babam yine kapıyı ayağıyla çalıyor. gelirken elleri dolu gelmiş anlaşılan. gelirken yanında ekmek, süt, gelirken yanında proletarya, gelirken yanında berlin stalinallee yapı işçileri, csepel çelik işçileri, gelirken yanında tatabanya madencileri. babam, elleri naylon poşetler yüzünden hep kesilen, dili damağı hep kuru, akşam menülerinde hiç kere seçici, karısından bizzat çay isteyip ana haber bültenlerinin karşısında ölüye kalan babam, 1.80'e 100 kilo gururdan yapılma bir adam. bir adam ki, köşe bucak kaçtığım fakat annemin ‘gittikçe babana benziyorsun’ dediği babam. babalar, proletarya, fraternite, tabandakiler, avam, ezilenler, ezikler.. eve coca cola sokmayan babalar, bir işçi sınıfı olarak carrefourlara asla uğramayan babalar, bir işçi sınıfı olarak yapman gereken, sofrada zorla uzandığım ucuz peyniri bana yaklaştırmaktı baba. kapıları çarpmak değil, penceleri hiç değil. forsa bunca tamah edilen dünyada 8 yıl aynı gömleği giydin baba. halbuki sen saçlarını tarardın eskiden. nasıl olduklarını sorardın. şimdi pek çıkmıyorsun dışarlara. çıkma baba, zaten çıkılacak bir dışar kalmadı artık. zaten evden gayrısı kalmadı artık. sen, elinde kumandan, televizyonunda siyasi partilerin.. annem içerde öldü baba. televizyonun sesini birazcık kısar mısın?
Hz Alinin duası Özlem Koyun Özlem Koyun "Nerede senin kılıcın?" "Benim kılıcım sözlerimdir. Taşla vurana aşkla vurmak lazım, kılıçla değil." Böyle Göçtü Zerdüşt Farhad Kishvery Özlem Koyun Özlem Koyun İbni Mülcemin elinde batılın hançeri vardı sordular ey mülcem senin hakikatin ve hedefin nedir cevap verdi cevap verince küfede yaptırdığı acem hançeri elinden düştü pantolonun kuşağı çözüldü hançeri ne zaman eline alsa elinden kayıyordu kimi insan böyleydi duası kabul edilmiyor  eline gül alsa o gül niyeti bozuk insanın elinde kendini taşa çeviriyordu pantolunu düzelten ibni mülcem alnını sildi düşen pantolonu son anda tutmuş ve gafil ceberrut şunu diyordu elindeki hançeri sivrilterek ebu ziya son anda kurtulduk halkın önünde rezil olmaktan ebu ziya peki kimin önünde rezil olduğunu hiç düşündünmü diye sordu Hz Ali ise Necefte oğlu Hz Hasan ve Hz Hüseyin iki peygamber çiçeği ile Necefte namaza durmuş cemaatin lider ve imamı olarak onlara namaz kıldırıyordu Allah kabul etsin ey efendi babam dedi Hz Alinin başında rengini yeşil kubbeden alan yeşil bir sarık vardı evladım dedi sözün hak kılıcın doğruluk ise savaşı kazanırsın sana taşla vurana sen aşkla vur diyerek Necef halkına savaş için değil aşk için dua edelim diyerek ey Rabbim duasına başladı seferlerin yolunu senden uzaklaştırma kılıcımızı sözümüzü batılı karşısında keskin eyle ey Rabbimiz ibretler veren sabırla yol gösteren sensin  hamd olsun Zaman nasıl kullanılır Zamanını boşa geçirmiş olmanın pişmanlığından daha büyük bir pişmanlık yoktur. Decameron Giovanni Boccaccio Özlem Koyun Özlem Koyun Pişmanlıktan ve boşa geçen zamanın şerrinden Cenabı Hakka sığınırım diyen Hz Alinin duasına necef halkı hep birlikte amin dedi Cenabı Haktan cihad ve kıyam ile geçen kahraman efendimiz SAV in ömrü gibi zaman dilerim diyen Hz
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İFK HADİSESİ (Hz. Aişe Anlatıyor)
Allah (ﷻ) şöyle buyurdu: 🌷 İçinizden (harcama ile) fazilet ve servet sahibi olanların akrabaya, yoksul (miskinlere) ve Allah yolunda hicret eden (muhacirlere, mallarından) bir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesi (gerekmez). Affederek (terk etsinler) ve kusurlarını görmezlikten gelsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah (kusurları) çok bağışlayan ve (Tevbe eden kimseye) merhametli olandır. Sebeb-i Nüzul: Hz. Ebubekir’in “Aişe konusunda söze dalan akrabaya, (teyzesinin oğlu, miskin ve muhacir) Mistah ve ashabına asla infakta bulunmayacağım” şeklinde yemin etmesi üzerine Nur suresi 22. Ayet nazil oldu. Bunun üzerine Hz. Ebubekir “Evet, ya Rabbi! isterim” dedi. Bu ayetin ardından akrabasına ikram ve ihsanda bulundu. Ardından Aişe ve Safvan konusunda söze dalan Abdullah ibn Übeyy ve ashabı hakkında Nur Suresi 23. Ayet nazil oldu. (İbn Abbas - Nur 22. Ayet) 🌷 O namuslu (hür), bir şeyden (zinadan) habersiz (iffetli), mümin kadınlara (Tevhid ehli Aişe’ye) zina iftirası atanlar, bu dünyada da (celde cezası ile) ahirette de (cehennem azabı ile) lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük (dünyada olandan daha şiddetli) bir azap vardır. Sebeb-i Nüzul: Ben habersiz iken bana iftira atılmış ve daha sonra bu bana ulaşmıştı. Şöyle ki: Rasulullah (sav) benim yanımda oturmakta iken birden ona vahiy geldi. Ona vahiy geldiği zaman onu uyuklama hali gibi bir hal kaplardı. Benim yanımda otururken vahiy geldikten sonra yüzünü silerek doğrulup oturdu ve “Ey Aişe müjdeler olsun” buyurdu. Ben de “Allaha hamd olsun, sana değil” dedim. Bunun üzerine Peygamber (sav), Nur Suresi 23-26. Ayetlerini okudu. (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, XLI, 245 (24720, Şuayb el-Arnaut); İbn Hibban, es-Sahih, XVI, 21 (7102); Taberani, el-Mucemül Kebir, XXIII, 121 (156); İbn Cerir et-Taberi, Camiul
Edebiyat
Hayırlı insanlar baharı getirenlerdir Ey sevgili mahmur gözlerinde gördüm o sevgiyi Kaşlarında süzdüm yüreğime düşen ince sızıyı Bir bakışın değdi ömrüme bahar sandım kendimi Rabia Asya Öztürk ADALARI KOYDUN ARAMIZA Şimdi küçük Abbas Hamdi Efendimiz SAV in yanına gelmiş kökünü atiden alıp geleceğe bakan bir şiir okuyordu ey sevgili mahmur gözlerinde gördüm o sevgiyi bir bakışın değdi ömrümün tüm zahmetine efendimiz SAV sahabe şair Kus b saide nin rahlesinde yetişen bu öğrencinin alnından öperek şunu öğütledi dilleriniz hakikat sözcüleri nasihat hazinesidir dilinizi muhafaza ediniz küçük sahabe efendimiz SAV e sordu can feda yoluna efendim insanların en hayırlısı kimdir efendimiz ilk önce küçük bir hurma ile çocuğu sevindirdi ashabım yıldızlar gibidir takip edin onlar en hayırlılar onları takip ederseniz sıratı mustakimi en doğru yolu bulur ölçü sahibi olursunuz dedi ve küçük şehit sahabelere bakarak onları kefenledi ve bedir ashabı uhudun okçuları için sahabelerden dua okumalarını istedi Efendiler efendisi Kuraanı huşu ile dinler iken sahabelerden öksüz Ahmet şu duayı okuyordu Allahım Rahman ve Rahim olan tek sığınağımız senin yolunda öldürülen ve ölenlere Rahmet mekanlarını aç tek barınağımızsın rahmetini bizden esirgeme işte hayırlı insan kavramını efendimiz SAV mübarek Âl-i İmrân, 104.ayeti okuyarak açıklıyordu  hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk onlar kurtuluşa erenlerdir baharı getirenlerdir Hz Aişe ve kuraan okuyan çocuk Bir gün olsun getirmedin baharı gönlüme Bir isyan çiçeği gibi uçurumum kıyısında bıraktın Limanında bırakıpta yerken açıp kayboldun Sonsuz maviliklerde bir düş gibi savruldun Rabia Asya Öztürk ADALARI KOYDUN ARAMIZA sana en samimi duygularımla, Açtığım ellerimi, geri boş çevirme. Sen af etmeyi seversin, bizi
Din
30 MAYIS 1924 - Fikriye Hanım'ın Ankara'da intiharı. Ve Mustafa Kemal'in kendisi için yazdığı şiiri: "İçsem de bir kadeh hayat iksirinden, zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den. Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden, Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden." Fikriye Hanım, Münih'ten İstanbul'a döndükten sonra, Atatürk'ün Ankara'ya gelmesine izin vermemesi üzerine kısa bir süre İstanbul'da kalmış, daha sonra Gelibolu'ya giderek, eskiden tanıdığı bir ailenin evinde bir sene kadar misafir edilmiştir. Ancak 1924 yılı mayısının sonlarında, başkasına ait bir nüfus cüzdanını kullanarak Gelibolu'dan İstanbul'a, oradan da Ankara'ya gelmeyi başarmış, 30 Mayıs günü Atatürk'le görüşmek üzere Çankaya'ya gitmişti. Köşke varışında bu arzusunun yerine getirilemeyeceği kendisine söylenildiği zaman, geri dönmek üzere -beklemekte olan- payton'a binmiş, payton'da, yanında taşıdığı tabanca ile intihar etmiştir. Fikriye Hanım’ın intiharı Latife Hanım biz gençlere diyor ki: “ATATÜRK, MİLLETİNİ ÇOK AMA PEK ÇOK SEVİYORDU. HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞTI. SEVİLMEYİ DE AYNI DERECEDE İSTİYORDU. SİZ GENÇLER, O’NU SEVMEK, O’NU SEVDİRMEK İÇİN MÜTEMADİYEN O’NDAN BAHSEDİNİZ, O’NA DAİR YAZINIZ.” FİKRİYE HANIM’IN İNTİHARINI ATATÜRK’ÜN ENİŞTESİ MUSTAFA MECDİ BEY’İN HATIRATINDAN DİNLEYECEĞİZ: —“ Benim bildiğim ve gördüğüme göre, ATATÜRK ‘ün şahsi sebeplerde en çok üzüldüğü, müteessir olduğu olay, FİKRİYE ‘nin intihar edişidir. Bizim ailece FİKRİYE dediğimiz bu çok güzel hanım, ATATÜRK ‘ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olmak dolayısıyla, bilhassa ZÜBEYDE Hanım’ı sık sık ziyarete gelir, AKARETLER ‘deki evimizde günlerce misafir kalır ve bu arada MUSTAFA KEMAL PAŞA ’yı da bir ağabey gibi sever, sayar, her hizmetinde bulunurdu. Hele nikâhlanarak birlikte gittiği bir MISIR ‘lı ile harem
E.
Bilmiyor annem, yastığın her soğuk tarafını çevirdiğimde ciğerime saplanan acıyı.
Duygu ve Düşünce