Ainswort ve meslektaşları da anneler ve çocuklarıyla ilgili benzer araştırmalar yapmış ve üç tür ebeveyn- çocuk ilişkisi belirlemiştir ( Ainswort ve diğerleri, 1978). Birinci tür, güvenli çocuk- anne ilişkisidir. Bu ilişkide anneler çocuklarına karşı ilgili ve duyarlıdır. Bu tür bağlılık geliştiren çocuklar, anneleri yanlarında olmasa bile ona ulaşabileceklerini bilirler. Güvenli çocuklar mutlu ve öz güven sahibi olmaya eğilimlidir. Bunun tersi türde ise kaygılı-kararsız bir ilişki vardır. Bu ikilide anne, çocuğun gereksinimlerine karşı ilgili ve duyarlı değildir. Anne ayrıldığında çocuk kaygılanır, çoğu zaman gözyaşlarına boğulur. Bu çocuklar, diğer yetişkinler tarafından sakinleştirilemez ve alışık olmadıkları durumlarda genelde korku duyarlar. Üçüncü olarak kaçınmalı ilişkiler vardır. Bu ilişkideki anneler de, çocuklarına karşı çok duyarlı değildir. Ancak çocuk bu tavra anneye karşı uzaklık ya da duygusal kopukluk geliştirerek tepki gösterir. Bu çocuklar, anne ayrıldığında çok kaygılanmaz, anne döndüğünde de ona çok ilgi göstermez.
Sayfa 224·Kitabı okuyor
“Bir anneye nasıl ağlaması gerektiğini insan ancak annesi ölünce öğrenebiliyor. Başka bir ağlamaya benzemiyor çünkü. Öğrenilmiş, tecrübe edilmiş bir gözyaşı değil bu. Sadece anneye özgü bir ağlama biçimi. Anneye veda etme biçimi.”
Sayfa 31 - Doğan Kitap (10. Baskı, Şubat 2026)
Roman
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Korkunç olan bir şey, düşleri geride bırakan bir gerçeklik varsa, o da yaşamak, güneşi görmek, erkeklik gücüne tam olarak sahip olmak, sağlıklı ve neşeli olmak, yiğitçe gülmek, karşıda duran göz kamaştırıcı zafere koşmak, göğsünde bir ciğerin soluk aldığını, bir yüreğin çarptığını, beyninde bir iradenin akıl yürüttüğünü hissetmek, konuşmak, düşünmek, umut etmek, sevmek, bir anneye, bir kadına, çocuklara, aydınlığa sahip olmak ve birden, birkaç saniyelik bir çığlığın ardından bir uçuruma yuvarlanmak, düşmak, ezmek, ezilmek, buğday başaklarını, çiçekleri, yaprakları, dalları görmek, hiçbir şeye tutunamamak, boşuna çırpınmak, kılıcın bir işe yaramadığını, altında insanların, atların olduğunu, karanlıklarda bir çiftenin kemikleri kırdığını, bir topuğun gözleri oyduğunu hissetmek, atların nallarını öfkeyle ısırmak, boğulmak, hırlamak, büzüşmek, altta kalmak ve kendi kendine şöyle demek:Az önce yaşıyordum!
Sayfa 423·Kitabı okuyor
“Evli olmayan anneye, ahlaksız yaratık diyorsun. İsa bebeğe saygı gösteriyorsun. İsa çocuk, nikah kağıdı olmayan bir anne tarafından doğuruldu.” Ey, bu uydunun mihnet hanesindeki zavallı adam! Kendi sözlerini kendin anlamıyorsun.
Ama Mira'yı sevme alışkanlığından kurtulamıyordu ve sahip olabileceği anneye duyduğu özlemi, sahip olduğu anneyi koruma arzusundan ayıramıyordu.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
İnsan, hayatının hangi devrinde olursa olsun,anneye karşı daima çocuktur.
Sayfa 91