Raif Efendi’nin içine kapanık, sıradan görünen hayatının ardındaki o muazzam Berlin anılarını ve Maria'ya olan o saf, ölümsüz aşkını okurken kendimi baya kitaba kaptırmıştım. İnsanın insanı anlamasının ne kadar zor olduğunu ve yalnızlığı anlatıyor.
Liseye giderken okumuştum ve hâlâ sevdiğim bir kitap. Hatta sınıfta okurken arkadaşımın şekeri düşmüştü herkes ona hemen arka sıramda yardım ederken -ki bir arkadaşım kantine bile gidip geri gelmiş- o gürültüye rağmen okuduğum sahneyi o kadar yaşıyordum ki hiçbir şey duymamıştım. Hatırladığım kadarıyla o sahnede Raif Efendi köprüde sevdiği kadını uzaktan izliyordu, kitabı bitirdiğimde gerçek dünyaya dönmüştüm. Zil sesini bile duymamıştım. o kadar kitaba kendimi kaptırmışım, siz düşünün artık._. kitabın içine girmiş dünyadan soyutlanmıştım ve bu olayı bir daha hiç yaşayamadım.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali
Güzel di ilk okuduğum kitaplardan , yani insanın hayata bakış açısını bir nevi bir çocuğun bakışları ve bir yetişkinin bakışları arasında ki farkı çok güzel anlatılmış
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Ez - De Yayınları · 2015279,7bin okunma
ilk bakışta çocuk kitabı gibi duruyor ama aslında yetişkinlerin biraz canını acıtan, biraz da içini yumuşatan bir hikâye.
Bir çocuğun gözünden dünyayı izliyoruz ama her sayfada “biz ne ara bu kadar karmaşık olduk?” sorusu kafaya çakılıyor. Küçük Prens’in gezegenden gezegene yaptığı yolculuklar aslında insan tipleriyle yüzleşme gibi: güç peşinde koşan kral, yalnızlıktan kaçan içici, sürekli sahip olmak isteyen iş adamı… Her biri biraz tanıdık, biraz rahatsız edici.
En vurucu tarafı ise Küçük Prens’in o saf bakışı. O, yetişkinlerin “mantık” diye savunduğu şeylerin çoğunu anlamıyor çünkü aslında gereksiz buluyor. Ve kitap ilerledikçe fark ediyorsun ki belki de haklı.
Tilki kısmı ayrı bir yer ediyor insanda: “Evcilleştirmek” meselesi… Bağ kurmanın sorumluluk getirdiğini, ama aynı zamanda hayatı anlamlı kıldığını çok sade bir dille anlatıyor. O sahne bitince hafif bir boşluk kalıyor zaten.
Sonu da öyle “büyük olay” gibi değil ama duygusu ağır. Sessiz bir vedası var kitabın.
Kısacası: kısa, basit gibi ama içinde insanı büyüten bir şey var. Bir kez değil, farklı yaşlarda tekrar okunması gereken kitaplardan.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Hece Yayınları · 2015279,7bin okunma
Bazı kitaplar vardır, sayfa sayısı azdır ama bıraktığı etki yıllarca akılda kalır. Küçük Prens benim için tam olarak öyle bir kitaptı.
İlk bakınca çocuklara yazılmış gibi görünse de satır aralarında büyüklere söylenmiş o kadar çok şey var ki... Özellikle insanların büyüdükçe kaybettiği bazı duyguları ve bakış açılarını çok sade ama etkili bir şekilde anlatıyor. Hikâye ilerledikçe kendimi sık sık durup düşünürken buldum.
En sevdiğim tarafı ise kimseye ders vermeye çalışmadan insanın kalbine dokunabilmesi oldu. Kısa sürede biten ama bittikten sonra uzun süre akılda kalan, farklı yaşlarda tekrar okununca farklı şeyler hissettiren nadir kitaplardan biri bence. Ben okurken hem gülümsedim hem de biraz hüzünlendim.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,7bin okunma
Büyüdükçe kaybettiğimiz o saf bakışı, hesapsız sevgiyi ve evrenin en basit doğrularını çocuksu bir bilgilelikle yüzümüze çarpıyor. Her yaşta okunduğunda farklı bir yerimizi acıtan, aslında yetişkinlerin o karmaşık ve sığ dünyasına tutulmuş en naif ayna. Gerçekten de insan sadece yüreğiyle baktığında görebiliyor hayattaki o en kıymetli cevherleri.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma
Bir kitabı yarım bırakmak benim için pek alışıldık bir durum değil. Hatta başladığım kitapları, sevmesem bile bitirmeye çalışan bir okurum. Ama İnsanların Dünyası ile 63. sayfada yollarımızı ayırdık. Ve ilk kez yarım bıraktığım kitap oldu..
Yıllardır elimde duran bir seriydi. Artık okuyup yavaştan bitsin istedim ama olmadı. Saint-Exupéry'nin ne anlatmak istediğini anladım. Posta uçakları, pilotların yaşadıkları, dönemin zorlu haberleşme koşulları ve insanın sorumluluk karşısındaki hâli... Hatta yazarın kendi deneyimlerinden ve arkadaşlarının hikâyelerinden izler taşıyan bir anlatı olduğunu da fark ettim.
Fakat ne yazık ki tek bir sayfa daha okuma isteği uyandırmadı. Merak etmedim, heyecanlanmadım. Sayfaları çevirmek benim için bir keyiften çok göreve dönüştü.
Belki yanlış zamandı, belki de doğru okur değildim. Ama bazı kitaplar bitirilmek için değil, bize neyi sevmediğimizi göstermek için karşımıza çıkıyor.
Küçük Prens benim için hâlâ çok özel bir yerde duruyor. Fakat aynı yazardan İnsanların Dünyası ile yollarımız beklediğimden çok daha erken ayrıldı.
İnsanların DünyasıAntoine de Saint-Exupéry · Dokuz Yayınları · 20202,437 okunma