J’espère vraiment ne pas pleurer le jour de mon anniversaire cette année…
İlerde anamla aramızda geçecek diyalog olur gibi..
+ Annee, ben aşık oldum!! - İyi bok yedin. Başın göğe erdi mi ?
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ölmeyi bayılmak sanmışımm (: benden beklenirdi
Birkaç gün önce aşırı kan kaybından ötürü olsa da ilk ya da ikinci bayılışım. Makyaj masasında taburede pansuman yenilemek isterken bir anda yavaşça bilincim gitmeye başlamıştı. İlkte düzelir sandım ama düzelmeyeceğini anladığımda "Annee, anne, -öleceğimi söylemeyeyim korkar- bayılacağım." demiştim. Ama sesim en son ona yetişecek kadar çıktı mı bilmiyorum. O an aklımda "Böyle mi öleceğim, burası rüyaysa ölüm ne kadar gerçek ki, her şeye rağmen( kalıplaşma, güçsüzlük, bir süre sonra üşüme ve neredeyse titreme vs.) acı hissetmiyorum. Neredeyse huzurlu gibiyim. Böyle öleceksem ölebilirim şu an. Sonunda ölümü hak ettim mi?" diye düşünmüştüm. En son başımı masaya doğru eğmiştim. Başka bir şey hatırlamıyorum. Sonra gözümü açamadan "Sırtım nasıl bir yere yaslı gibi, kafam da aynı şekilde?-ayaklarımı hissetmiyorum- Ben sandalyede değildim." diye düşünüp gözümle az ve anlık bakınca yerde olduğumu gördüm "Ne ara yerde yattım ki, niye hatırlamıyorum?" diye düşünüp korkarken sağ elmacık kemiğime elimi götürerek "Buram niye acıyıp yanıyor?" diye düşünürken kardeşim kapıyı yarım ve hızlıca açmıştı. Tam açsa omzumu ya da kafamı götürürdü. Konuşup konuşmadığımdan bile emin değilim. Gözümü açamıyorum ama uzaktan da olsa duyuyordum ya da birden her şeyi hissetmesem de hissediyordum. Kapı açma sesiyle biraz irkilince gözümü az ve anlık açmıştım. Aşırı hızlı hareket ediyorlardı. Annemin sesini az çok duyuyordum. Bir görüntüde kardeşim ayaklarımı tabureye kaldırmışken annem isteğim üzerine pansumanı kapatıyordu. İşimi yarım bıraktığımı hatırlamıştım "Kaldırma, açık kaldı. Kapat." deyip engellemiştim. Zaten her şeyi hazırlamıştım. 2 taneyi açmıştım ama kapatamadan bayılmışım. Geceden öğlene kadar o kadar kana maruz kalmıştım ki açık görmek istemedim. -Yatakta ölürüm sanmıştım ama bir
Hayat ve Ölüm
Annee, babam olgunlaşıyo yavaş mavaş
Chucky' likten premsesliğe dönüştürüyoruz bağı
Ben 4-5 yaşına kadar sarınmışım. Baya sarı kıvırcıklarımı görünce "O kadar sarıyken kumrala nasıl dönmüşüm acaba? Ve iyi ki de sarı kalmamışım. Çok komik durmuş. Bu nee?" dediğimde baya gülmüştüm. Sonra teyzemin de bir erkek çocuğu tam sarıdan kumrala dönmüş. Çok değişik. Bilim bunun hakkında ne diyor acaba? Bebeklikten ortaokula kadar baktım bazılarında çok ciddi ama deyimimle"Ağır abla" durmuşken diğerlerinde gülüp dil uzattığım veya gözlerim tam kısılana kadar güldüğüm fotoğraflar varmış. Sarı (3-4) ve pembiş kıyafetlerle olduğum o gözlerimi tam kısacak şekilde güldüğümü hatırlıyorum. Annem beni hazırlayıp babama mektupla fotoğraf yollamak için çekmişti ve "Asra, bunu babana göndereceğim. Güzel gül." tarzında bir şeyler