiler.. Ölümü burnunuzun dibinde buram buram hissettirebilecek kadar güçlü bir eser.. 80 sayfa, ince bir eser diye düşünmeyin, etkisi 1000 sayfaya bedel. “Yaşayabildim mi?” sorusunu her okuduğunuzda kendi hayatınız film şeridi gibi gözünüzün önünden akıp gidecek ve ölümünüzü hayal edeceksiniz. Biz ölürken etrafımızdakilerin -en yakınlarımız; eşimiz, çocuklarımız- bizi anlıyor gibi yapan herkesin aslında hiçbir şey anlamadığı ve hayatına devam ediyor oluşu gerçeğini kabullenmeyi anlatıyor. Hayat ve ölüm arasında çırpınmanın bıraktığı tatsız ruh haline bürünüp günlerce etkisinin süreceği bir kitap.. Velhasıl; “Her nefis ölümü mutlaka tadacaktır. Sonra da bizim huzurumuza döndürüleceksiniz.” (Ankebut/59)
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Turkuvaz Kitap · 202061,1bin okunma
Tarihi Kurgu Mu ? Siyer Mi ?
Puan vermedi·400 syf.··
2025 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 14:28
İskender Pala’nın ilk okuduğum kitabı Mihmandar oldu ve yazarın başka kitabını okur muyum hiç bilmiyorum. Çünkü kitabı hiç beğenmedim. Sebeplerini açıklamak istiyorum. 1- Kitapta her bölüm farklı bir karakterin gözünden anlatılıyor ve kimin gözünden okuduğumuz bölümün sonunda; ben şuyum, kim olduğumu çıkardınız mı şeklinde söyleniyor. Bu durum kesinlikle kafa karışıklığı yaratıyor. 2- Aşırı yanlı bir anlatım var. Tüm Müslümanlar melek tüm Hristiyanlar şeytan gibi anlatılmış. Bu kadar ideoloji aşılayan bir kitap daha görmedim. İskender Pala bu kitapta tarihi bir kurgudan ziyade siyer yazmış gibi. 3- Kesinlikte kendimi o dönemde gibi hissetmedim. Tarihi kurgu romanlarında bu durum çok önemlidir. Kendimi bir kuşatmanın bir savaşın içinde gibi kesinlikle hissetmedim. 4-Kallinikos ve karısı Oxy’nin ki -bu ikisi doğma büyüme hristiyan- sırf ölmemek için Müslüman olan kızlarına Hristiyanlığı kötüleyip Müslümanlığı övdükleri kısım resmen fiyasko değil miydi ? Abi siz niye Müslüman olmadınız o zaman şimdiye kadar ! 5- İsra süresi 59: “Bizi mucize göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır…” Ankebut Suresi 50-51: “Dediler ki: ‘Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!’ De ki: ‘Mucizeler ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.’ Kendilerine okunmakta olan bu kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda iman eden bir topluluk için bir rahmet ve öğüt vardır.” şeklinde ayetler var iken Hz. Muhammed’i takip eden bulutların, onun peşinde olan izcilerin atlarının kumlara gömülmesinin, hamile keçilerin kurumuş memelerinden süt fışkırmasının vs anlatılması… 6- Kitabın anlatım dilinin bazı yerlerde divan edebiyatından hallice olması.
