Her Ahmet Hamdi, Tanpınar değildir.
9/10
·376 syf.·
2026 162. kitabı
Kitap incelemesi için mekan arıyordum. Bir kafe olmazdı. Bir kütüphane fazla güvenliydi. Bir kitapçı ise fazla kolay bir tercih gibi geliyordu. Bir süre İstanbul'un içinde dolaştım. Sonra yolum
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026659 okunma
8/10
·104 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 13:30
Uzun bir aradan sonra hikaye dünyasından bir eser okumak bana oldukça keyif verdi. Çoğumuzun meşhur Çaykovski balesiyle bildiği ama orijinal metniyle çok daha derin sulara yelken açan, hayal dünyamı genişleten zamansız bir başyapıt:Fındıkkıran ve Fareler Kralı. Noel gecesi hediye edilen çirkin bir fındıkkıran oyuncağının etrafında şekillenen bu anlatı, sayfaları çevirdikçe hem karanlık ve tekinsiz bir atmosfere bürünüyor hem de oyuncaklar dünyasında eşsiz bir hayal gücü sunuyor bizlere. Yoğun metinlerden ,böyle güzel ve soft bir hikayeye yolculuk etmek, edebiyatın geniş dünyasını bir kez daha tattırdı bana. Yaş sınırı olmaksızın,büyük küçük herkesin bu büyülü klasiğe şans vermesini tavsiye ederim :)
Fındıkkıran ile Fareler KralıE. T. A. Hoffmann · Can Yayınları · 202678 okunma
Puan vermedi·708 syf.··
2026 25. kitabı
İlahi Komedya, insanın karanlıktan arınmaya doğru yaptığı büyük ruh yolculuğunu anlatır. Yolculuk cehennemle başlar, günahın katmanları arasında ilerler; ardından arafın arındırıcı yokuşlarına çıkar
Edebiyat
İlahi KomedyaDante Alighieri · Alfa Yayınları · 2021236 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Hayatı boyunca tek bir erkeği sessizce seven bir kadının, ölümün eşiğinde yazdığı iç yakıcı itirafı. Kadın, çocukluğundan yetişkinliğine kadar bütün varlığını onun etrafında kurar; fakat sevdiği adam onu defalarca görmesine rağmen hiçbir zaman gerçekten tanımaz. Bu yüzden anlatı, karşılıksız aşktan çok daha derin bir yaraya dokunur: Bir insanın bütün ömrünü bir başkasının hafızasında yer bile kaplamadan tüketmesi. Mektup, sadece “seni sevdim” demez; aynı zamanda “ben vardım, sen beni hiç görmedin” diye sessizce kanar. Bu eserde aşk, iki kişinin arasında büyüyen parlak bir duygu değil; tek kişinin içinde yıllarca sakladığı karanlık bir oda gibidir. Kadın sevdiği adamı değil, belki de onun zihninde yarattığı gölgeyi sever; çünkü karşısındaki kişi çoğu zaman dikkatsiz, unutkan ve kendi hayatının konforuna gömülmüş biridir. Asıl acı da burada başlar: Biri için kader olan an, diğeri için hatırlanmayan sıradan bir gecedir. Zweig, büyük felaketlere ihtiyaç duymadan insanın içini yıkar; çünkü bazen en ağır yıkım terk edilmek değil, hiç fark edilmemiş olmaktır. Bence kitabın en güçlü tarafı, sevgiyi masum bir ışık gibi değil, insanı yavaş yavaş eksilten bir saplantı gibi göstermesidir. Kadın sevdikçe çoğalmaz; kendi sesinden, zamanından, kimliğinden azar azar uzaklaşır. Geriye yaşayan biri değil, bekleyen biri kalır. Bu yüzden Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu yalnızca hüzünlü bir aşk hikâyesi değildir; görünmez kalmış bir ruhun son kez dünyaya dokunma çabasıdır. Okuduktan sonra insanın içinde şu cümle yankılanır: Bazı kalpler kırılmaz, karşı tarafa hiç ulaşamadan kendi içinde yaşlanır.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Can Yayınları · 20248,5bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 179. kitabı
Avusturya edebiyatının ve dünya mektup/anlatı türünün dahi psikoloğu Stefan Zweig’ın ölümünden sonra yayımlanan hüzünlü ve sarsıcı eseri "Geçmişe Yolculuk" (Widerstand der Wirklichkeit), zamanın, mekânın ve toplumsal trajedilerin insan ilişkileri ile duyguları üzerindeki o acımasız yıkımını cerrah titizliğiyle işleyen muazzam bir novelladır. Eser; yoksul ama dahi bir mühendis olan Ludwig ile patronunun genç ve aristokrat eşi arasında filizlenen, ancak toplumsal statüler nedeniyle uzun süre sessizce bastırılan derin bir aşkı odağına alır. Ludwig’in iş gereği Meksika’ya gitmesi ve hemen ardından patlak veren Birinci Dünya Savaşı, bu iki aşığı tam dokuz yıl boyunca birbirinden koparır. Zweig; savaşın bitimiyle, yani dokuz yıl sonra yeniden bir araya gelen bu iki insanın, araya giren zamanın ve değişen dünya gerçekliğinin gölgesinde, eski duygularını canlandırma çabalarını muazzam bir psikolojik gerilimle işler. Yazarın o kristal berraklığındaki, insan ruhunun en kuytu odalarını aydınlatan lirik ve dramatik dili; bu eseri sadece bir imkansız aşk hikayesi değil, zamanın her şeyi aşındıran gücüne ve insanın kendi geçmişiyle yaptığı o kaçınılmaz, hüzünlü yüzleşmeye adanmış zamansız bir başyapıt haline getirir.
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,5bin okunma