Çok fazla şey biliyordum. İnsanların en kötü, en çaresiz, en umutsuz, en bencil hallerine şahit olmuştum. Ve bu bildiklerim beni ürkütüyordu. Bu yüzden gülümseyip başımı sallamayı, hissetmediğim duyguları göstermeyi öğreniyordum.
Kitap korkulanın aksine ağır bir felsefî metin içermiyor, daha çok üstadın hayat üzerine, sosyal yaşamsal konular üzerine akıp giden düşünceleri. 1800 lerde yazılmış olmasına rağmen yazar hem yaşadığı dönemi iyi anlatırken hem de günümüz konularına dokunuyor. Harika tespitler ve tadına doyum olmayan güzel kesitler içeren bir eser. Keyifle okuyunuz.
“Ne dilersin?” dedi Merkür, “Gençlik mi, güzellik mi; güç mü, uzun bir ömür mü; en güzel bakireyi mi, yoksa sandığımızda bulunan öteki nimetlerden birini mi? Sadece bir tanesini seçeceksin ama.” Bir an şaşırdım kaldım. Sonra tanrılara şu şekilde hitap ettim: “Çok saygı değer çağdaşlar, dileğim tek şudur ki, kahkaha hep benden yana olsun.