Duygu ve Düşünce
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2023 56. kitabı
"Akıldan Kalbe Esintiler" Üzerine Değinmeler “Akıldan Kalbe Esintiler” Muhammed Işık’ın, Ocak 2022’de KDY Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu kitabı. On beş fikir yazısının yer aldığı kitap, doksan sayfa hacmindedir. Bu on beş yazı da birbiriyle bağlantılı ve birbirinin tamamlayanı şeklindedir. Sohbet havasında yazılmış, daha çok İslam inancı ve Müslüman hassasiyetinde konuların irdelendiği; akıcı ve kolay anlaşılır bir şekilde ele alınmış yazılar. Yalın bir üslupla ele alınan bu konular da “Peygamber Efendimiz ve Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere yazarın ifadesiyle, Nebi Musa, Nebi Nuh, Nebi İbrahim, Nebi Yusuf, Nebi Lut, Nebi İsa, Nebi Eyüp” bunlarla beraber, Hz. Ebu Bekir, Ebu Talip, Mevlana, Hz. İbrahim’in Eşi Sare, Tur Dağı hatta ve hatta Firavun ve Ebu Cehil gibi isimlerin anlatımlarda geçtiğini görmekteyiz. Peygamberler ve bazı menkıbeler üzerinden anlatımlar daha da çeşitlendirilmiş bu şekilde. Yine yazarın ifadesiyle Nebi Yusuf’un kuyuya atılması, Nebi İbrahim’in ateşe atılması gibi çok bilindik bazı vakalar da anlatımlarda konu edinmektedir. Bütün bu anlatımların Müslümanca bir bakışla çerçevelendiğini söylemiştik. Bu konuyu biraz daha açacak olursak. İzninizle yazarın temel verdiği bazı yazı bölümlerini buraya taşımak istiyorum. “Resuller ve Nebiler, insanlara aynı yolu anlatırken, insanoğlu her defasında o yoldan kendi nefsine hizmet eden tali yollar yapmıştır” (sayfa 17), “İslam’ı doğru anlamak ve hayata uygulamak, hayat faaliyetleri kadar önemlidir” (sayfa 21), “Düşüncenin önüne konulan her engel, din karşıtı bir beyandır. Düşünceyi engelleyen her olgu, çevre cehaletin temelidir…” (sayfa 58), “Dini kanaat önderleri nefislerini değil müminleri düşünseydi, toplumlar dini, ahlakî ve sosyal açıdan dibi görmezlerdi. Onlar bir bakıma Ebu Leheb
Akıldan Kalbe EsintilerMuhammed Işık · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202210 okunma
İslamın Dirilişi kitabı ve Kültür Çatışmaları Üzerine
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 180. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 17:15
Diriliş Neslinin Amentüsü'yle beraber Sezai Karakoç'un okuduğum 2. kitabı oluyor. 1967 yılında yazıldığından mıdır, yoksa Karakoç'un düşünceleri hala aynı mıdır, emin değilim, bazı tespitler bana gerçeği yansıtmaktan uzak göründü. Çünkü belki de biraz mübalağalı ifadeler var. Mesela, sayfa 9daki şu cümleleri takdirinize sunmak istiyorum: "Avrupa, bugün, Dünya tarafından linç edilme korkusunu yaşıyor. Sartre'dan Toynbee ve Russel'a, Albert Camus'den Gabriel Marcel'e kadar Avrupa düşünür ve filozofları bu geleceğin ürpertisini duydular. Avrupa'nın en büyük dramı şudur: Kendini sevdirememesi. Belki kendinden korkulmuş, çekinilmiş, hatta sahte yaltaklanmalar görmüş, fakat hiçbir insanoğlunun sıcak bir yakınlık duygusunu elde edememiştir. Bu medeniyetin, öbürleriyle ilgisinde ilk görülecek şey, önce gelmiş hiçbir medeniyetin şahit olmadığı bir antipati ve cevapsızlık karşısında kalmasıdır. Zekasının hep tekniğe doğru kayışı da bu sevgisizliğin doğurduğu güvensizlik psikolojisinden ileri gelse gerektir..."şeklinde devam ediyor üzerinde düşünmek istediğim ve insanların da düşünmesini, gerçeklikle ilişkisini ve doğruluk payını analiz etmelerini istediğim satırlar. Batının gerçekten de tamamen tekniğe eğildiği çok kullanılan bir argüman, gerçekten çok. Ruhsuz ve mekanik bir medeniyet anlayışından bahsedilir genelde. Gelgelelim benim bu konuda şüphelerim var. Fakat yeterince donanımlı da değilim. Derin sular buralar. Ve belki de bu derinliğin sarhoşluğuna kapılan onlarca yazar tabiri caizse militanca ve ütopik bir pencereden bakarak tamamen redde gitmiş. Biliriz ki gönül kelimesinin karşılığı yoktur onlarda. O halde kendi medeniyetimize bakacak olursak, gerçekten de sevgi temelli bir yapıdan söz edebiliriz. Acaba diyorum, Batı medeniyetinin tekniğe yüklenip de gönlü
Din
İslâmın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,7bin okunma