10/10
·74 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:30
Dönüşüm bir solukta okuduğum ve beni içine çeken bir kitap oldu.Yazarın bize anlatmak istediğini anladığımızda çok etkilenerek okuyacağımız fakat anlamadığımızda ise ben ne okuyorum diyeceğimiz bir kitap. Kısaca konusuna değinmek gerekirse ana karakterimiz olan Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmesi ile başlıyor ve biz kitap boyunca insanların Gregor'a karşı tavrını okuyoruz. Gregor şu zamana kadar ailesi için çalışmış,çabalamış ve ailesini seven onlara bağlı bir karakter.Yine işe gideceği bir sabah uyandığında bir bakıyor ki böceğe dönüşmüş,burada beni en çok etkileyen şey böyle bir değişime rağmen Gregorun umrunda olan tek şeyin işe geç kalmış olması oldu,bir böceğe dönüşmektense işe geç kalmamak onun için daha önemliydi. Ailesinin Gregoru gördüğü kısımdaki tavırları da dikkat çekiciydi özellikle babası Gregora karşı tiksinti ve nefret içerisindeydi,annesi yıkılmıştı,kızkardeşi ise ilk başlarda onu hala abisi olarak görsede ondan tiksiniyordu ve zaman geçtikçe onu abisi olarak görmeyi de bıraktı ki bence Gregora en büyük yıkımı yaşatan da kızkardeşiydi. "sevgili anneciğim,sevgili babcığım,bu böyle devam edemez.Belki siz farkında değilsiniz ama ben farkındayım.Şu yaratığın önünde ağabeyimin adını telaffuz etmek istemiyorum,bu nedenle tek bir şey diyeceğim:bundan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız.Biz insan olarak ona bakmak,ona tahammül etmek konusunda elimizden geleni yaptık,sanırım kimse bizi bu konuda en ufak bir şekilde suçlayamaz." işte kız kardeşinin bu sözleri bardağı taşıran son damlaydı.Kızkardeşi Gregorun onları anlamadığını savundu oysaki kitap boyunca bir şeyleri anlayan tek kişi Gregordu ve ailesi onu hiç anlamadı,Gregoru yaraları,acıları,yalnızlığı ve tutsaklığıyla baş başa bıraktılar en sonunda Gregor daha fazla dayanamadı ve herkese göre
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268bin okunma
Puan vermedi
Nikolay Gogol, dünya edebiyatında kara mizahın, bürokratik hicvin ve insan psikolojisinin en sarsıcı örneklerinden biri olan bu ölümsüz eserinde; küçük bir memurun zihinsel çöküşünü ve deliliğe adım adım teslim oluşunu muazzam bir trajikomik dille anlatıyor. Roman, Çarlık Rusyası’nın o boğucu bürokratik çarkları arasında sıkışmış, 9. dereceden bir memur olan Aksenti İvanoviç Poprişçin’in tuttuğu günlükler üzerinden ilerliyor. Poprişçin; toplumdaki statü farklarını, maruz kaldığı aşağılanmaları ve müdürünün kızına duyduğu imkansız, sınıfsal aşkı hazmedemedikçe gerçek dünyadan kopmaya başlar. Zihninin yarattığı sanrılar, sokaktaki köpeklerin birbiriyle mektuplaştığına inanmasıyla başlar ve İspanya tahtının boş olduğunu duyduğunda kendini "İspanya Kralı" ilan etmesiyle trajik bir zirveye ulaşır. Gogol, bir adamın akıl sağlığını yitirişini anlatırken aslında bireyi ezen, yok sayan ve rütbelere tapan o acımasız toplumsal sistemi, unvan çılgınlığını ve aristokrasinin kibrini amansızca kırbaçlıyor. *Bir Delinin Hatıra Defteri*; okuru bir yandan Poprişçin’in absürt hezeyanlarına güldürürken, diğer yandan onun tımarhanedeki o çaresiz, "Anneciğim, kurtar beni!" haykırışıyla kalbini paramparça eden dâhiyane bir psikolojik ve sosyolojik başyapıttır.