demişti. Zaten babama gideceğini duymam yetmişti otuz iki diş olmama. O vakitlerde babam yurtdışında olduğu için baya alışılmıştı artık. "Baba sizi görmek istiyor. Hadi buraya bakın." "Kim babasına daha çok sevinç göndermek isterse gülsün." demişti. Ben de dibimde aylık olan kardimin ağzını kapatmıştım. "Ağlıyor bu, çıkmasın fotoğrafta. Fotoğrafa bakınca sen de ona bakmış gibi olacaksın. O yüzden o varmış gibi gülsene. Tamam mı, iyy her yeri sümük olmuş, elime de bulaştı. Annee peçetee. Al bunu yanımdan." "Anne istemiyorum taramanı, çok acıyor." "Fotoğrafta farklı model olsun diye, az daha dur. Bitince çok beğeneceksin." Biri 6-7 aylık, öbürü 1.5 yaşında, ben 3.5 ablam 7 iken bir arada akıllı oturtulmak annem için aşırı zorlayıcıydı: Ya kavga ediyoruz, ya biri ağlıyor, bir diğeri kalkıyor vs. ama akıllıydı bir şekilde işini hallettiriyordu. Bir de bir video vardı. O videonun olduğundan haberim yoktu. Belki üniversitede ilk kez ve şokla izledim. O zamanlar cehennem gibiydi: genelde ağlak, somurtkan ve sinirli moddaydım. Videoyu bitiminde ağlamıştım
Çocukluk
Sorumsuzluğunuzu karşı tarafa yüklediğiniz oldu mu?
Gün bugün bir hayli aydınlık. Balkona çıkan anneme "Sinekliği hızlı çek sonra sinek geçiyor." dememe rağmen aralıklı bıraktı ve pusuda bekleyen sineklerden birisi içeri girdi. "Yaa annee içeri geçti. Sonra öldürüyorsun." dediğimde "İçeri geçmişse canı ölmek istemiştir." dedi. 🤦‍♀️ Ona sinirlendim "Ya bunlar soğukta içeri geçme ihtimaline karşı kapıya yakın hizalanmışlarken bilip de sinekliği çekmemen senin suçun bir de benim gibi kovmayıp cinayet işliyorsun. Hatanı böyle telafi edemezsin: kovacaksın anladın mı?" deyince "Ama vız vız her yerde uçuruyorlar. Nefret ediyorum onlardan." dediğinde "O zaman sineklik çekme alışkanlığı edin, bu daha kolay." demiştim. Buna rağmen birini pencerede avladı. 😑 Zorda kalmadıkça canlı öldürülmesini sevmiyorum: örümceği paket yapar atarım, arıları da kovarım, kelebekleri de. Evde akrebi öldürmüştüm ama onda da çocuktum ve farkında olmayan birini ısırır diye korktuğum içindi. Tepsi arkasındaydı ve gece su içmeye kalkarken çarpma sesine anlam veremeyip bakarken onu tepsiye basarak arkada ezdim. Büyük olmasaydı bir şeyi alıp doğaya salardım ama yok. Bir de uykuluyum, sinirli oluyorum. Imm çocukken tarlalarda zararlı diye taşları devirip akrep, kırk ayak tarzı türlerin katliamını yapmıştık. 7-8 kişi en az 20' ye yakın öldürmüştü. Büyükler zararlı deyince sanki seni ısırmak için üstüne zıplıyor diye düşünüyorduk. Herkes de leşini 1.5 L' lik şişede biriktirmeye çalışmıştı. Ama bilmiyorum işte, büyüyünce bazı şeylerin de bizim gibi değişmesi gerekir. Boyut farkı ya da türü onların az canı ya da az hissedeceği anlamına gelmiyor. O yüzden neredeyse keyfi sayılacak bu öldürme olaylarını aptalca buluyorum: mantığıma vicdanıma uymuyor. Sadece yılan salasım gelmezdi ama bilmiyorum o da insan görünce hemen üstüne koşmuyor. Çocukken bisiklet
Hayata Dair