Byung-Chul Han’ın Zamanın Kokusu adlı eseri, modern insanın zamanla olan sancılı ilişkisini geleneksel "hızlanma" teorilerinin ötesine geçerek ele alan, sarsıcı bir çağ eleştirisidir. Kitap, günümüz dünyasındaki krizin sadece her şeyin çok hızlı akmasından değil, zamanın kimyasal ve yapısal olarak bozulmasından kaynaklandığını savunur.
Genellikle modern çağ dendiğinde akla gelen ilk şey "hız" olur. Ancak Han, kitabın hemen başında ezber bozan bir tespitte bulunur. Bugünün zaman krizi bir hızlanma krizi değildir. Hızlanma çağının çoktan bittiğini belirten yazar, içinde bulunduğumuz durumu diskroni (zamansal bozulma/aksaklık) olarak tanımlar. Zaman, artık geçmişten geleceğe doğru akan anlamlı bir nehir ya da bir çizgi değildir. Zaman parçalanmış, minik anlara ve noktalara bölünmüştür. Her bir an, kendi içine kapalı birer "nokta" haline gelmiştir. Han buna zamanın atomlaşması diyor
Eskiden zamanın bir ritmi, bir töreni veya bir yönü vardı (örneğin dinsel zaman, tarihsel ilerleme zamanı). Nokta-zaman haline gelen günümüz zamansallığında ise bir yön yoktur. Zaman adeta amaçsızca kendi etrafında dönüp durmaktadır. Hayatın çok hızlı aktığı yönündeki yaygın his, aslında zamanın yapısal olarak tutunacak bir çapa bulamamasından, yani yönünü kaybetmesinden kaynaklanır. Bir yere varmayan, ritmi olmayan bir zaman, insana kaçıp gidiyormuş hissi verir.
Kitaba adını veren "Zamanın Kokusu" metaforu, felsefi anlamda süreçsel derinlik, süreklilik ve anlam ile ilgilidir. Bir şeyin kokusunun olabilmesi için onun havada kalması, durması ve bir süreye sahip olması gerekir. Nokta haline gelmiş, bir diğer anın hemen üzerine basıp geçtiği dijital ve enformasyon çağında zamanın "kokusu" kalmamıştır. Han'a göre anlatılar zamana koku verir. Dinler, mitler, büyük ideolojiler veya kişisel yaşam