Müzik
youtu.be/lfQA_xprEGs?si=... Kibariye ( anne) Anneye karşı gelmeyelim, Nergis çiçeği gibi, Ne güzel kokarlar, Ellerinde çiçek çok güzel durur Ziya Gökalp
ama aşkların en güzeli, en mükemmeli anneye duyulan aşkın bile daha büyüğü o aşk ki sonsuz, müşfik, ateşli, zilzurna bir sarhoşun diğerine duyduğu (denendi onaylandı)
Reklam
Ebeveynlerle tartışmak ne kadar zor ya. Tartışınca onlara cevap veriyorsun, "sus uzatma anneye babaya cevap verilmez" deniyor. Onlar yanından uzaklaştıktan sonra kendi kendine söyleniyorsun " arkamdan söylenme yüzüme söyle diyor" Evlat olmak her zaman susmaya mı gerektirir, bilemiyorum. Ayşe ESMER
İnsan yavrusunun hayatta kalmasının evrimsel olarak "anne-baba olmayanların kolektif bakımına" (ortak ebeveynliğe) bağlı olduğu gerçeği karşısında; modern toplumun çocuk bakımını tamamen anneye fatura eden o kutsallaştırılmış kutsal annelik ideolojisi, aslında kadının cinsel ve sosyal özgürlüğünü elinden alan ataerkil bir tuzaktır.
Alıntı
Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Gönül kapım açık bekler her an o canan gibi Aşkın zincirini boynumdan çözemedim Ebuzer Özkan Gönül kapısı açılmamıştı islama Yinede cesurdu arslan avlardı sokaklarda Canan gibiydi yar gibiydi her mazluma Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Dedilerki gökler süslendi yıldızlar ile Bir arslan dolaşıyordu Mekke Medinede Hz Hamza dediki arslan ve tilki hep hikaye Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza cesurdu korkmazdı arslandı O şeytandan korunurdu heybetli insandı Mekkede Medine arslan avı ile yaşardı Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza Hz Muhammedin amcasıdır Candır canandır şehitlerin başıdır Mazlum aslana can zalim aslana avcıdır Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Kul Nefsani der bazı aşklar ilk gün gibidir Hamza peygamberimizin en sevdiğidir
Şiir
"Var mı bu dünyada adalet?"
​Her gün telefon ekranını yukarı kaydırırken, bir adliye sarayının önünde feryat eden bir anneye, hakkını aramak için dijital meydanlarda sesini duyurmaya çalışan bir babaya denk geliyoruz. ​Çünkü bu topraklarda adalet, artık mahkeme salonlarında sessizce tecelli eden bir olgu değil; sosyal medyada bir etiketin trend listesine girmesine, binlerce insanın aynı anda feryat etmesine bağlı bir "kamuoyu baskısı" haline geldi. ​Dünyanın en modern kanunlarını kâğıda dökebilirsiniz. Devasa adliye binaları dikebilirsiniz. Ama adalet harflerden ibaret değildir. Adalet, sokaktaki insanın "Bugün başıma bir şey gelse hakkımı arayabilir miyim?" sorusuna verdiği o sessiz güvendir. ​Eğer bir ülkede hakkı teslim almak için çığlık atmak gerekiyorsa... Eğer güçlünün, parası olanın, arkası sağlam olanın karşısında terazinin kefesi sürekli eğiliyorsa... Ve adalet sürekli geç kalıp, geç geldiği için aslında hiç gelmemiş sayılan bir teselli ikramiyesine dönüyorsa... ​Şimdi size soruyorum; var mı bu dünyada adalet?
Reklam
Reklam