Sarya isimli Ermeni kadının Beşiktaş’taki evine gitmek üzere meyhaneyi terk ettim. İsminin anlamı gibi fazlasıyla özgür bir kadındı. Rakıya çok yakışan bir kadındı ama ne zaman görsem kanyak içerdi.
Her şey çiftleşme korkusuyla ikiye ayrılmıştır. Tuvaletler, iç çamaşırları, kokular, hatta haklar erkekler için ve dişiler için ikiye ayrılır. Toplum düzeni önceleri yaşamış insanların sonraki kuşaklar üstünde yarattığı bir takım şizofreniden başka bir şey değil. Cinsellikten habersizmiş taklidi yaparken bile mastürbasyon hazırlığındadır birçoğu. Duyguları bastırmaya çalışırken sapıklaşmaya başladığını fark etmez.
Barlardaki kızlar, bana tropikal adacıklar gibi gelirler. Dört tarafı erkeklerle çevrili et parçalarıdır onlar. Ada sayısı azaldıkça değerleri artar. Tatil için gidilir onlara. Bir haftadan fazlası sıkar.
Ben yalnız kaldım. Gece, yalnız kalmak gibisi yoktur. Aslında yalnız kaldığımızı sanırız ama en kalabalık anlar o anlardır. Tüm sevdiğiniz kadınlar, tüm eski dostlar, tüm canınızı yakanlar, tanıdık ölüler, tüm özlediğiniz insanlar oradadır. Hepsi beynini tırmalar.