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · İndigo Kitap · 202117,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sezgin Kaymaz
Puan vermedi·304 syf.··
2026 51. kitabı
Kitaba başlıyorsunuz efenim sonra bir film izler gibi akıyor gidiyor sayfalar hem bu kadar hızlı hem bu kadar yavaş ilerleyen ve okuyucuya "hadi ama ne olacaksa olsun" dedirten. Ama bir taraftan da bitmesini istemediği bir serüven sürükleyen çok az kitap vardır. Denklem bu yani (okuyanlar anladı ) Kitap Uzunharmanlar'da ev kiralayan Musa'nın kiraladığı evin esrarengiz sesleriyle yüzleşmesi ile başlıyor. Musa durur mu düşüyor işin peşine.. Sonrası olaylar olaylar olaylar.. İlk kez Sezgin Kaymaz okumuş biri olarak gerçeküstü kitapları sevdiğime bir kere daha karar verdim. Kitap sizi hafif hafif ürpertse de çoğu yerde kahkaha atarak okuyorsunuz. Olaylar arasında bazen kopukluklar, tutarsızlılar hafif hafif canınızı sıkıyor ama bunların sebebini kitabın sonunda mutlaka öğreniyorsunuz. Yazarın dili bu kitapta (Çünkü diğerlerini bilmiyorum kıyaslayamam) hınzır bir oğlan çocuğu kapıdan bakıvermiş de kaçmış gibi. İzlediğim, dinlediğim Sezgin Kaymaz'ın kişilik özelliğinin de bu yönde olduğunu düşünüyorum ki diline yansıması çok tatlı olmuş. Musa ve Leyla'nın dialogları o kadar samimi ve eğlenceli ki gidip ikisine de "gelin lan buraya sıpalar" diyesiniz geliyor. Öyle bir şefkat doluyor kalbinize. Karakterler İstanbul insanının yansıması Kirkor bey'den dindar komşu teyzeye, polis emeklisinden,konsimatris bir kadına oldukça kozmopolit bir yelpaze. Dili çok akıcı ve edebi olacağım kaygısından uzak ki yazar yine okuduğum makalelerde bu kaygıyı duymadığını belirtiyor. Çünkü gerçek hayatta kimse "anneciğim bir bardak su alabilir miyim?" demiyor. "anne suuu" demek yeterli. Kitabın bu kadar iyi gelmesinin bir nedeni de bu. Alt kat komşunuz nasıl geğiriyorsa kitaptaki karakterde öyle insan. Kitap boyunca Musa'nın kusma hissini bizzat onunla yaşıyorsunuz. Ki okurken maden suyu içmişliğim
Alıntı
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,309 okunma
8/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Spoiler içerir!!! «Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı». Peki ya ne oldu da, küçük karabalık her şeyi bırakıp gitmeye karar verdi? Annesiyle güvenli bir yaşam sürdürüyordu. Ne uğruna vazgeçti? «Balik birkaç gündür düşünceli ve çok az konuşuyordu». İşte burda aslında her şey başlıyor. İçimize kapanmak, çevremizi tartıp - düşünmək, merak etmek, sorgulamak. Toplumun bize gösterdiği yolu deyilde, başka bir yolu aramak. «Irmağın nereye kadar gittiğini görmek istiyorum. Biliyor musun anneciğim, aylardır bu ırmağın sonu neresi diye düşünüp duruyorum... Nihayet, qigip ırmağın sonunu bulmaya karar verdim. Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum», — küçük karabalık uykudan uyanmış, farkindalik kazanmış zihni temsil eder. Elbette, derenin dışına çıkmak fikri, kimsenin hoşuna gitmez. Yaşlı balıklar kendi yolunu çizmek isteyen küçük karabalıka akıl öyretmeye çalışırlar. Ama mümkün mü böyle bir şey? Belki çoğu zaman evet, insan ne istediğini bilmiyorsa, vazgeçmesi çok kolaydır. Peki özgürlüğü isteyen, herkes gibi yaşamak istemeyen, yaşamın ne olduğunu arayan biri için nasıl? Yuvayı terk etmek çok zordur, ama bireyin çocukluk evresinden çıkıp kendi yolunu çizmesi için zorunludur. Sancilidir, ama bizim özgür olmamız için önemlidir. Ve küçük kara balık yola cikar. Bu, sadece bir varoluş değilde, yaşamaya anlam katmak çabasıdır. --- Benden bu kadar. Aslında anlatacak çok şey var, ama bu kadarı da yeterli. Kısacası, yazar sadece bir "iskelet" sunar, o iskeleti ete kemiğe büründüren, ona ruh veren her okurun kendi iç dünyasıdır. Yani, hikayelerin içeriği hep size bağlıdır. Benim görüşüm bundan ibarettir. Bu hikaye, çocuklar için masal ola bilir, ama bir yetişkin okursa, felsefe konularının icinde bulur kendini. Anlamlı bir ölümün,
Alıntı
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
"Annenin Büyük Kolları"
10/10
·44 syf.··
2026 11. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 11:04
Başlığı kendim koymak istemedim çünkü imza gününde Üstadımız zaten "Annenin büyük kolları" diye oğluma benden anı bırakarak imzalamıştı. O kadar muhteşem bir kitap ki sadece okuma sevgisini değil tüm sevgileri aşılayan bir kitap. 36. sayfada çok çok duygulandım. Çünkü annenin ölümü dile getiriliyor ve çocuk yine ben annemin ilk hecesiyim, öğrettikleriyim diyordu. Yazar; Şükrü Erbaş, ölümün var olduğunu bile kelimelerin naifliğinde çocuk kalbiyle cocuğa kabullendirebiliyor ve hatta sonrasında da yine herşeyi sevmeliyiz diyerek: "Yaşamın anlamını sözcüklerle öğrendim öğretmenim" kelimesini cocuktan duymamızı sağlayarak,sanki öğretmeni var da ona anlatır gibi konuşturuyordu ancak burada öğretmeni aslında okuyan bizlerdik. Bir anne kalbi ile ile evladının kalbi arasında sevginin kokularıyla çiçek açmış bir köprü oluyordu bu kitap. İmza gününde 2 yaşındaki oğlum için üstadımıza imzalatarak aldığım ;Bir annenin evladına verebileceği ve anı olarak da bırakabileceği en muhteşem hediye olduğunu hissetmiştim okuyarak da... Bu kitabı bugün ben okuyarak oğlum dinledi. Dilerim ileride de bu ve daha birçok kitapları da kendisi bana okuyarak hayatı kitaplarla yaşar.Kitapların ve içindeki sevgin bol olsun anneciğim. Tüm kelimelerim yaşantına anı olarak kalsın...
Ben Annemin HecesiyimŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Çocuk Yayınları · 2025125 okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2026 4. kitabı
Wondrak Okuyan herkes gibi benimde aklıma bu hayatta hakkını asla ödeyemeceğimi düşündüğüm biricik anneciğim geldi. Genç yaşında babamın vefatı üzerine hayatın tüm acımasızlığına ve anadolulu köylü zihniyetine rağmen kelimenin tam mânasıyla tek başına savaşıp çiftçilik yaparak beş çocuğunu yetiştirdi benim annem. Etrafında hiç bir eş dost akraba olmadan bir tek yaşça en büyüğümüz olan pek kıymetli ablacığımla (14) beraber üstlendi bu yükü. Belki annem Wondrak kadar tavır göstermedi bize karşı fakat iç dünyasında Wondark'tan farklı bir düşüncesi olduğu hiç zannetmiyorum vede şunu atlamamak lazım Wondrak'ın beş tane Karel'i yoktu...
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma