Puan vermedi·254 syf.··
2026 59. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:54
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Snorri Sturluson “Nesir Edda Viking Mitolojisi” oldu. Viking evreninin doğuşuyla anlatım başlar. Tanrıların eski kadim, mitsel hikâyelerini ilk kısımlarda düzyazı şeklinde anlatılırken, sonraki bölümlerde manzum hikâyelere doğru bir üslupla ilerler. Skald yani hem bir edebî tür olarak manzumelerdir. Hem de okuyan ozanlara verilen addır. Eser İkinci bölümden sonra bu yöne kayar. Ortaçağ Avrupası ve İskandinav kültürü on üçüncü yüzyılda yazıya geçirilmiş, mitolojik öyküler Nesir Edda ile bilinmeye başlanmıştır. Odin, Thor, Loki, Freyr, Freyja gibi birçok tanrı ve tanrıçaların kısaca hikâyeleri anlatılır. Bildiğim efsanelerin de yer alması, ikinci kısımdan sonra tıpkı bir antoloji sözlüğü okurken buldum kendimi ve bu yüzden yorucu ve karmaşık bir anlatım yaşattı. #kitapalıntıları &“Ymir'in etinden, Dünya yaratıldı, Terinden de denizler; Kemiklerden kayalar, Saçlarından ağaçlar, Kafatasından gökyüzü, Ancak kaşlarından, O şen şakrak güçlerinden, İnsanoğlu için Miðgarðr yapıldı. Beyninden tüm melankolikliğiyle Bulutlar yaratıldı.” &“Gerçekten de anlamak ve kavramak için çok ağır bir yük olduğu doğru, size kısaca anlatmanın yolu dillerin, her insan topluluğu onu kendi adıyla anmak istemiştir, ona kendi dillerine iman etmişler, dualarını kendi dillerinde etmişlerdir. Ancak bazı durumlarda yolculuklarında yeni isimler edinmiştir ve bu durum efsanelerde kaydedilmiştir. Bu büyük olayların anlatıldığı efsaneleri anlamadığın müddetçe bilge bir adam olarak anılamazsın.” &Freyr AEsir'in en meşhuruydu; yağmuru ve güneşin parlamasını yönetirdi ve böylece de dünya nimetlerini; o yüzden ona bereketli mevsimler ve barış için dua edilirdi. Üstelik insanların refahını da yönetirdi. Ancak Freyja da tanrıçalar arasında en meşhuruydu; cennete
Edebiyat - Destanlar - Efsaneler - Mitolojiler
Viking MitolojisiSnorri Sturluson · Yeditepe Yayınevi · 2018213 okunma
7/10
·192 syf.··
2026 22. kitabı
Elimde bir fincan kahve varmış da çocukluk arkadaşımla uzun zamandır hasret kaldığım bir sohbeti ediyormuşum gibi hissettirdi bana. Sayfaları çevirdikçe kendimi hem geçmişe doğru tatlı bir yolculuğa çıkmış hem de hayatın küçük mutluluklarını yeniden hatırlamış buldum. Neşesi Yeter, insanı yormayan, aksine içini ısıtan bir anlatıma sahip. Kafanızı dağıtmak, günlük hayatın telaşından biraz uzaklaşmak ya da geçmişi özlemle anmak istediğinizde elinize alıp bir çırpıda okuyabileceğiniz sıcacık bir kitap. Okumayı bitirdiğinizde geriye hoş bir tebessüm ve eski dostlarla edilmiş güzel bir sohbetin tadı kalıyor.
Neşesi Yeterİrem Yaşar · Cezve Kitap · 2020706 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şimdi tam da "Ah!" çekme vakti...
Puan vermedi·76 syf.··
2026 12. kitabı
Ah benim nergis kokulu cehaletim... Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda Anlamak isterdin kendini durmadan Bir bardağa bile olsa. Ne diyecektim, ne söyleyecektin Şairlerin şahı olsan, Bir AH'dan başka. Ah benim nergis kokulu cehaletim Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin. Ah! En sevdiğim kadın şairlerden biridir kendisi. Varlığıyla bile bize büyük şeyler katan bu kadını hürmetle anmak gerek. Ne güzelde dizelere dökmüş şairlerin şahı bile olsan anlatamayacağın şeyler olduğunu... Mekanı cennet olsun inşallah.
