Bu yüzden kadın hiçbir formülle kesin olarak ifade edilemez, o sonlulukların bir sonsuzluğudur. Kadın ideasını düşünmeye eğilen erkek, sürekli değişen belirsiz şekiller denizine gözlerini dikmiş biri gibidir, ya da büyük dalgaların köpüklü tepelerine bakarak şaşkına dönen biri gibidir.
Oysa ben centilmenim -hem neden olmayım ki? Centilmenlik parayla değil ki, istediğin her şeyi de sağlıyor, bütün erotik hazlar için de şart. Centilmenlik kadınla erkek arasındaki bedensel haz ve şehvete karşılık gelen sembolik dildir. Doğanın ilkel bir dilidir, aşkın genel dili gibi. Seslerden değil maskelenmiş arzulardan ve sürekli değişen dileklerden oluşur.
Ama siz hepiniz talihsiz âşıklarsınız, bu yüzden kadını yeniden şekillendirmek istiyorsunuz. Tanrı korusun. Ben kadını olduğu gibi seviyorum, tam olduğu gibi.
O zaman bu kalbi kırık adamın zaman zaman kendini eski bir şarkının nakaratıyla teselli etmesine şaşmamak gerek: Ne mutlu sana ve bana, o gün hiç unutulmaz!
Oysa kadın bir dâhidir, bu niteliğinden ötürü sevilir, baştan sona eğlendiricidir. O halde kadın aşktan ölür. Tabii ki -zaten öleceğini söylememiş miydi? Onun dokunaklılığı burada yatar; çünkü kadın erkektir -en azından hiçbir erkeğin yapmaya cesaret edemeyeceğini söylemeye cesaret edecek kadar erkektir.