Yaşını
Gözlerini dolarken seyretmek Ne kadar da kötü Bazen sana hayretler içinde bakıyordum Benim kadar boktan birinde ne bulduğunu Anlayamıyorum.. Galiba komik birisi olmamdan Ve seni anlamamdan Kusura bakma Başımın belası Dün Sana söylediklerimi inan aklımdan geçmiyordu hiç biri... 6 ekime bir not düşmek istiyorum... Başımın belası..
Çok haklısın Selimciğim
​"Evet bu yüzden, yorgunluğumu anlatamıyorum kimseye. Yakınmalarımda ince bir alay görüyorlar. Bu inceliği bana yakıştıranlar tabiî cahil insanlar. Ötekilerle artık görüşmüyorum. Darıldım onlara. Onlar bu dargınlığımın farkında değil tabiî. Kapıdan çıkıp gidince hemen unutuluyorum. Bir de benimle uğraşacak vakitleri yok. Çünkü uğraşmaya değmiyorum. Ben de darıldım onlara işte. Yolda, onlardan birini görünce, sıkılarak gülümsüyorum. İçimden geçenleri saklamak istiyorum. Onların içinden ne geçtiğini anlayamıyorum; yüzlerinden belli olmaz ki duyguları. Bu nedenle, yüzlerini görmek içime sıkıntı veriyor. Sıkıntıma onlar sebep oldu sanki. Hepsi de sanki hiç bir şey olmamış gibi rahatça yürüyor yolda. Karşıdan karşıya emin adımlarla geçiyorlar. Günlük yaşayışlarını sürdürüyorlar. Galiba yalnız ben yoruldum. Ve bu yorgunluğumu yaşamak zorundayım." Tutunamayanlar Oğuz Atay
Alıntı
Reklam
Şu cahil cühela insanların ego kasmasını bir türlü anlayamıyorum. Onlara söylemek istediğim şeylerin başında SEN KİMSİN Kİ? sorusu var
Bir insanın yaşadığı ve yaşayacağı ömür taş çatlasın 60 sene nadiren 100 seneyi bulur ve bu ömür çizgisi boyunca insan insanı niye üzer niye yok sayar ve niye kayıp etmek için herşeyi dener anlamıyorum hafız sevmek varken aşık olmak varken mutlu ve huzurlu olmak varken neden kayıp etmek ister anlayamıyorum hafız Biri size beni ne kadar seviyorsun dediğinde bir serçenin göz yaşı kadar seviyorum diyin çünkü serçe göz yaşı dökünce ölür. Bende seni bir serçenin göz yaşı kadar sevdim çünkü Mehmet Emin Güzel
İnsan ve Duygular
Evlenenlerin çoğu influencer olmaya çalışıyor bu çabayı hiç anlayamıyorum
Duygu ve Düşünce
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
Reklam
Reklam