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,4bin okunma
06.02.2023
10/10
·152 syf.··
2026 4. kitabı
​"İlk defa bir kitabı okurken burnumun direği sızladı... Çünkü kurgu da olsa hikaye çok tanıdıktı. İskenderun’un sokakları, deprem, o enkazlar ve bitmek bilmeyen o çaresiz bekleyiş... Hepimizin yüreğine kazınan o ortak acıdan, çok bizden bir kesitti. ​Okurken içim çok derin sızlasa da, en çok o enkazların arasından sağ çıkan umuda sevindim. Unutmamak, yarım kalanları anmak ve her şeye rağmen yeniden hayata tutunabilmek dileğiyle... #KimsesizlerCoğrafyası"
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma
9/10
·200 syf.··
2026 30. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:01
Kitabın konusu: Japonya'da gerçekleşen bir tren kazası sonucu birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Bir süre sonra etrafta bir dedikodu yayılmaya başlar. Tren kazanın yaşandığı istasyon açılana kadar yolculuğuna devam etmektedir ancak bu treni yalnızca o kazada yakınlarını kaybedenler görebilmektedir. Yüreğim burkuldu. Her hikaye birbirinden etkileyiciydi benim için. Toplamda 4 hikaye vardı ama yazar duyguları çok iyi aktarmıştı. Daha da uzun olmasını kesinlikle isterdim. Ve belki de bu kadar kalp kırıklığına dayanamaz, en sonunda ağlayabilirdim de! Sevdiklerimizin değerini öldükten sonra anlama teması cidden hoşuma gidiyor ve ders niteliğinde hissettiriyor. Ayrıca kitap cidden akıcıydı. Bu yönünü de çok sevdim. Bazen bir hikayenin kahramanını diğer hikayede de görebiliyorduk. Onlar da çok güzel işlenmişti. +13 bir kitap diyebilirim. Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek özellikle ilk hikaye beni çok etkiledi. Hikaye olarak da daha uzundu zaten. Ama diğer hikayelerin de güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle hüzünlü bir moddaysanız ya da ağlamak istiyorsanız daha da okunabilir bir kitap haline geliyor. Nemoto'ya ve nişanlısına, Sakamoto ve babasına, Takako ve Kazukuyi'ye, Kitamura'ya ve eşine cidden üzüldüm. Ve burda da anmak istedim. Kesinlikle tavsiye edebileceğim ve tekrar okumak isteyeceğim bir kitap! Bugünlük yorumum bu kadar, kendinize iyi bakın!
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202635 okunma
Kalbin Anlamı Üzerine Mülahazalar
Puan vermedi·96 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde annemle bir kitapçının içinde gezinirken gördüm bu kitabı. Görür görmez içimde bir şeyler kıpırdandı. Çünkü uzun zamandır kalbimin bir darlık ve bir genişlik içinde oluşunu, bir hâl üzere sabit kalamayışını anlamlandırmaya çalışıyordum. Elbette, kalbin asli özelliğinin bu olduğunu biliyorum. Kalbin “kalp” diye isimlendirilmesinin nedeni, süratle başkalaşmasıdır. Ama Efendimizin, “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” duasından, aslında kalbin bir hâl üzere sabit kalışının mümkün olabileceğini de biliyorum. Yaşadığı her şeyi anlamlandırarak sükûn bulabilen zihnim, beni bu kez kalbin anlamını aramaya sevk etti. Hâkim et-Tirmizî, bu eseri kendisine sadr, kalp, fuâd, lüb gibi kalbin yerine kullanılan isimlerin arasındaki farkın sorulması üzerine kaleme almış. Kitabın girişinde ilk olarak sadrdan bahsediyor. “Sadr, aslında kalbin bulunduğu mekâna denir,” diyor. Yani kalbi bir ev, sadrı ise o evin avlusu gibi düşünebiliriz. Evin yalnızca sahiplerine mahsus oluşuna karşın, evin avlusu nasıl yabancılara açıksa sadr da böyle, her türlü şeyin girişine açık bir alandır. Yani dışarıdan gelen her türlü şey öncelikle sadra girer, kalbe değil. Kalp, ilahî bir lütuf olarak Yüce Allah tarafından korunmuştur. Dolayısıyla, aslında genişleyip daralan şey kalp değil, sadrdır. Sadrdaki duraklar sırasıyla: kalp, fuâd, lüb ve artık bundan sonra, içinde zarif sırlar barındıran ince makamlardır. Bu girişten sonra müellif, “İçimde neler oluyor?” sorusuna cevap bulduğum kısımlara giriş yapıyor. Nefse, sadra girmek yoluyla baskı kurarak onu yönetme gücü verilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın sadra sınama yüklemesidir. Âyet-i kerîmede geçtiği üzere: “Allah gönüllerinizde bulunan şeyi denemek ister.” Böylece kulun, Efendisine yakarması,
Kalbin AnlamıHakim Tirmizi · Sufi Kitap · 2023237 okunma