“Onu düşünmekten kendimi alamıyorum . Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum . Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değil bu . Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi . Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan , yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi .”
Çünkü sosyalizm yoksul emekçi kitlelerin işsiz kalmaması, iyi koşullar altında yaşaması , doya doya yemesi içmesi , rahat bir evde oturması , hastayken bakılması , geleceğe güven duyması değildir sadece. Ömürleri boyunca bir zindana kapatılırcasına kültür yoksulluğuna mahkum olanlara , bilimin , sanatın , edebiyatın , müziğin kapılarının açılması da sosyalizmin başlıca amaçlarından biridir. Ve açlıktan ölen , soğuktan titreyen , hastane kapılarında can veren bir insanın yazgısı ne denli acıysa ; doğanın güzelliğinden, düşünceden , şiirden , müzikten haz duymayan bir insanın yazgısı da o denli acıdır.
Hiçbir çiçek ne kadar güzel koktuğunu kanıtlamak için dalından kopmaz. Kendinizi göstermek için özünüzden kopmayın. Bırakın var olduğunuz yerde bilsinler değerinizi. Koparsanız, solarsınız.
“Nasıl oluyor da tartışmalarda kültürsüzler ve cahiller sizden daha kuvvetli olup sizi susmaya mecbur ediyorlar? çünkü onlar yanlış prensiplerine kuvvetle inanmışlardır; siz ise kendi prensiplerinizin gerçekliğine zayıf bir ilişik ile bağlısınız.”
—Epiktetos