Son zamanlarda sık sık çocukluk fotoğraflarıma bakıyorum. Nasıl tatlı bir kız görsen, götünü yerim ben onun. Bu beden nasıl böyle büyüdü, o çocuk nereye gitti diye düşünüyorum uzun uzun. Her nereye gittiyse sonsuza kadar geri gelmeyeceğini biliyorum. Bir daha ellerim hiç öyle minik olmayacak yani, fiziksel bir şeyden bahsediyorum. Her nereye gittiyse ama, çok uzaklara gitmediğini de biliyorum. Buralarda işte... Geceleri kıldan ince, kılıçtan keskin köprülerde yürürken, köpekli tişörtü ve kanamış dizleriyle karşıma çıkıyor. Onun o masumiyetini görünce kucağıma alıp sarılmak, kalbime sokup saklamak geliyor içimden. Galiba öyle de yapıyorum. Büyürken çok yoruldu, şimdi biraz dinlendiriyorum. Uykuya dalana kadar başında bekliyorum. Çok sevdiği abisinin hep yaptığı gibi, eğilip saçlarından öpüyorum. Aşktan sevgiden geçtim. İnsanız, şefkate ihtiyacımız var Osman.